
|
|
|
 |
|
|
Kardeş şehrimiz Sousse’tan sokak manzaraları
Satır Arası / Deniz Sipahi
Geçen yıl Mayıs aylarında bir grup gazeteciyle Tunus’a gitmiştik.
Tunus hükümetinin davetlisi olarak gittiğimiz bu ülkede yaklaşık on şehri görmüş ve geziyi Tunus Turizm Bakanı Tijani Haddad ile sohbet ederek tamamlamıştık.
Geçenlerde yine bir grup gazeteci Tunus’taydı.
* * *
Hürriyet’ten İsmail Şahin benimle benzer gözlemlerde bulunmuş ve şöyle bir yorum yapmış.
"Tunus’u baştan sona dolaştık, ancak tesettürlü kadına rastlayamadık. Çünkü siyasal İslam’ı temsil edecek şekilde tesettüre girmek yasak. Hem Cumhurbaşkanı Binali, hem de laik iktidar kadın haklarını korumak ve özgürlük adına tesettüre karşı. Ancak insan hakları örgütleri, türban yasağı nedeniyle kız öğrencilerin zulüm gördüğünü ve eğitim hakkını kaybettiğini öne sürüyor.
Ülkede iktidarda bulunan Anayasal Demokrasi Yürüyüşü Partisi Genel Sekreteri Hedi Mhenni, ‘Eğer bugün türbanı kabul edersek, yarın kadınların çalışma, oy kullanma ve eğitim haklarının da yasaklanmasını kabul edeceğiz. O zaman kadınlar sadece bir üreme ve ev işlerini görme aracı haline gelirler’ diyor ve ülkede geniş bir kesim bu görüşe destek veriyor. Bin yıllık bir tarihe sahip olan Tunus efsanevi Kartaca İmparatorluğu, Romalılar, Müslüman-Arap çağı ve 300 yıl Osmanlı İmparatorluğu’nun hakimiyetinden sonra Fransa’nın sömürgesi oldu. 50 yıl önce bağımsızlığını kazanan Tunus Arap-Berberi kökenlerine sahip çıkıyor ve diğer taraftan da laiklik ilkesini benimseyerek radikal İslam’a karşı mücadele veriyor.
Resmi dairelerde, okullarda ve üniversitelerde tesettür yasak. Hükümet politikası olarak türban milli sembol olarak kabul edilmiyor. Okullarda başlarına Berberi geleneğine uygun çember denilen örtülerden takan kız öğrenciler var. Ancak başı tamamen açık olan öğrencilerin sayısı daha fazla. Hükümet hala kapanmakta direnen kadınlara geleneksel kıyafetlerini giymeleri uyarısında bulunuyor. Ancak insan hakları örgütleri, kamusal alandaki türban yasağı nedeniyle kız öğrencilerin zulüm gördüğünü ve eğitim hakkını kaybettiklerini ileri sürüyor...''
* * *
Tunus ile ilgili bazı rakamlar vereyim.
Cumhurbaşkanı Zeynel Abidin Bin Ali, 1993’te yürürlüğe giren ve devam eden bir dizi reformla kadın haklarına yeni boyutlar kazandırdı. Bugün Tunus’un eğitim ve sağlık sektörlerinde çalışanların yarısı kadın. Parlamento üyelerinin yüzde 25’i ve yerel yönetimlerin yüzde 21’i kadınlardan oluşuyor. Altı yaşındaki kızların yüzde 99’ı okula gidiyor. Kadınlarda okur yazarlık 1966’daki yüzde 24 iken, 2000 yılında yüzde 69.9’a çıktı. Üniversitelerde ise yüzde 57’yle kadınlar erkeklerden daha fazla.
Geçtiğimiz yıl İzmir ile Tunus’un Sousse kenti arasında kardeşlik protokolü imzalandı.
Sousse kenti de bu program kapsamındaydı. Karşılaştırdığımızda iki kent arasında müthiş farklılıklar var. İzmir, sadece Türkiye’nin değil, Avrupa’daki birçok kentten çok daha modern bir görünüme sahip.
Tunus’un geneliyle Türkiye’yi de karşılaştırdığımızda; Türkiye’nin hem ekonomik, hem gelişmişlik açısından çok daha önde olduğunu görüyoruz.
Ama kadınların toplum hayatında daha aktif rol almaları söz konusu olduğunda ortaya çok farklı sonuçlar çıkıyor.
* * *
Atatürk’ün attığı ve dünya için bile erken adımlar; ne yazık ki ileriki yıllarda kullanılamadı.
Parlamento aritmetiği göz önüne alındığında da bu böyle, sivil toplum hayatı dikkate alındığında da...
Ben bir dönem için ''pozitif ayrımcılığı'' savunuyorum ama bunun sorunların aşılmasında radikal bir çözüm olamayacağını düşünüyorum.
İçinde olduğumuzda farkedemiyoruz ama Türkiye gerçekten büyük bir ülke...
Dışarıdan algılanışı da öyle...
Tunus’ta sokak fotoğrafları böyle...
Türkiye’de ise biz neler tartışıyoruz.
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|
|