|
Yavru kedi "Zibidi"nin kızıştığı sanıldı
Kediler, insanlara oranla özerk bir kimliğe sahip olduklarından, o nedenle de tercihlerinde hemen hiç hata yapmadıkları için; oldum bittim bir nankörlük simgesi olarak damgalanmışlardır.
Kediler nankör değil, sadece insanoğlunun kendine oyuncak arayan saçma sapan egemenlik kaprislerine uyumlu değillerdir.
Ve derinden derine çok iyi bilirler kendilerinin diliyle isteklerinden kimlerin anlayıp anlamadığını...
***
Kediler; yüzleri de, renkleri de, hatta huyları da birbirine benzemeyen kediler...
Onlar, cumhurbaşkanlığı seçimleri arifesinde; içerideki "yoksulluk sınırı"nı hiç önemsemeden, sadece "Irak sınırını" ateşli nutuklarla yangınlaştırarak; Ankara iktidarını, Beyaz Saray'la pençe pençeye getirme taktikleri peşinde değillerdir.
***
Onlar, sanki gizli bir iç sömürgenin kullarıymışçasına çeşitli sansürlerle çemberlenmiş insanları, ne devletin kutsallığını savunma yiğitliğine yönlendirirler; ne ekonomi bilincinden yoksun yığınların tepesinde, saltanat sürme dalaşmalarına girişirler...
***
Kediler...
Politik çalkantılar da vız gelir onlara, bulaşıcı iç savaşlar da, ilkel töre cinayetleri de...
***
Şaşırtıcı sürprizlerin gizli nüktelerini dantelleme virtüozu Şafak Barış'la, eşi Yük.Müh. Doğan Barış, sokakta bir yavru tekir kedi bulup eve almışlar.
***
Ürkek bakışlı, kuyruğu havada, yavru bir tekir kedi. Sokaklarda geçirdiği günlerin kaygılarını henüz atamamış üstünden. Özellikle eve misafirler geldiğinde, bir oraya gidip saklanıyor, bir buraya...
***
Şafak, harika isimler bulur kedilerle köpeklere. Bizim Köyceğiz'deki radyom bakışlı simsiyah Otello'nun adını da o koymuştu vaktiyle. Yavru tekir kediye de "Zibidi" adını takmış hemen.
***
Dünyada atmosferi kirleterek kuraklık yaratan petrol ve doğal gaz yerine, yeni enerji kaynaklarının da piyasasını hazırlayacağa benzeyen iklim değişiklikleri sonucu, İstanbul'da da kış mevsimi, bir bahar başlangıcını andırmaya başladı ya...
4 aylık dişi bir yavru olan Zibidi de, apartmanın arka bahçesinde toplanır gibi olan erkek kedilere pencereden bakarak bir miyavlama tutturmuş.
***
Bir miyavlama, bir miyavlama...
Havaların baharı andırmaya başlamasıyla, Zibidi'nin de, henüz 6 aylık bile olmadan kızıştığına hükmedilmiş...
Şafak, Zibidi'nin miyavlamalarını kesmek için, arka bahçede dolaşan erkek kedilerin üstüne sular fırlatıyormuş.
Ama miyavlamalar bitmemiş tükenmemiş.
***
İnsanlarda zibidilik, "kurnazlık"la "akıl" arasında; kurnazlık iskelesine tırmanıp, akıl teknelerini suçlaya suçlaya uzaklaştırma, hatta batırma çabası olarak arz-ı endam eder.
Yavru tekir kedi de ise Zibidi adına layık olma çabası, bitmez tükenmez bir miyavlamayla göstermiş kendisini...
***
En sonunda Doğan Barış, Zibidi'yi veterinere götürmüş.
Zavallının bağırsaklarında meğer kurt varmış, ondan miyavlıyormuş.
Anlaşılıyor ki her miyavlama -siyasetçi nutuklarında da olduğu gibi- derin bir sevdalanma işareti değil; bazen de bir kurtlanma göstergesi...
***
Çocukluğundan bu yana kedisiz yaşamayan kardeşim Dr. Gülderen Alpagut ile Dr. Ercan Alpagut da; basık yüzlü, kabarık bol tüylü yavru bir İran kedisi almışlar.
Kediye de, bendenizin henüz daha lisedeyken yazmaya çalıştığım bir şiir denemesinden esintili olarak Minnoş adını koymuşlar.
***
Daha görür görmez insanın kucağına alıp hemen öpesi geldiği Minnoş'u okşarken, ilk gençliğe takılı kalmış o dizeleri hatırladım:
Her gün ikindi vakti arar gözlerim seni,
Çınlar kulaklarımda sıcak şen gülüşlerin.
Çiğner zamanı pencereden gün değirmeni,
Minderde yok Minnoş, sesi mahzun semaverin.
***
2007 yılının yaratacağı serüvenleri, kimbilir kimler nasıl yaşayacak?
Zibidi, Minnoş, Otello ve samur kürklü yaşlı Mörlin; hiç tınmıyorlar "onlar-biz" ayrımının, gitgide daha sarsıcı olacak depremler yaratmasını...
Çünkü kediler, tercihlerinde hemen hiç hata yapmazlar. Bilirler ne zaman yüzü koyun pusuya yatacaklarını ve ne zaman kimlerin yanında bacaklarıyla karınlarını açarak sırt üstü yatacaklarını...
***
Keşke hayatı her gün sevebilmek de, kucağa çıkmış bir kediyi sevip okşamak kadar tatlı olabilseydi...
c.altan@prizma.net.tr
|
|