|
Ezberler bozulurken (2)
Cevat Öneş'in, 41 yıl boyunca çalıştığı MİT'in Müsteşar Yardımcılığı'ndan önceki yıl emekli olmuş deneyimli bir istihbaratçının Kürt sorunu ile ilgili olarak Milliyet'te iki gündür çıkan değerlendirmelerini okudunuz mu?
Okumadınızsa, mutlaka okuyun.
Ben bugün ikinci yazımı yazıyorum bu konuda.
Dün de belirttim.
Cevat Öneş'in söyledikleri ilk kez söylenmiyor. Ama önemli olan bu görüşlerin, MİT'in içinden en üst düzeyde bir istihbaratçı tarafından kamuoyu önünde açıkça söyleniyor olması...
Ayrıca, Türkiye'de bugüne kadar siyasi parti liderlerinin, iktidar sahiplerinin hiç söylemediklerini de söylediğini unutmayın Cevat Öneş'in.
Bu değerlendirmeler, Türkiye'nin en temel sorunuyla, yani Kürt meselesiyle ilgili olarak devlette de bazı ezberlerin, yerleşik düşünce kalıplarının artık kırılmaya başladığını gösteriyor.
Türkiye'yi daha iyiye götürebilecek bir gelişme olduğu için önemsiyorum bu noktayı...
Bakın ne diyor Öneş:
"PKK, Türkiye'nin realitesi... Tarihsel Kürt sorununun yarattığı bir sonuç. PKK, Irak'taki 3 bin militandan ibaret değil. Türkiye dağlarında sayıları azalmasına rağmen, binlerle ifade edebileceğimiz militandan ibaret değil PKK..."
Bakın ne diyor:
"PKK'nın etkilediği ve bizim hukuki olarak, meşru olarak muhatap aldığımız yapılar var. Bunlar, belediyelerden sivil toplum kuruluşlarına kadar yayılıyor. Ayrıca yurtdışındaki örgütlenmeleri var. Böyle bir gerçekle karşı karşıyayız."
Bakın ne diyor:
"Irak'taki silahlı gücü ortadan kaldırdığın zaman PKK sorunu bitmiyor. Olay, silahlı gücün ortadan kalkmasından sonra da devam edecek olan sorunları da ortadan kaldırabilmek, çözümleyebilmek ve demokratik hayatın meşru, hukuki zeminleri içerisine çekebilmek. Bütün olay bu..."
Bakın ne diyor:
"Amerika ile bütünleşen bir Kuzey Irak'ın Türkiye'ye yönelik politika üretimi de olacaktır. O açıdan PKK olayına yaklaşırken, bunu sadece Öcalan olayı olarak ortaya koymamak lazım. PKK'nın doğru ya da yanlış, ama söylem olarak ortaya çıkarttığı Türkiye bütünlüğü içindeki çözüm ifadelerini önemsiyorum."
Bakın ne diyor:
"Kürt sorunu, Türkiye'nin siyasal istikrarının sağlanması, ekonomik gelişmesi bakımından önemlidir. Hele hele şimdi Ortadoğu'da, Kuzey Irak'ta gelişme kaydeden olaylar karşısında, bizim bünyesel sorunumuzu kendi irademizle çözmemiz ve güçlenmemiz konusu hayati bir öneme sahiptir. Bunu yapmazsak, iç bünyesindeki riskler ve bölünmüşlük, Türkiye'nin ekonomik, sosyal, siyasal hayatına yeni darbeler vurur."
Bakın ne diyor:
"Devletin elinde her zaman formüller, planlamalar var. Ama bugüne kadar bu yapılan planlamalardan Kürt sorununa ilişkin istediğimiz neticeyi alamadığımızı herkes gördü ve herkes biliyor. İlgili kurumların bu duruma duyarsız kalmaması gerekir diye düşünüyorum."
Bakın ne diyor:
"Kürt sorununun çözülebilmesi için partiler üstü bir adımın atılabilmesi, bir kararlılığın gösterilebilmesi, belki iktidardan gidebilme kararlılığının da gösterilebilmesi lazım. Bunun için yeterli gayret, irade gösterilmedi. İrade demek, söz ve beyanlar değildir."
Evet, söylenenleri bir daha aktarıyor, altlarını yine çiziyorum.
Çünkü, eski MİT Müsteşar Yardımcısı Cevat Öneş'in fazla yoruma ihtiyaç göstermeyen bu açıklamaları, Milliyet'in manşetindeki gibi tarihi özeleştiri niteliği taşıyor.
Yalnız bu da değil.
Aynı zamanda tarihi bir dönüm noktası da sayılabilir. Kürt sorunu gibi, Güneydoğu ve PKK gibi Türkiye'yi kanatan, enerjisini birçok bakımdan olumsuz yönde tüketen sorunların üzerine nasıl gidilmesi gerektiğini gösterdiği için öyledir.
Dileriz, duayen bir istihbaratçının, Cevat Öneş'in değerlendirmeleri, hem devletin sivil ve askeri kademelerinde, hem de iktidarı ve muhalefeti ile siyaset sahnesinde gereken ilgiyi görür, serbest tartışma ortamlarına yol açar.
Kanlı tuzak!
Hrant Dink, değerli bir meslektaşım ve yakın dostumdu.
Son derece üzgünüm.
İçim acıyor.
Hrant kardeşime yapılan bu suikastı lanetliyorum.
Hrant kardeşime sıkılan bu kurşunlar bu topraklarda barışa, istikrara, huzura sıkılan kurşunlardır.
Bu suikastla Türkiye'ye kanlı bir tuzak kurulmak isteniyor. Türkiye bu suikastla bir tuzağa çekilmek isteniyor. Bu tuzak Türkiye'de kardeşi kardeşe düşürmek isteyen, Türkiye'de demokrasinin yolunu kesmek isteyen güçlerin, karanlık odakların bir tuzağıdır. Bu tuzağa düşmeyelim. Sevgili kardeşim, değerli meslektaşım Hrant Dink'i hiç unutmayacağım. Onun anısı, Türkiye'de barışa ve demokrasiye açılan yolu, hiç kuşkum yok, aydınlatacak.
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|