Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 20 Ocak 2007 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Rezillik


Hrant Dink, 14 Şubat 2000 Sevgililer Günü'nde şöyle yazmış...
Sevgilim...
İnan ben, seni onursuz hiçbir sevdayla aldatmadım.
Bedelin pahalıydı, ödedim... Ödeyeceğim.
Ve günün birinde sevgilim, gözlerim yorulanda...
Çağır çocukları yanına...
Aç gözlerimi son bir kez...
Onlara bebeklerimi göster ve de ki:
"Sizin babanız beni
İşte bunlarla sevdi."
Bu satırlar, onları yazanın sımsıcak bir yüreğe sahip olduğunun kanıtlarıdır.

Yetimhanede yetişen solcu
İyi bir aile babasıydı.
Eşi Rakel'den 3 çocuğu oldu.
Tanıdığım başka Ermeni aydınlar gibi Hrant Dink de İstanbul Ermeni yetimhanelerinde okudu.
Eşi Rakel'i de oralarda tanıdı.
İkisi de daha sonraki yıllarda bu yetimhanelerde yöneticilik yaptılar.
Kendileri gibi Ermeni çocuklara eğitim ve şefkat verdiler.
Hrant, sol siyaset kökenliydi.
Ancak... Şiddet ve kan kültürüne karşıydı.
"Bizim de sesimizi duyurmamız gerekir" diyerek 5 Nisan 1996'da haftalık AGOS gazetesini yayımlamaya başladı.
O gazetenin önünde vurularak yaşamını yitireceğini bilmem hiç aklından geçirmiş midir?

Nereye gidebilirim ki?..
Belma Akçura'yla Hacıbaba restoranda karşılaşmışlar.
"Elektronik posta adresini ver. Sana bir şey göndereceğim" demiş.
Dün sabah konuşmuşlar.
AİHM'ye başvurusunu göndermiş.
"Benzer durumda olan herkesin beraat ettirildiğini ama kendisinin 6 aya mahkûm edildiğini" anlatıyor başvurusunda...
"Bunun nedeni Ermeni olmam mı?" diye sorguluyor.
1986'da askerlik yaparken de bütün arkadaşlarına rütbe verilirken, kendisinin er çıkarıldığını ve bu ayrımcılıktan duyduğu üzüntüyü anlatıyor.
Mahkûmiyeti kesinleşirse, eşini, çocuklarını alıp Türkiye'den gideceği yolundaki sözleri nedeniyle kendini şöyle eleştiriyor;
"Nereye gideceğim? Ermenistan'a mı? Oradaki daha da büyük haksızlıklara suskun kalamam. Avrupa'ya, Amerika'ya mı?.. Türkiye'nin dışında 3 gün kalsam, özlem bastırıyor. Hemen dönüyorum. Nereye gidebilirim ki?"
İşte böyle bir yüreği susturdular.
Hrant Dink'in bazı söylemlerini ben de hiç onaylamadım ama onun kanını akıtmak için birkaç kelime nasıl gerekçe olabilir?..
Toprağı bol olsun.
Ailesine, Ermeni cemaatine, tüm ulusumuza başsağlığı diliyorum.

GAZETECİ ÖLÜMLERİ
Bu kaçıncı iğrenç cinayet?
Beyti restoranda, Avrupalı gazetecilerle birlikteydik. Özgürlük, demokrasi, gazetecilik konuşulan DYH Buluşma Günleri'nin etkinliği sürüyordu.
Hrant Dink'in öldürüldüğü haberi salona bir buzdağı gibi çarptı.
Donup kaldık.
Türkiye'ye yapılabilecek en büyük fenalıktı bu.
Ne zaman sular bulansa, siyasetin üzerine hava kurşun gibi ağır çökse, gazeteci cinayetleri başlar.
Abdi İpekçi'nin öldürülüşü 12 Eylül 1980 İhtilali'nin kanlı işaretiydi.
Nasıl da kıydılar ona!
Haberi daha 1 gün önce beraber birkaç kadeh içtiğimiz Ankara Oteli'nin barında telefondan öğrenmiştim.
Hukuk'tan arkadaşım Uğur Mumcu'yu da bir bomba tuzakla öldürdüler.
Ardından ilk gençlik yıllarımdan arkadaşım Çetin Emeç'i otomobilinde vurdular.
Vücuduna her kurşun saplanışında, göğsü adeta seyiriyor, gözlerini açarak hayretle katiline bakıyormuş.
Ne günahı vardı Çetin'in!
Ya sevgili Ahmet Taner Kışlalı'nın katli!..
Uzun bir ara...
Ve şimdi de Hrant Dink.
Bu kurşunlara duyduğum öfke kadar utanç da duyuyorum.
Türkiye gene bir rezil cinayetle dünya medyasında yankılanacak.
Papaz öldüren, papaz yaralayan, sinagog, konsolosluk bombalayan, Ermeni gazeteci vuran bir ulus olarak görülmeyi hak etmiyoruz.
Bunu yapan kanlı eller, bir örgütün olabilir.
Hrant Dink'i hedef gösterenlerin gaza getirdikleri bir psikolojik sorunlu olabilir katil.
Duyarlı siyaset sürecini krize dönüştürmeyi amaçlayan güçlerin de eylemi olabilir.
Hatta onlar Hrant Dink'in "makul olmaya" çağırdığı Ermeni diasporasının kiralık tetikçileri de olabilir.
Hepsini lanetliyorum.

gunericivaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Hrant Dink'in katilleri
BÖYLE bir cinayeti tanımlayacak kelime bulmak...
Çetin ALTAN
Yavru kedi "Zibidi"nin kızıştığı sanıldı
Kediler, insanlara oranla özerk bir kimliğe s...
Melih AŞIK
Yine vurulduk...
Türkiye'yi şu anda en etkili şekilde karıştır...
Fikret BİLA
Anayasa değişebilir
Cevat Öneş, emekli MİT Müsteşar Yardımcısı. M...
Hasan CEMAL
Ezberler bozulurken (2)
Cevat Öneş'in, 41 yıl boyunca çalıştığı MİT'i...
Güneri CIVAOĞLU
Rezillik
Hrant Dink, 14 Şubat 2000 Sevgililer Günü'nde...
Can Dündar
Sıdesutyun Paregamıs! (Elveda Dostum!)
Adam gibi adamdı.
Abbas GÜÇLÜ
Sıradan bir cinayet mi?
Bir meslektaşın hunharca öldürülmesinden daha...
Semih İDİZ
Hrant'ın katili, damarlarımıza karışan zehirli kandır
Hrant Dink çok sevdiğim bir arkadaşımdı. Kend...
Metin MÜNİR
Müşteri ulus
Avrupa Birliği ve Amerika'da küresel ısınma ü...
Hasan PULUR
Kerkük üzerine...
YİNE ham hayaller peşinde koşmayalım. Diyelim...
Derya SAZAK
Hrant'a kıymak
Fuat Keyman'ın telefonuyla acı haberi aldım: ...
Meral TAMER
Başbakan'ın genelgesine kim inanır?
Önceki gün Resmi Gazete'de yayımlanarak yürür...
Yaman TÖRÜNER
Neyi, nasıl anlatmalı?
İnsanlar ne söyledikleri ve nasıl söyledikler...
Güngör URAS
Hrant'ın Agos'u
Hrant Dink'in genel yayın yönetmeni olduğu "h...
M. Ali BİRAND
Hırant'ı Türk düşmanları öldürdü
Bugün ben kendimi Hırant Dink'in yerine koyuy...

© 2006 Milliyet