Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 20 Ocak 2007 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Sıradan bir cinayet mi?


Bir meslektaşın hunharca öldürülmesinden daha can sıkıcı ne olabilir? Nedense hedef hep gazeteciler. Ne zaman Türkiye bir yerlere çekilmeye çalışılsa, aydınlara yönelik suikastlar peş peşe geliyor. Umarız bu, bu dönemin, ilk ve son suikastı olur. Polise çok iş düşüyor. Arkasındaki karanlığı bir an önce aydınlatmalı ki gerçekler ortaya çıksın.
Başta ailesi olmak üzere yüreği cız eden herkese başsağlığı ve sabır diliyoruz...
Öğretmenlerin KPSS çilesi yetmiyormuş gibi şimdi bir de branş sınavı getirildi. Aslında gecikmiş bir karar. Ama zamanlaması yanlış. Böylesi kararlar, en az bir yıl önce alınıp bir sonraki sınavda yürürlüğe konulmalıdır. Aksi bir durum, mevcut sisteme göre, sınava hazırlananlara karşı büyük bir haksızlık yaratır. Bu yüzden, branş sınavı 6 ay sonraki değil, bir yıl sonraki sınavda dikkate alınmalıdır.
Branşa yönelik bir sınavın yapılması doğru bir karar. Atamalarda KPSS puanının yüzde 50'si ile MEB tarafından yapılacak branş sınavının yüzde 50'sinin dikkate alınması da doğru bir karar. Ama ikinci sınavı neden tıpkı KPSS'de olduğu gibi ÖSS değil de MEB yapıyor? Asıl kafa karıştıran bu. Umarız sınavın objektifliği tartışma konusu olmaz.
Söz hazır öğretmen atamalarından açılmışken şu iki konuya da açıklık getirmek gerekiyor. Eğitim fakültelerinden mezun olan herkes öğretmen olmalı mı? Yoksa çeşitli sınavlardan geçirmeli mi? Ayrıca bir de baraj puanı getirilmeli mi?
Öğretmen adaylarının önemli bir bölümü bu konuda ellerindeki diplomanın öğretmen olmaları için yeterli sayılması görüşünde. Sınavın her türlüsüne, hele hele yeterlilik puanı ya da yeterlilik sınavı tarzında getirilebilecek her türlü oluşuma şiddetle karşılar.
Eğitimde kalite arayışında olanların görüşü ise tam aksi yönde. Onlara göre, öğretmen kalitesini yükseltmeden, eğitimde kalite sağlamak mümkün değil. İşte bu yüzden, mutlaka yeterlilik sınavı da getirilmeli, yeterlilik puan barajı da konulmalı. Eğer barajı aşamayan yeterli sayıda öğretmen yoksa, baraj aşağı çekilmemeli, gerekiyorsa, bir sonraki sınav dönemi beklenmeli...
Görüşler böyle. Son kararı verecek olan ise bakanlık. Ama bu kararı verirken, konuyu enine boyuna tartışmaya açmalı ve alacağı kararı en az bir yıl sonra uygulamaya koymalıdır.
Doktorlar, hukukçular, mühendisler ve daha pek çok meslek grubu için gelen ya da gelmekte olan yeterlilik kriterlerinin, öğretmenler için de öngörülmesine kimse karşı çıkmıyor. Hatta 5 yıl da bir yenilenmesi gerekliliğine destek çıkanların sayısı da bir hayli fazla. Tartışılan nokta, zamanlama, içerik ve hakkaniyet. Umarız bu konudaki tereddütler de giderilir...
Yatılı bölge okullarıyla (YİBO) ilgili olarak yapılan toplantıda köy okullarının yeniden açılması istenmiş. Pek çoğunun kapatılması büyük bir hataydı. 8 yıllık temel eğitimi kesintisiz yapacağız diye binlercesi feda edildi. Köylerin fişi çekildi. Oysa devlet adına köyleri aydınlatan fenerdi onlar. Şimdi bu yanlıştan dönülmek isteniyormuş. Ama amacın ne olduğu konusunda kuşkular var. Kesintisiz eğitim mi delinmek isteniyor yoksa ihtiyaca cevap mı aranıyor? İşte bu tam olarak açık değil.
Kuşkuları ortadan kaldırıp eğitimi daha sağlıklı bir yola sokmak için, temel eğitimi bir an önce 12 yıla çıkarıp eğitim kademelerini ona göre yeniden belirlemek galiba en uygun olanı.
Özetin özeti: Eğitimde ideolojik takıntılar değil, akıl ve çocuklarımızın geleceği öncelikli olmalıdır.

aguclu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Hrant Dink'in katilleri
BÖYLE bir cinayeti tanımlayacak kelime bulmak...
Çetin ALTAN
Yavru kedi "Zibidi"nin kızıştığı sanıldı
Kediler, insanlara oranla özerk bir kimliğe s...
Melih AŞIK
Yine vurulduk...
Türkiye'yi şu anda en etkili şekilde karıştır...
Fikret BİLA
Anayasa değişebilir
Cevat Öneş, emekli MİT Müsteşar Yardımcısı. M...
Hasan CEMAL
Ezberler bozulurken (2)
Cevat Öneş'in, 41 yıl boyunca çalıştığı MİT'i...
Güneri CIVAOĞLU
Rezillik
Hrant Dink, 14 Şubat 2000 Sevgililer Günü'nde...
Can Dündar
Sıdesutyun Paregamıs! (Elveda Dostum!)
Adam gibi adamdı.
Abbas GÜÇLÜ
Sıradan bir cinayet mi?
Bir meslektaşın hunharca öldürülmesinden daha...
Semih İDİZ
Hrant'ın katili, damarlarımıza karışan zehirli kandır
Hrant Dink çok sevdiğim bir arkadaşımdı. Kend...
Metin MÜNİR
Müşteri ulus
Avrupa Birliği ve Amerika'da küresel ısınma ü...
Hasan PULUR
Kerkük üzerine...
YİNE ham hayaller peşinde koşmayalım. Diyelim...
Derya SAZAK
Hrant'a kıymak
Fuat Keyman'ın telefonuyla acı haberi aldım: ...
Meral TAMER
Başbakan'ın genelgesine kim inanır?
Önceki gün Resmi Gazete'de yayımlanarak yürür...
Yaman TÖRÜNER
Neyi, nasıl anlatmalı?
İnsanlar ne söyledikleri ve nasıl söyledikler...
Güngör URAS
Hrant'ın Agos'u
Hrant Dink'in genel yayın yönetmeni olduğu "h...
M. Ali BİRAND
Hırant'ı Türk düşmanları öldürdü
Bugün ben kendimi Hırant Dink'in yerine koyuy...

© 2006 Milliyet