|
 |
|
|
Koruma talebi yok
İki bakan ve İstanbul Valisi'nin katıldığı basın toplantısında suikasta kurban giden Hrant Dink'in koruma talebinde bulunmadığı açıklandı
İSTANBUL Milliyet
İstanbul Valisi Muammer Güler ile İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah, Hrant Dink suikastıyla ilgili olarak dün bir basın toplantısı düzenledi. Dink'in herhangi bir koruma talebinde bulunmadığını söyleyen Güler, 18 basın görevlisinin korunduğunu belirtti.
Veli Küçük'ün Dink'i tehdit ettiğine ilişkin açıklamaların hatırlatılması üzerine Güler, bu konuya ilişkin kendilerine yapılan bir şikâyetin bulunmadığını kaydetti.
Güler, saldırının ardından bazı internet sitelerinde "saldırıyı öven" yazıların yer aldığına ilişkin de, bu tür yazıların resen takip edildiğini bildirdi.
Güler, Dink'in işyeri ve cep telefonuna ilişkin çalışmaların da sürdüğünü söyledi. Sabiha Gökçen'le ilgili 2004 Şubat ayında yazılan yazılar nedeniyle, bazı olumsuz değerlendirmelerin ortaya çıktığını, kamuoyunda bazı tepkiler doğduğunu anımsatan Güler, Dink'in tehditler konusunda alenen Valiliğe davet edildiğini ve kendisine doğacak tepkiler hususunda bilgi verildiğini kaydetti.
Güler, görüşmede bulunan kişilerin istihbari bilgilerin ulaştığı güvenlik görevlileri olduğunu söyledi.
Danıştay: Koruyacaktınız
Danıştay, 1998 yılında, "Terörün açık hedefi haline gelenler istenmese de korunmak zorundadır" kararı verdi. Ancak Hrant Dink, Danıştay'ın bu uyarısına rağmen koruması olmadığı için öldürüldü
GÖKÇER TAHİNCİOĞLU
Hrant Dink, Danıştay'ın emniyet birimlerini 'Açık hedef haline gelenleri istemese bile koruyun' şeklinde uyarmasının ardından geçen yedi yılda, koruması olmadığı için yaşamını yitiren 4. isim oldu.
Kritik konumlarda bulunmayan yüzlerce ismi koruyan emniyet, Ahmet Taner Kışlalı, Necip Hablemitoğlu ve Mustafa Yücel Özbilgin cinayetlerinin ardından Dink'in ölümünde de "korunma istenmemesini" koruma verilmemesine gerekçe gösterdi.
Hizmet kusuru
Uğur Mumcu'nun 1993'te aracına bomba konularak öldürülmesinin ardından tazminat davası açan ailesi önemli bir içtihadın doğmasını sağladı.
Ankara 8. İdare Mahkemesi, Mumcu'ya koruma verilmemesini "hizmet kusuru" sayarak, aileye tazminat ödenmesini kararlaştırdı.
Hükmedilen tazminat miktarını az bulan Mumcu'nun ağabeyi Avukat Ceyhan Mumcu da kararı temyiz etti. Bunun üzerine dosyaya bakan Danıştay 10. Daire, 1998'de söz konusu kararı verdi.
Mumcu'nun aile bireylerine ayrı ayrı tazminat ödenmesi gerektiğine karar veren daire, Mumcu'nun araştırmacı, gazeteci, yazar ve aydın sıfatıyla, suç örgütlerinin açığa çıkarılmasında önemli rol oynadığını ve bu nedenle terör örgütlerinin açık hedefi haline geldiğini vurguladı.
İçişleri Bakanlığı'nın, "koruma istenmediği" savunmasının yerinde olmadığını bildiren dairenin kararında "Terörle Mücadele Kanunu'na göre, terörün açık hedefi haline gelenler, istemeseler bile devletçe korunmak zorundadır. Yasanın 20. maddesi, açık hedef haline gelenlerin korunmasını emreder. Yasanın açık ve kesin hükmü karşısında, gerekli koruma tedbirlerinin alınmaması açık bir hizmet kusurudur" denildi. Davayla ilgili olarak görüş bildiren Danıştay Başsavcılığı da, kamuoyunca bile hedef haline geldiği bilinen kişilerin mutlaka korunması gerektiğini savundu.
Uygulama değiştirilmedi
Bu karara rağmen emniyet, uygulamalarını değiştirmedi. 1998'den bu yana, siyasal cinayetlerin tamamında koruma tartışması yaşandı.
Mumcu gibi aracına bomba konularak öldürülen gazeteci-yazar Kışlalı cinayetinde İçişleri Bakanlığı, yine koruma istenmemesini, verilmemesine gerekçe gösterdi.
Failleri bulunamayan akademisyen-yazar Doç.Dr. Necip Hablemitoğlu'nun evinin önünde, kafasına kurşun sıkılarak öldürülmesinden sonra da emniyetten 'korunma istenmediği' açıklaması yapıldı.
Okula gidip gelirken türban takan öğretmenin müdür olamayacağına karar veren Danıştay 2. Daire üyelerine de açıkça hedef gösterilmelerine rağmen koruma verilmedi.
Emniyetin sadece daire başkanına, herhangi bir yere giderken talep etmesi durumunda "çağrılı koruma" verilebileceğine karar verdiği ortaya çıktı.
Avukat Alparslan Arslan'ın düzenlediği silahlı saldırıda, yakın koruması bulunmayan Daire Başkanı Mustafa Birden yaralandı, üye Mustafa Yücel Özbilgin yaşamını yitirdi.
Bu isimlere son olarak tehdit aldığını savcılığa bildiren ve bunu gazetesinden açıkça ilan eden Dink eklendi.
Açık hedef haline gelen 'korunur'
1991'de yürürlüğe giren Terörle Mücadele Kanunu'nun (TMK) 20. maddesinde kimlerin koruma hizmetlerinden yararlanacakları düzenleniyor. TMK, geçen yıl asker ve polisin istemleri doğrultusunda yenilendi. 18 Temmuz 2006'da yürürlüğe giren yeni TMK'da da eski kanunun 20. maddesi aynı şekilde yer aldı.
Yürürlükte olan yasanın 20. maddesi şöyle:
"Terörle mücadelede görev veren veya bu görevi ifa eden adli, istihbari, idari ve askeri görevliler, kolluk görevlileri, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü ve Genel Müdür Yardımcıları, terör suçlularının muhafaza edildiği ceza ve tutukevlerinin savcıları ve müdürleri, Devlet Güvenlik Mahkemeleri'nde görev yapmış hâkim ve savcılar, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 250. maddesiyle yetkili kılınmış ağır ceza mahkemelerinde görev yapan hâkim ve savcılar ile bu görevlerinden ayrılmış olanlar ve terör örgütlerinin açık hedefi haline gelen veya getirilenler ile suçların aydınlatılmasında yardımcı olanlar hakkında gerekli koruma tedbirleri devlet tarafından alınır."
Artık koruyacaklar!
Hrant Dink'in öldürülmesinin ardından İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah'ı arayan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 301. maddesinden yargılanan kamuoyunun yakondn tanıdığı isimlere talep edilip edilmemesine bakılmaksızın koruma verilmesi talimatını verdi. Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'nde görevli yakın korumalar dün sabahtan itibaren görevlerine başlarken, koruma verilenler arasında mahkemede beraat eden Orhan Pamuk'un da bulunduğu öğrenildi.
|
|
|

|