Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 21 Ocak 2007 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil


Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
DAUM, FENERBAHÇE'DEKİ EN BÜYÜK EKSİKLİĞİNİN ALTYAPIYA ZAMAN AYIRAMAMAK OLDUĞUNU SÖYLEDİ
'Arka bahçeyi unuttuk'

Alman hoca, başarıyı yakalamak için hep günlük çalıştıklarını belirtti, "Biz sürekli nasıl şampiyon oluruz diye hesaplar yaptık. Bunu kovalarken, arka bahçemizi ihmal ettik. En büyük üzüntüm bu" dedi

DAUM İLE ÇOK ÖZEL / BİLAL MEŞE - 2


Türkiye'de bulunduğu süre içerisinde Christoph Daum, çok işler yaptı, büyük zaferler kazandı. Futbol kantarı, Alman hocayı çoğunlukla pozitif yönde tarttı.
Kendini hep bir Türk gibi hissettiğini belirten, maçlarda İstiklal Marşı'nı da bizimle birlikte söyleyen Daum, arkasına baktığında ne görüyordu, ne hissediyordu?
Türkiye'de bir takım işler yaptığına ve arkasında iz bıraktığına inandığını vurgulayan Fenerbahçe eski çalıştırıcısı, "Bunları da Türk dostlarımla birlikte yaptım. başarıları asla tek başıma gerçekleştirmedim. Hiç kimse tek başına bir şeyi başaramaz. Başarılar ortaktır" diye konuştu.

'Önümde engel yoktu'
Ancak, teknik adamlığa genç takım hocalığıyla başlamış bir isim olan Daum, alt yapıya fazla zaman ayıramamanın üzüntüsünü taşıyarak Türkiye'den ayrıldığını söyledi. İşte onun ağzından en büyük eksikliği:
"Vaktim mi yoktu? Elbette bu zamanı bulabilirdik, bu zamanı yaratmak bizim elimizdeydi, engel de yoktu. Ancak çalıştığım takımlarda başarı her şeyden çok daha önemliydi. Başarıyı yakalamak için günlük yaşadık. Arkamıza, yani arka bahçemize dönüp bakamadık. Sayın Aziz Yıldırım ile görüşmelerim oldu. Düşüncelerimi anlattım, o da bana katıldı. Ancak bunu uygulamak yerine nasıl şampiyon oluruz diye hesaplar yaptık. Şampiyonluk; şampiyonluk, şampiyonluk. Bunu kovalarken arka bahçeyi ihmal ettik sürekli. Bu benim için bir üzüntü kaynadığıdır. İnanıyorum ki, Sayın Aziz Yıldırım bu düşüncelerimi zamanla uygulamaya koyacaktır."
Tam, alt yapıdan, çocuklardan bahsettiğimiz anda aklıma Türkiye'de yaptıkları geldi. Lösemili çocuklar için ne kadar da çok iş yapmıştı. Bizim bildiğimiz dışında, belki de bilmediğimiz ne kadar iş yapmıştı. Tam bunlardan sözü açmıştı ki, Daum'un bu konuda henüz Türkiye'den elini çekmediğini gördük: "İyilikler yapılır, söylenmez. Rakamlara hiç girmeyelim, bana yakışmaz. İçtenlikle yaptım, asla bir reklam ya da hava olsun diye yapmadım. İçimden geldi. Halen desteklemekte olduğum çocuklar için bir kuruluş var. Yalova'yı geçince Gazi firmasının da ortak olduğu ve kurduğu bir kimsesiz çocuklar yurdu bulunuyor. Bunu bıraktım Türkiye'de. İnsanlık adına çok önemli bir adımdır. Yardımlarım devam ediyor, edecek de..."

'O bakışlar unutulmaz'
Bunları anlattıkça gözlerinin içi parlıyor, o renkli gözlerinden adeta ışıklar saçıyordu Daum. Aslında o, bu yaptıklarını sıralamaktan çok, belki de daha çok kişiyi harekete geçirmenin hesabını yapıyordu. Ve, durmadan şunları anlatıyordu: "Bu yurdun açılışında çocukların gözlerinin içi gülüyordu. Lösemili çocukları ziyaretlerimde beni görünce bakışları değişiyordu. Allah kimseye vermesin, o an tüm acılarını unutuyordu çocuklar... Sımsıcak ve de samimi bakışlar. Başarılar unutulur, ama o bakışlar asla. Onlar benim için çok özeldir."
Ardından da Türk insanını ve dostlarını anlatmaya başlayan Daum, "Türk insanı benimle birlikte olduğu anlarda gözlerinin içinde parlayan ışıltıyı gördüm, her söylediklerini yürekten söylüyorlardı, yalansız, dolansız. Çok değerli arkadaşlarım var Türkiye'de. Dostlarım hâlâ beni arıyorlar, ben de zaman buldukça dostlarımın çağrılarına koşarak gideceğimden kimsenin kuşkusu olmasın. Birkaç isim söylemek diğerlerine haksızlık olur. Örneğin Ahmet Ağaoğlu... Örnek, Adnan Polat, Aziz Yıldırım, Serdar Bilgili, Yıldırım Demirören, Haluk Ulusoy, Levent Kızıl, Fikret Orman... Saymakla bitmez. Hocalık yapan, Rıza, Ertuğrul, Fatih... Futbolun dışında Murat Yılmaz o da arar, ben de ararım onu. Yine dönem dönem buraya gelen Hakan Kutlualp, Mustafa Koç, tekrar bir yerde görmek istediğim fotoğraflardır. Süper bir insan Mustafa Koç. Adını burada sayamadığım dostlarımdan da özür dilerim. Dostlarım saymakla bitmez. Yüzlerce arkadaşım var. Sayfalar yetmez bu isimleri sıralamaya, yazmaya" diye konuştu.

'Çocuklarıma anlatacağım'
Ardından da Türkiye hakkında çocuklarına anlatacaklarını da şöyle aktardı, Alman hoca: "Türkiye öyle bir ülke ki inanılmaz bir hızlı gelişme içinde. Ekonomik açıdan gelecekte çok güçlü bir ülke olacak. Aile değerlerine çok önem veren bir ülke olduğunu anlatacağım çocuklarıma. Oradakilerin insan sevgisiyle dolu olduklarını anlatacağım... İnsanlarının ne kadar sıcakkanlı olduklarını anlatacağım. Türk insanının en büyük özelliğinin, yardımseverliği, din, ırk ayırımı yapmadan herkese sevgiyle yaklaşan bir toplum olduklarını anlatacağım çocuklarıma."
İşte böylesine hümanist ve Türkiye sevdalısı bir Daum'la söyleşirken futboldan biraz uzaklaşmıştık. "Yine futbola dönelim isterseniz" diyerek, Futbol Federasyonu'ndaki son gelişmeler konusunda görüşlerini almak istedik. Malum, bu son süreçte o da Türkiye liginde görev yapmıştı.

Ulusoy'a destek verdi
Söze Erzik ile başlayan Daum, "Türk futbolunu üç büyük takımın yönettiği doğrultusunda bir inanç var. Diğer takımlar böyle düşünüyor. Şenes Erzik dönemini anımsıyorum. Erzik'in o görevi layıkıyla yaptığına inanıyorum. Buna karşın aldığı kararlara yine tepki oluyordu.
Haluk Ulusoy büyüklerin yanısıra diğer kulüpleri de bu işin içine çekmeye çalıştı. Onlara da sorumluluk vermeye çalıştı, bence başarılı da oldu. Federasyon başkanı olmak kolay değildir. Herkesle, her an aynı fikirde olamazsınız. Bu çok doğal.
Levent Bıçakcı'nın da dönemini biliyorum. O da başarılı bir insan. Ancak öyle bir dönemde başkanlık görevini üstlendi ki, türbülanslar ve inişiler-çıkışlar yaşandığı döneme rastladı başkanlığı. Uzun lafın kısası; her ülkede bu yaşanıyor. Herkesi mutlu edecek kararlar alamazsınız.

'Şike hissine kapıldım'
Ya şikeye nasıl bakıyordu. Gerçekten Türkiye'de şike yapılıyor muydu? Buna da çok içtenlikle yaklaştı Alman teknik adam... İlk dönemde böyle bir hisse kapıldığını, ancak işin içine girdiğinde olmadığını gördüğünü söyleyen Daum, "Çünkü öyle goller yedik ki, gözlerime inanamadım. Hani maça çıkmadan her futbolcuya iki şişe rakı içirip sahaya sürsen bile o golleri yemez diye düşündüm. Sportif anlamda hatalı goller çok yedik. Dönem dönem bir takım iddialar atılıyor. Ama ben gözümle görmediğim hiçbir şeye inanmam. Ne duydum, ne de öyle bir an yaşadım" ifadesini kullandı.
Son olarak Daum'dan Türkiye'ye iletmek istediği mesajı iletmesini istedik. O sırada gözleri biraz dalan, buruklaşan, ancak dudaklarındaki gülümsemesini eksiltmeyen başarılı çalıştırıcının ağzından şu sözler döküldü: "Şu an buradayım ama Türkiye'yi terk etmedim... Türkiye'yi, Türk insanını çok seviyorum. Kalbimin bir parçası hep Türkiye'de..."

Yaşamanız lazım

Beşiktaş'ta görev yaparken iki ayağı sakat ve bastonlarla gezen bir taraftar geldi soyunma odalarımızın koridorlarına. Sakat olmasına rağmen müthiş bir enerji saçıyordu çevresine. Niye? Beni gördüğü için çok mutluydu, sakatlığını unutmuştu. Onu soyunma odasına aldım, futbolcularla bire bir konuşmalar yaptı. Kendisine tahta değnekleri attırdım, ona tekerlekli sandalye hediye ettim. Bu tabloyu nasıl anlatabilirsiniz? Yaşamanız lazım. Yaşadığım duygu dolu güzel anılar bunlar.

Hep baba oldum!

Biz antrenör olarak futbolcunun hem annesi hem de babası rolünü oynamamız gerekir. Öyle anlar gelir ki, futbolcuyla mesafeli olmak zorundasınız, yani babası. Öyle anlar vardır ki, futbolcuyu kucaklamanız gerekir, sıcaklığını ona yaşatmak zorundasınız. Yani annelik gibi... Benim dönemlerimde hep babayı oynamak zorunda kaldım. Çok başarılı dönemleri geçirdiğimiz için disiplinden taviz veremezdik, vermedim de.

Kuş, eli ayağı

Daum, dostlarını da asla yarı yolda bırakmaz.... Türkiye'deki süreçte Daum'un yanından ayırmadığı Murat Kuş, FC Köln'de sınıf atladı. Artık o bir tercüman değil, tam tersi Daum'un eli ayağı konumunda. Daum, Kuş'u menajerlik görevine getirdi. Beşiktaş'ın altyapısında da oynayan Kuş'un futbolcu arayışında getirdiği raporları hep ön planda tutuyor, transferleri de bu doğrultuda yapıyor.

Türk dostları hep yanında

Köln'de Daum'u Türk dostları hiç yalnız bırakmıyor. Yusuf Keskin, iş adamı ve Fenerbahçe kongre üyesi. Daum'un Fenerbahçe'ye gelişindeki kilit isimlerden biri. Sıkı biri Fenerli, Daum'un yakın dostu. Daum'la akşam yemeğini birlikte yedik. İtalyan restorantında tanıdık isimlere rastladık. Fenerbahçe kongre üyesi Turgay Aksoylu ve eşiyle birlikte aynı masayı paylaştık, sohbetler edildi, hatıra fotoğrafları çekildi. Aksoylu, Daum'un iyi bir hoca ve iyi bir Türk dostu olduğunu söyledi.

Reçeteyi onlar yazsın!

Türk futbolunun kurtuluş reçetesini de sorduk Daum'a... Ama o her zamanki esprili üslubuyla, "Bunu sana açıklarsam, yarın o reçeteyi satarsın, gazetecilik mesleğini bırakırsın. İyisi mi sen mesleğine devam et" diye takıldı.
Ardından da gerçek cevabına geçti: Şimdi Ersun Yanal, baktığınız zaman iyi özelliklere sahip, bir reçete yazabilecek bir hoca. Kaldı ki Fatih Terim var, bunun reçetesini ortaya koymadı mı? UEFA Kupası'nı almadı mı? Şenol Güneş, Türk futbolunu dünya üçüncüsü yapmadı mı? UEFA Kupası yine gelebilir Türkiye'ye... Şampiyonlar Ligi Kupası'nı kaldırmak gerçekten çok zor. CSKA Moskova, UEFA Kupası'nı kaldırabilecek güce sahipse, Türk kulübü aynı şekilde kaldırabilir. Bu reçeteyi ben verirsem, Türkiye de yaşayan meslektaşlarıma saygısızlık yapmış olurum, ayıp ederim. Bu da bana yakışmaz. Herkes bunu başarabilecek güçtedir."
Ardından da şöyle bir ifade ekledi: "Reçetenin bir noktasını söyleyebilirim, çalışma... Çalışma... Çalışma..."

'Para yüzünden Avrupa'ya gitmediler'

Türkiye'de, Avrupa'nın üst düzey liglerinde görev yapabilecek futbolcular varken, onların içeride kalmayı tercih ettiğine de dikkat çeken Daum, Hakan Şükür, Bülent Korkmaz gibi isimleri saydı. Oğuz Çetin'i uluslararası alanda oynayabilecek Türk futbolcular arasında gösterdi. Yeni dönemde de Tuncay'ın uluslararası kalitede bir oyuncu olduğunu söyledi. Vestel'den CSKA'ya giden Caner'in çok büyük bir yetenek olduğunu savundu. Ama yetenekli isimlerin Avrupa'ya açılmamasını da şöyle yorumladı: "Nedeni çok açık, çok genç yaşta Türkiye'de iyi para kazandılar. Büyük paralar söz konusuydu. Benim kariyerim boyunca çalışmış olduğum en büyük yeteneklerden birisi Sergen Yalçın idi. Onun özellikle farklı yerlerde olması gerekirdi, olamadı. Çünkü köklerini Türkiye'de atmıştı, o köklerinden kurtulamadı."

Peki sen ne yapacaksın?

Daum'un Türkiye anıları bitmez... Daum ile Sergen Yalçın arasında geçmişte geçen bir diyaloğu anlatmadan geçemeyeceğiz... Sergen, Trabzon'da oynuyor, Daum'un Serdar Bilgili döneminde yeniden Beşiktaş'a geldiği günler. Alman hoca futbolunu her zaman beğendiği Sergen'i yeniden takıma döndürmenin yollarını aradığı sıralar. Telefon trafiği, falan derken bu ikili evde buluşuyorlar. Daum, 'Yeniden Beşiktaş'a gelir misin?' diye sorar, Sergen Yalçın ise, "Tabi ki gelirim, orası benim doğduğum yer" yanıtını verir. İş dönüp, dolaşıp, sezonda kaç maç oynayacağına ve kaç maç alacağına geliyor. Sergen, düşünüyor, "Valla 19-20 maç oynayabilirim" diyor. Daum, "Peki kaç maç, yani kaç puan toplarsın bize?" sorusunu yöneltiyor. Sergen, yapıştırıyor lafını: "10, hatta 13 maç kazandırırım, bu da 33-39 puan eder"... Daum yine araya giriyor, "Bu kadar mı?" diyor. Sergen Yalçın bu, dilinin asla freni yoktur: "Yetmez mi? Bütün puanları ben kazandıracaksam sen ne iş yaparsın?"... Bu sözler gizli gerçekleşen toplantıda iş ciddiyetten çıkıyor, yerini kahkaha tufanına bırakıyor.




SPOR
'Arka bahçeyi unuttuk'
Kleberson kızakta
Belediye başkanı: 5-0
Aslan'a ev yemeği: 2-1
Yeni Trabzon sahnede
Polonya'da devlet darbesi!
Dakar'da son tur
Hewitt'ten acı veda
Antep çeyrek finalde: 1-0
Olaylı maç Fener'in: 3-2
Memo şov devam ediyor
Beckham'a ilk tepki
Vestel'de üç imza
Denizli'de Kraupa tamam
Hayal kırıklığı
At yarışları





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR



Mehmet DEMİRKOL
Hayal kırıklığı
Büyük takımda oynar denilen bir dolu oyuncu v...


© 2006 Milliyet