|
Acı
Her hafta sonu geldiğinde, pazar sabahı Türk folklorunun yıldızlar katındaki gülücük anıtlarına; Nasreddin Hoca'lara, İncili Çavuş'lara, Ruhi Baba'lara, Cin Ali Bey'lere, Borazan Tevfik'lere nasıl bir selam göndereceğimin aranışları başlar içimde kıpırdamaya.
***
Bir yandan TV kanallarında gezinerek siyasal tatavaları izliyor, bir yandan da kuşaklardan kuşaklara adlarını miras bırakmış nüktedan zekâlarına "merhabalar" saklayan bir başlık düşünüyordum.
***
Birden ekranda majiskül harfli bir SON DAKİKA flaş haberi belirdi, Hrant Dink, gazetesinin önünde silahlı bir saldırıya uğrayarak hayatını kaybetmişti.
***
Hrant'ın kaldırımın üstünde uzanmış yatan, uydurma bir örtü altındaki cansız bedeni...
Aldığı tehditlerle ilgili olarak yazdığı "Ruh halimin güvercin tedirginliği" başlıklı yazı...
***
Hayatları bir kalemle bir kâğıt arasında geçmiş yazı adamlarını, sürekli ölümle tehdit etme salgını, heykelleri de kırıp dökme salgını gibi sürüp gider buralarda nedense...
Ve derken bir yerde kurşunlar patlar.
***
Abdi İpekçi'nin vurulduğu günlerde, kim bilir kaç yazı adamının telefonunda hep aynı ürkütücü ses duyulmuştu:
- Hazırla kefenini, sıra sende şimdi.
***
Hrant da, kendisi hakkında Türklüğe hakaret ettiği ve Türk düşmanı olduğu propagandalarının nasıl yaygınlaştırıldığından yakınıyordu.
Oldum bittim "Türk düşmanlığı" suçlaması, İttihatçı politikalarından uzantılı ucuz bir tırpan savurmasıdır, uydurma "resmi tarih"lerle, kutsallaştırılmış içi boş hamasi kavramları fiskelemeye kalkanlara karşı.
***
1910'da Bahçekapı'da sokak ortasında tabancayla öldürülen gazeteci Ahmet Samim de Türk düşmanı olarak damgalanmıştı, Nâzım Hikmet de, 150 kişilik bir liste içinde yurtdışına sürülen Refik Halit de, Ref'i Cevat da...
Aziz Nesin, boşuna mı vasiyet etti mezarının gizli kalmasını?
***
Türkiye'de, ne Hiroşima ile Nagazaki'de patlayan atom bombaları gibi bir anda 240 bin kişinin ölümüne neden olan bombalar patladı; ne de Türk kentleri, Londra gibi, Berlin gibi bombardıman uçaklarının saldırısına uğradı...
Ama nedense yönetilen yığınlar; Türkün Türkten başka dostu olmadığına ve tüm dünyanın Türk düşmanı olduğuna inandırılmak istendi.
Neden acaba?
Bireylerin yaşam kalitesi açısından Finlandiya'nın 92 basamak, Yunanistan'ın 65 basamak altında kalmak için mi?
***
Bitip tükenmeyen ve neredeyse yüz yıldır bir türlü çözümlenemeyen sorunlar; Ermeni sorunu, Kürt sorunu, Rum sorunu, Ege sorunu...
Sonra da Hrant Dink gibi sorunların çözümüne demokratik bir platformda olanak sağlamaya çalışanların aleyhinde "hepsinin Türk düşmanı oldukları" iddiasıyla kampanyalar açma ve yeniden sokak ortasında gazeteci öldürme...
***
Yoksulluktan söz etme de Türk düşmanlığıdır; son 80 yılda resmi araba alımlarıyla bakımlarına kaç yüz milyar dolar harcanmış olduğuyla, aynı sürede itfaiye teşkilatına ne kadar yatırım yapılmış olduğunu sormak da...
***
Hrant'a sıkılan kurşunlar bir anda bütün dünyada patladı, küreselleşme sürecine girilmesiyle tek bir ülke haline gelmeye başlayan dünyada...
Tevfik Fikret ise, neredeyse yüz yıl önce "Haluk'un Amentüsü"nde 21. yüzyılın muskasını yazıyordu:
Toprak vatanım, nev-i beşer milletim... İnsan
İnsan olur ancak bunu iz'anla inandım
Şeytan da biziz, cin de, ne şeytan, ne melek var;
Dünya dönecek cennete insanla inandım.
Fıtratta tekamül ezelidir; bu kemale
Tevrat ile, İncil ile, Kuran'la inandım.
Ebna-yi beşer birbirinin kardeşi... Hülya!
Olsun, ben o hülyaya da bin canla inandım.
İnsan eti yenmez; bu teselliye içimden
-Bir an için ecdadımı nisyanla- inandım.
***
Bu şiirler okullarda falan okutulmaz; onun yerine dünyayı düşman ilan eden şiirler okutulur:
Binlerce can dirilse de nakletse geçmişi;
Dağlar lisana gelse de anlatsa hepsini;
Garbın cebin-i zalimi affetmedim seni,
Türküm ve düşmanım sana kalsam da tek kişi...
***
Siyasal polemiklerde sürekli birbirini vatana ihanetle, vatanı satmakla suçlama; sürekli Türkiye'yi parçalamak isteyenlerden söz etme...
Sonra da Viyana kapılarına kadar gitmekle babalanma...
Osmanlı'yla övünme meraklıları, acaba Nef'i'nin şu dizesini bilseler ne derlerdi:
Türke hak çeşme-i irfanı haram etmiştir
***
Bu kadar tutarsız bir kakofoni içinde, sürekli birbirini ihanetle suçlama ve kaba kuvvet gösterilerine ortam hazırlama, uğur getirmez kimseye...
***
Hrant Dink'in gazetesi önündeki kaldırımın üstünde yatan cansız vücudunu görmek, öylesine kezzaplı bir acıyla kavurdu ki beynimle yüreğimi; sözün bittiği yerdeki bir dilsizlikle, onun gitgide destanlaşacak medeni cesaretine; keşke bir kaleme karşı hemen cellat kesiliverenler de, azıcık sahip olabilselerdi, diye içimi çektim sadece...
c.altan@prizma.net.tr
|
|