|
 |
|
|
Doğa gizlemeyi sever
Doğadaki düzen kendi içinde bir denge barındırıyor. Her şey birbirine bağlı biçimde var olabiliyor
hkirkoglu@ekolay.net
Faks: (0216) 418 54 99
Basitlik ve karmaşıklık günümüz biliminin üzerinde en çok durduğu konuların başında geliyor. Doğanın içindeki yasaları en temel haliyle bulmaya çalışıyoruz. Doğada basitlikle karmaşıklık iç içe geçmiş durumda.
Büyük ölçeklerde bakıldığında kuşlar toplu halde uçarken V şeklini alıyor, kendi aralarında bir organizasyon oluşturuyor, galaksiler değişik spiraller geliştiriyor, arılar kovanlarda belirli geometrik biçimlerde çalışıyor, çiçek polenleri belirli biçimde şekilleniyor. Doğadaki düzen kendi içinde bir denge de barındırıyor. Her şey birbirine bağlı biçimde var oluyor.
Bir de fizikçilerin termodinamiğin ikinci yasası olarak tanımladıkları ve entropi adını verdikleri bir olgu söz konusu. Entropi bir sistemde, sistem öğelerinin zaman içinde başlangıç düzenlerini kaybedeceklerini ve sistemin sonunda düzensiz hale geleceğini söyler. Buna karşılık organik yapıların söz konusu bu entropi kuralına uymadıklarını görebiliriz.
Karmaşık düzenlerin arkasında yatan temel nedenleri, basitliği arıyor ancak hemen ötesinde, basit gibi görünen sistemlerin aslında ne kadar karmaşık bir düzene sahip olduğunu anlıyoruz. Kısaca basitlik ve karmaşıklık adeta iç içe geçmiş durumdalar. Birini yakaladığımızda diğerini kaybediyoruz ya da tersi.
Tıpkı ışıkla gölge gibi aynı yerde var olamıyorlar. Zira her ikisinin de bir yandan görünüm olduğunu fark edebiliriz. Görünümler ise zahiridir, bize öyle görünürler. Her ikisi de aynı şeyin, doğanın görünümleridir. Jack Cohen ve Ian Steward "Discovering Simplicity in a Complex World / Karmaşık Dünyada Basitliği Keşfetmek" adlı kitaplarında doğa hakkındaki genellemelerimizin, ortak benzerlikleri keşfetmemizin özellikle mekanik modellerde en iyi biçimde çalıştığını söylüyorlar.
Bilim adamları mikro yani kuantum, makro yani galaktik büyükleri bir araya bağlayabilecek fizik kurallarını keşfetmeye uğraşırken, "Her şeyin teorisi"ni bulmaya çalışıyorlar. Fizikçiler bunu yaparken yüksek düzeyde kontrol edilen, basit sistemler üzerinde çalışıyor ve deneylerle kurdukları teoriyi test ediyorlar. Ancak...
Her şey birbirine bağlı
Doğaya bu basitleştirilmiş ve indirgemeci yaklaşım yüksek bir teknoloji geliştirebilmemize yardımcı oluyor. Teknoloji bilimin kendisi değil, onun maddi uygulamaları ve sonuçlarıdır. Saf bilimin sınırlarında ise insanoğlu adeta bir paradoks gibi görünen davranışları, doğadaki düzeni, bir yanda basitliği ama basitliğin içine girildiğindeki karmaşıklığı çözmek durumunda. Mekanik düzeyden, Newton fiziğinden kuantum düzeyine geçtiğimizde birbirine karşıt gibi görünen olguların aynı olduğunu anlamaya başlıyoruz.
Astrolojinin de içinde yer aldığı hermetik bilgilerde bir dizi ilkeyle karşılaşırız. Daha önce size bu ilkelerden söz etmiştim. Bu gözle bakıldığında karşıtlıkların aynı şeyin bir diğer yüzü olduğunu, tıpkı bir paranın yazı ve tura yüzleri gibi olduğunu söyleyebiliriz.
Evrende her şey, insan aklının sınırları içerisinde, bu fizik dünyada yer aldığı anda karşıtlıklara ayrılır. Kadın ve erkek, gece ve gündüz, ışık ve gölge, sıcaklık ve soğukluk, kuruluk ya da nemlilik aynı şeyin iki karşı kutbudur. Bu nedenle evrenin işleyişinin temel yasalarını bulmaya çalışırken, onun aynı zamanda karmaşık olduğunu gözden kaçıramayacağız demektir.
Doğal olarak bu bizim bir yandan da aklımızın ve algımızın sınırlarından, evreni kavrayışımızın özelliğinden kaynaklanır. Astrolojide deneyimlediğimiz yazgı mı yoksa özgür irade mi ikilemi de aynı durumun karşıt uçları gibidir. Yaşadığımız olayların sadece bizim özgür irademizle geliştiğini görmek ne kadar akıl kârı ise, hepsinin aslında kozmik bir düzende yer aldığını ve hayatımızda kurulu bir düzenin de var olduğunu keşfetmemiz o kadar akıllıca olabilir.
Sözün kısacası hayatta her şey birbirine bağlıdır, her şeyde "birlik" vardır, doğa ise bu birliği gizler.
|
|
|

|