Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 23 Ocak 2007 / Salı  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil


Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Namus cinayeti

Bir meslektaşıma daha kıydılar. Susamam. Baştan uyarayım. Bu yazıda futbol yok:
"Sözlerini okudum internette. Kanıma dokundu" diyor zanlı. "Kanıma dokundu. Vurdum. Pişman değilim." Pişman olsa garip olurdu zaten.
Pişman olmaz, çünkü o aslında bir namus cinayeti işledi.
Bu yüzden "Kanınız şimdi daha mı temiz?" diye soruyor yüreği yanan kadın. Bunu anlatmak istiyor.
Bu bir namus cinayeti çünkü.
17 yaşında bir genç. Ablasını başkasıyla el ele gördü diye de, aynen böyle vuruyor o aşık kızı. Kanına dokunuyor çünkü.
Ya aile meclisi kararı vermiş oluyor, ya da önlemek istemelerine rağmen, gidiyor, çekiyor, vuruyor. Namusunu temizliyor.
17 yaşında bir çocuk ablası birisiyle çay içti diye gidip vuruyor kanından olanı. Kanına dokunuyor çünkü.
17 yaşında bir çocuk, bir şey söyledi, yazdı diye vuruyor bir gazeteciyi. Kanına dokunuyor çünkü. Aynı motivasyon. Namus!
Ne derseniz deyin bu bir namus cinayetidir.
Arkasında on tane istihbarat teşkilatı da olsa namus cinayetidir. Küçük bir çete varsa da namus cinayetidir. Kararı kendisi vermiş olsa da bu bir namus cinayetidir. Çünkü tetiği çektiren kim olursa olsun motivasyon aynıdır: "Bu adamın bunları söylemesine, kanımıza hakaret etmesine izin verilemez."

Ne fark eder ki?
Tetiği kim çektirdiyse çektirsin, o 17 yaşında çocuk, Hrant Dink'in söyledikleri kanına dokunduğu için çekmiştir tetiği. Oyuna gelmiş olsa da, kendi oyunu sonu olduysa da.
Ama bu gerçek bizim işimize gelmiyor. Bu yüzden hemen dışarıda mihrak aramamız.
Öyle olsa bile ne fark eder ki!
Ben, sen, biz, bu ülkenin halkı... Şu istihbarat teşkilatı ya da bu. Kim yaptırdıysa bu işi... Biz ne yapabiliriz ki! Bunu düşünecek olan ben değilim. Benim devletimin örgütleridir. Ki tüm o teşkilatlar tüm açıklığıyla bir istihbarat teşkilatının bu işi planladığını ortaya koysalar neye yarayacak ki! İstihbarat önlemek içindir. Olduktan sonra neye yarar bulmak? Savaş mı açacaksınız o ülkeye? Kısasa kısas mı yapacaksınız?
Benim, senin, bizim düşünmemiz gereken başkadır. Bu çocukların nasıl bu kadar kolay gaddarlaşabildiği. Nasıl oluyor da tek ve kesin yolun tetiği çekmek olduğunu düşünüyor 17 yaşındaki o çocuk?
Bunu konuşmalı.
Bırakalım başkalarını. Eğer başkaları bile yaptırıyor olsa, bizim buna uygun ortamı nasıl yarattığımızdır düşünmemiz gereken. Bu kadar kolay nasıl kanımıza dokunuyor her şey. Ve kanımıza dokunan her şeye nasıl tetik çekiyoruz?
Namusumuz neden bu kadar kırılgan, nasıl bu kadar kolay kirleniyor?

Yattara bir nimettir

Trabzon'da insanları en mutlu eden 'şey' Yatara.
Sadece futbolda değil, ortak sevinçlerse konu, Yattara tek bu haşin topraklarda. Bunu uzaktan değil, yılda 5-6 defa Trabzon'a gidip gelen, çokça Trabzonlu arkadaşı olan, kenti bir İstanbullu'nun bilebileceği kadar bilen biri olarak söylüyorum. Başka hiçbir şey Trabzonlu'yu onun kadar mutlu edemiyor. O bir çalım attığında tribünlerin yüzünde oluşan gülümsemeyiş başka hiçbir şey yaratmıyor.
Bir taraftan ne hazin bir durum bu. Bir dönem birçok şehir takımı için Süper Lig'den düşmemeli, çünkü tek eğlence bu deniyordu ya. Eğer bu geçerli bir mantıksa Yattara da hep oynamalı. Sadece futbolundan değil. Trabzon'da insanları en çok gülümseten olduğundan.

Haftasonu neredeyim acaba?

Öğleden önce saat 11.37. Pazartesi. 3 gün sonra Türkiye'de Süper Lig'in 2. yarısı başlayacak.
Federasyon hâlâ hafta sonunun programını açıklamış değil. 3 gün önce tarihi, saati, belli olmayan ciddi bir etkinlik olur mu? Duydunuz mu böyle bir şey?
-Abi haftasonu evleniyorum. Beklerim.
-Hayırlı olsun, çok sevindim. Ne zaman?
-Valla belli değil daha kayınpeder açıklamadı tarih ve saati.
Olur mu böyle bir şey?
-Deep Purple konseri var hafta sonu.
-Hadi be şahane! Ne zaman?
-Belli değilmiş. Biz alalım da bileti. Sonrası Allah kerim.
Olur mu böyle bir şey?
Mümkün mü?
* * *
Profesyonel Lig. Turkcell Süper Ligi. İsim hakkı satılmış, ülkenin en büyük şirketlerinden biri adını vermiş. Ben olsam Turkcell'in yerinde, durmam. Çekilirim.
Maça gidecek takımlar, gazeteciler, hakemler, taraftarlar vs. Kimse bilmiyor, nerede, kim, ne zaman oynayacak?
Federasyon Başkanı "Ben bu ülkeyi Dünya 3'üncüsü yaptım diyor". Dünya'nın 3'üncüsünün lig programı 3 gün önceden belli olmaz mı? Biz halı sahada oynayacağımız zaman 1 hafta önceden belli oluyor, yeri, saati. Ancak ligi yöneten bunu organize edemiyor.
İngiltere'de yaşayan, tüm maçlara giden bir Arsenalli misiniz? 13 Mayıs Pazar günü Portsmouth deplasmanına gideceğiniz şimdiden belli. Neden o belirliyor da sen belirleyemiyorsun? Bak onlar Dünya 3'sü değiller. Ama belirliyorlar.
* * *
-Stefan oğlum iyi misin?
- İyiyim anneciğim.
-Türkiye'ye gelmek istiyoruz. Maçın ne zaman ona göre izin gününde gelelim.
- Bilmiyorum anne.
-Oğlum. İnsan annesine küser mi? Söylesene ne zaman maçın?
-Anne bilmiyorum dedim ya!
- Yazıklar olsun sana verdiğim emeklere Stefan. Gelmiyorum.
Olur mu böyle bir şey ? Yahu neden olur böyle bir şey?
* * *
Cuma günü hangi maçta görevliyim. Hangi stada gideceğim, hangi uçakta yer ayırtmalıyım bilmiyorum. Federasyon bunu ayarlamış değil. Pazartesi öğleden sonra 12.04 itibarıyla.
Ancak muhtemelen Mart'ta oynanacak Norveç ve Yunanistan maçına avantadan gidecek heyetin uçağının kalkışı inişi, vize işlemleri, otelleri çoktan ayarlanmıştır.
Hadi alalım omuzlara başkanı. Türkiye seninle gurur duyuyor!

mdemirkol@milliyet.com.tr




SPOR
Koltuk ve para
Zico'ya acı rapor
Gerets'i dert bastı
Eller havaya!
4 büyüğe, 4 rakip
Serhat Akın, Köln'de
Çılgın Türkler Dakar'da!
İddaa'da strateji planı
Şarapova ruleti!
Ersan tekledi
Özerkliğe FIFA ve UEFA kalkanı
Haber turu...
Namus cinayeti
Fenerbahçe'nin sorunu!
Bitmeyen senfoni
At yarışları





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR



Mehmet DEMİRKOL
Namus cinayeti
Bir meslektaşıma daha kıydılar. Susamam. Başt...
Ercan GÜVEN
Fenerbahçe'nin sorunu!
Fenerbahçe'nin her Divan Kurulu toplantısında...
Metin TOKAT
Bitmeyen senfoni
Süper Lig'in 2. devresi bu hafta başlıyor. Am...


© 2006 Milliyet