|
 |
|
|
Domo arigato gozaimashita...
Benim Gözlüğümden / Nihat Demirkol
"Siyah kuşak sınavım, tam 1 saat 10 dakika sürdü. Ben son yirmi dakikamı nasıl geçirdiÇimi hatırlamıyorum. Tek bildiÇim Sensei'nin baÇırarak söylediÇi teknikleri vücudumun otomatik olarak yaptıÇıydı. Derinlerden kendi memnuniyetimi ve Sensei'nin mutluluÇunu hissedebiliyordum. Zor da olsa her şey yolunda gidiyordu. Son olarak Jo ile Kata yaptım ve imtihan bitti. Sensei, Aikikai Federasyonu'na yazdıÇı resmi yazıda, siyah kuşak sınavında mesul olduÇum tüm hareketleri, hatta fazladan teknikleri başarı ve zerafetle yaptıÇımı belirterek Sho Dan derecemi talep etti. Japonya'dan hocama tek bir soru geldi: 'Talebeniz siyah kuşak taşımaya ruhen hazır mı?' İşte Aikido budur..."
* * *
Elime Hakan Karahan Sempai'nin (yukarıdaki alıntıları yaptıÇım) Aikido kitabı geçtiÇinde, saatler de takvimler de daha "milenyum"u vurmamıştı. Bir konuya yakınlık duyduÇum zaman önce günlerce, bazen yıllarca okurum. Bu aklımca, bir "demlenme" müddetidir. Okuma ve araştırma faslı bittiÇinde, kendimi biraz daha hazır hissediyorum herhalde... Sonrası daha keskin bir ilgiye dönüşür; arkasından kendimi verdiÇim, hatta çoÇu zaman adadıÇım keyifli bir iş haline gelir hobilerim.
* * *
Bu köşe yazısını, Aikido'yu uzun uzun anlatmaya ayıracak deÇilim. Bir kere söylenecek her şey yukarıda söylenmiş sayılır. İkincisi ben Aikido hakkında yazı yazabilecek yetkinliÇe sahip deÇilim; dedim ya sadece bir "heveskâr..." Sonuncusu, "Meraklısı internet bahçesinde biraz dolaşıversin" derim. Bana düşen, derlenmiş birkaç satırbaşını paylaşmaktan ibaret.
Kendisine kısaca O'Sensei denilen Aikido'nun kurucusu Morihei Ueshiba, genelde esrarengiz, hatta mistik bir kişi olarak bilinir. 1883-1969 yılları arasında yaşamış modern bir Samurai'dir. Ve bu sebeple Aikido, kılıç tekniklerini referans olarak kullanan bir savaş ve savunma sanatıdır.
Aikido, yenme ve yenilme düşüncesi ile ilgilenmez. Aikido çalışanların amacı, kendini eÇitmek, kişisel gelişim sürecinde doÇayı tanımak, özümlemek ve onunla bir olmaktır; "uyum yolu"nda yürümektir. Aikido'yu sadece kavga için kullanırsanız, özünü idrak etmemiş olursunuz. Evet bir Aikidocu kavgada üstün gelir, ama Aikidocu kavga etmez. Onun kavgası, kendi egosuna karşı galip gelebilmektir...
* * *
Herkes bilir ki Türkiye'de Aikido, Sensei Mustafa Aygün ile başlar. Bu yolun hafızası kendisidir. Diyor ki, "Sevgi ve barış dolu bir dünya için yüce gönüllü insanlara ihtiyaç var. Gelin Aikido yapalım..." Daha ne desin?
KulaÇıma, "Nerede?" soruları geliyor. İzmir'de, yıllar sonra keyifle mindere çıkabileceÇimiz bir mekân kucak açtı Aikido'ya. "Dance Arts Stüdyo (441 16 24)" salonlarındaki Dojo, birkaç ay önce United Aikido Organisation zincirine baÇlı olarak, 2. Dan Hakan ÇolakoÇlu Sempai tarafından verilen derslerle açıldı. Haftada üç gün çalışıyoruz. Belki pek çoÇumuz gibi başkaları da dünya görüşünde köklü deÇişiklikler yapmaya niyetlenir de hayatına, "Aikidodan Önce-Aikido dan Sonra" diye bir milat biçer.
* * *
"Bir Dojo'da çalışan siyah kuşak sahipleri, aslında en beyaz, en saf olanlardır. Tezat görünse de doÇru. Bir siyah kuşaklı, karşısına gelen kar gibi beyaz kuşaklı talebeyi yıllarca eÇitir. Bu sadece beden ve teknik deÇil, aynı zamanda ruh eÇitimini de içine alır. Zaman geçer bir de bakarsınız ki, o beyaz kuşak çalışmaktan simsiyah olmuş, o siyah kuşak ise çalıştırmaktan eskimiş, aşınmış, rengi kaçmış ve artık beyazlaşmıştır..." cümlesinin ışıÇında, yazının başlıÇında kullandıÇımız Japonca kalıp, kuru bir "teşekkür ederim"in ötesine geçiyor. "Benimle çalışıp kendini ve beni ruhsal ve teknik açıdan geliştirdiÇin için teşekkürler" anlamına gelen bu selamlama, beni bu yazıyı yazma noktasına getiren bütün dostlar içindir...
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|