|
 |
|
|
Agos'ta duran palto!
Agos gazetesinde Dink'in çalışma odasına giriyorum. Dink odada! Başını Rakel'in omzuna dayamış gülümsüyor. Yanı başında ise paltosu ve şapkası asılı duruyor...
BELMA AKÇURA İstanbul
Agos gazetesinin kapısından içeri giriyorum; üzgün, acılı ama bir o kadar da mağrur yüzlerin ve bıçak kesiği gibi "sessiz" bir kalabalığın önünden geçip Hrant Dink'in çalışma odasından içeri süzülüyorum. Dink odada!..
Başını Rakel'in omzuna dayamış gülümsüyor. Çalışma masasının üzerinde çiçekler, gazete kupürleri, dava dosyaları, evrak, alınmış notlar olduğu gibi duruyor. 11 Ocak, Yeniçağ gazetesinden kesilmiş bir kupür dikkatimi çekiyor.
Hemen yanı başında asılı duran paltosu, şapkası, kravatları ve yerde duran çantası; tıpkı terk edilmiş, yalnız bırakılmış bir adamın tablosu gibi duruyor...
Kimse konuşmuyor
Dink'in en yakın dostlarından Ali Bayramoğlu yaralı... Dink'in odasında, ayakta, kalbi yüzünden, saçlarından daha da beyaz kesilmiş gelenleri karşılıyor. Dink'in ailesini bekleyen Agos çalışanları, içeri Dink girmişçesine Etyen Mahçupyan'a sarılıyorlar. Herkes, Agos'un girişinde masaya bırakılan deftere Hrant'a söyleyebilecekleri son sözleri yazıyor.
Ve içeri onu "ruh halinin güvercin tedirginliği"nden kurtaracak kadın giriyor. Rakel bu! Yanı başında oğlu ve kızları ile Dink'in odasına girdiklerinde yüzlerindeki acı insanın içini kanatacak kadar ağır. Bu yüzden kimse konuşmuyor.
Kimse inanmıyor...
Yeni Şafak'tan Fehmi Koru yanındakilerle olayın arkasını tartışıyor, yüzünde derin bir kederle, "Bu siyasi bir cinayet değilse o halde burada ne işimiz var? Burada bulunuşumuzu nasıl açıklayacaklar!" diye soruyordu.
Agos'un penceresinden dışarı bakıyorum. Kanlı kaldırıma açılan bütün yollar tutulmuş, Dink'i yolcu etmek için insanlar akın akın Agos'un bulunduğu Sebat Apartmanı'nın kapısına doğru ilerliyor... Şişli'ye uzanan bütün ara sokaklar, bütün caddeler "sessiz" insan kalabalıklarıyla buluşuyor.
Artık dışarıdayım. İnsanlar binalardan karanfiller atıyor Dink'in göğe yükselen kalbine, başına. Kırmızı karanfiller arasından göğe beyaz güvercinler yükseliyor...
Ve on binler, "Hepimiz Hrant Dink'iz, hepimiz Ermeniyiz" yazılı Ermenice, Kürtçe ve Türkçe dövizler taşıyarak, onu Sebat Apartmanı önünden alıp, "gözünü diktiği" kendi toprağına götürüyorlar. Rahat uyusun diye.
Güle Güle Hrant Dink!..
|
|
|

|