Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 24 Ocak 2007 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil


Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Terim ve Lippi nasıl olunur!

Antalya'da antrenörler seminerinin ilk günü akşamı Fatih Terim ve teknik kadrosu, Gündüz Tekin Onay, Metin Türel, Özkan Sümer, Güntekin Onay ve ben, konuk olarak Türkiye'ye gelen İtalyan hoca Lippi'yi ağırladık.
Doğal olarak böyle bir ekip, siyaset ve ekonomi konuşmayacağına göre futbol konuşuldu. Fatih Terim ile Lippi'nin daha önceki dostluklarının verdiği samimiyetten dolayı herkes rahat rahat istediği soruyu sordu.
Gecenin ilerleyen saatlerinde saha içine girdik. Hazır Fatih Terim ile Lippi'yi yakalamışken, Güntekin Onay ile birlikte soru yağdırdık. Hiç sıkılmadılar. Her şeye cevap verdiler. Dolu dolu Dünya Kupası'nı ve futboldaki bazı ilkeleri tartıştık.

Takım ruhu
İtalya'nın Dünya Kupası'nda beklenmedik şekilde ofansif bir takım görüntüsü vermesi herkesi şaşırtmıştı. Lippi'ye sorduğumuzda, "Evet, Almanya maçı gibi zaman zaman dört forvetle bile oynadık" dedi. İtalyanlar'ın iki bekini de sürekli ileriye çıkardığını gördüğümüzü söyleyince Lippi dikkatimize şaşırdı ve "İtalyanlar'a ters gelen bir sistem olmasına rağmen başarımızdaki birinci sebep TAKIMDIK. Yardımlaşmamız üst düzeydeydi. Özellikle orta saha oyuncularımızı ekonomik kullanmaya çalıştık. Çünkü onlara çok yük biniyordu. Kısacası, yardımlaşma, takım ruhu ve oyuncuları ekonomik kullanma bize kupayı getirdi" dedi.
Arjantin ile İtalya'nın diğerlerinden biraz farklı olduğunu sorduğumda, her iki takımın da benzer yanları bulunduğunu, en önemlisi orta saha tercihlerinin aynı olduğunu belirtti. Her iki teknik adam da iki yönlü orta saha oyuncusu kullandı. Hem savunma yapabilen, hem hücum. Yani Dünya Kupası'nda bizlere ve teknik adamlara iz bırakan en önemli bölgenin orta saha olduğunu gördük.
Maçtan sonra Dünya Kupası'nı kazanan bir takım ve teknik adam olarak ne yaptıklarını sorduğumuzda ise Lippi'nin yanıtı ilginçti: "Bütün oyuncular ve ben eşlerimizle birlikteydik. Sadece Cannavaro gece kupayla yattı. Ben ise tekrar maçı izledim."

Çalışmak, çalışmak
İşte Lippi olmak, bu demek. Dünya Kupası'nı kazanmışsın, kupa cebinde ve maçı bir kez daha izliyorsun. Galatasaray'ın dört yıl üst üste şampiyon olduğu dönemde, takım oyun sistemini ezberlediği halde, dördüncü yılın Antalya'da yapılan devre arası kampında Fatih hocayı ziyaret etmiştim. Gece 11'de odasında savunmaki kademe doğrularını ve yanlışlarını kasetten izliyordu.
Bir tanesi Dünya Şampiyonu olmuş gece maçın tekrarını, bir tanesi 4. şampiyonluğa giderken gece kaset izliyor. Ve sonunda da UEFA şampiyonluğu geliyor.
Tekrar, tekrar, tekrar... Çalışmak, çalışmak, çalışmak.... Bilgi, yetenek yetmiyor.

Peki ne fark edecek!

Lig lideri Fenerbahçe, ikinci Galatasaray, üçüncü Beşiktaş. Kupada çeyrek finalistler de bunlar. Yarı finalin favorileri de.
Sonuçta hep üsteler. Anadolu takımlarının artık kolay lokma olmadıkları cümlesi hikaye. Üç büyükler ciddi sorunlara rağmen lige devam ediyorlar. Transfer yapılmadı.
Hatta hatta Fenerbahçe iskelet kadrodan Önder, Lugano ve Kezman gibi oyunculara 1.5 aydır maç oynatamıyor. Bu sıkıntı yaratabilir. Galatasaray'ın hücumcu oyuncuları net değil. Ekonomik durumdan transfer gerçekleşmedi.
Beşiktaş karmaşık duygular içinde. Onlar da hazır değil gibi görünüyor. Ama ne farkedecek. Sezon sonu ilk üç yine aynı olacak.

Antrenörlerden bir ricam var

Christoph Daum üç yıl Fenerbahçe'de 4-4-1-1 dediğimiz sistemle başarılı oldu. Ama Türkiye'deki bütün kulüplere ve antrenörlere zarar verdi bu sistem.
Bakın Türkiye'deki lig takımlarına, hepsi kolayı seçtiler. Dörtlü savunma (bekler stoperden dönme, yani hücumcu değil), önünde iki ön libero savunma ağırlıklı, sağında bir oyuncu çizgide, solunda bir oyuncu çizgide. Bu oyunculardan da mutlaka savunma yapmaları isteniyor. Önlerinde bir oyun kurucu. Ve tek forvet. Oh... Ne güzel... Kaleci dahil dokuz savunmacı. Öndeki iki arkadaş iş yaparsa yapar. Seyirci de bu görüntüde doğal olarak kaçar.
İkinci Lig A, B... Üçüncü Lig... Bütün takımlar artık böyle oynuyor. O zaman teknik direktörlüğü herkes yapar. İyi bir kondisyoner bulursun. Ne futbol geçmişi lazım, ne kurslar lazım. Kondisyoner çalıştırır, tahtaya 4-4-1-1'i yazarsın. Şimdi yaptıkları gibi...
Bir şeyi anlamıyorlar. Fenerbahçe bu sistemi oynadı ama, onda Alex (Tüm eleştirilere rağmen 100 defa tabela değiştirdi) var, sende yok. Onda Anelka var, sende yok. Onda Tuncay var, sende yok. Onda Nobre var, sende yok. Bu arada savunma gibi oynayan ön liberolara bakın. Ne Appiah sende var, ne Aurelio.

Bir şeyler yapın
Teknik adamlar lütfen yaratıcılığınızı kullanın. Değişin. Doğru veya yanlış. Ama yapın.
Gerets ilk geldiği sezon şampiyonluktaki rakibine iki maçı da kaybetti. Ama 83 puan aldı. Doğru veya yanlış ama farklı bir şeyler yaptı. Rakibine 5 pozisyon verdi, her maç kendisi 15 tane yakaladı. Galatasaray'ın maçları hep heyecan doluydu. Belki sistemi günümüz futbolu için doğru gelmeyebilir ama bir şey yarattı ve sonunda kazandı.
Bu yıla bakın. O da bizden biri oldu. O da aynı oynamaya başladı. Galatasaray kalan 17 maçı da kazansa geçen yılki puanına ulaşamıyor. Çünkü Gerets de korktu. Gerets'e uyulacağına, Gerets bize uydu.

Artık sıkıldık
Fatih Terim ne yaptı. Milli Takım dörtlü savunma oynuyor. Tek forvet gözüküyor. Ama bakın oyuncu tercihlerine. Bekler Hamit veya Sabri. Solda İbrahim Üzülmez. Bağlasan durmazlar. Hücumcu bekler. Tek ön libero Aurelio. Önünde dört dinamik oyuncu. Dördü de disiplinli, çabuk ofansif oyuncular. Önlerinde de Hakan. Bir şey yaptı Fatih Terim. Gol yemeyelim demedi. 3'te 3 yaptı.
Aykut Kocaman eleştiriliyor ama o da bir şey yaptı. En azından futbolcularına mahkum oynamamayı öğretti. Yarın belki kazanmaya başlayacaklar.
Ülkemizde 800'e yakın antrenör var. Lütfen bir şey yapın. Boş tribünlerden sıkıldık.

rdilmen@milliyet.com.tr




SPOR
Yazıktır günahtır
270 dakikalık serüven!
Forma pazarlığı!
Sabri için servet
'Trabzon'un önü açık'
Kulüplere ilk müjde
'Türk'ün gücünü gösterdik'
Sporun eski dostları
Ambargo delindi
Haber turu...
Terim ve Lippi nasıl olunur!
Erzik'i Platini'ye şikayet ettiler
At yarışları





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR



Rıdvan DİLMEN
Terim ve Lippi nasıl olunur!
Antalya'da antrenörler seminerinin ilk günü a...
Atilla GÖKÇE
Erzik'i Platini'ye şikayet ettiler
Futbolda yaşadığımız ve tanık olduğumuz kaosu...


© 2006 Milliyet