|
Sarı Gelin
AGOS gazetesinin önündeyim. Hrant Dink'in cenazesinin etrafında binlerce insan. Halaskârgazi Caddesi "Sarı Gelin" türküsüyle inliyor. Çevreme bakıyorum, sessiz gözyaşları dökülüyor. Dalıyorum, duygulanıyorum, benim de gözlerim yaşarıyor.
Sarı Gelin türküsü... Hem Türkçe, hem Ermenice birçok versiyonları olan hüzünlü, acılı bir aşk türküsü...
Bu türkü Türklerin mi, Ermenilerin mi? İkisinin de... Öylesine iç içe geçmişler ki...
Tarihçi Ahmet Refik "Kafkas Yollarında" adlı kitabında, delikanlı Sinan'ın aynı köydeki sarı saçlı Ermeni kızına aşkını anlatan bir türküden bahseder:
Vardım kilisene baktım haçına
Mail oldum bölük pörçük saçına
Kız seni götürem İslâm içine
Vay Sinan ölsün Sarı Gelin
Prof. Fahrettin Kırzıoğlu'nun gösterdiği gibi, böyle Sarı Gelin türküleri Azerbaycan folklorunda da vardır.
Elbette Ermeni folklorunda da vardır. Aynı coğrafya, bin yıllık beraberlik... Ve hem Ermenilerin, hem Türklerin "Sarı Gelin"leri...
Fuat Köprülü, Türkçe Bektaşi nefesleri yazan "Ermeni halk aşugları"nı anlatır.
Tarihimize bakın, müziğimizde, tıbbımızda, mimarimizde, edebiyatımızda Ermeniler var; iç içe, dostça...
***
Fakat tarihçi Ahmet Refik, "İki Komite, İki Kıtal" kitabının da yazarıdır!
Nereden nereye???
Tarihin dostlukla, komşulukla, âşıklıkla geçen yüzyılları...
Ve kan akan yirmi yılı: 1895-1915!
Artık bu yirmi yıllık parantezin duygularını hepimiz aşmalıyız.
Eşi Rakel Dink'in yaptığı muhteşem konuşma...
"Çocuklarından ayrıldın, benden ayrıldın, ülkenden ayrılmadın sevgilim!"
O metanetini koruyup hıçkırıklarını bastırarak konuşurken, onu dinleyen binlerin ağladığını gördüm.
Düşündüm; Hrant, yurtdışına gidip diasporanın sözcülüğüne soyunsaydı, onu ihya ederlerdi!
O diasporayla kavga etti halbuki!
Ve ülkesinde öldürüldü!
Şunu ifade edeyim ki, Dink'in bazı cümleleri beni rahatsız ediyordu. Ama hoşgörü hoşumuza giden şeyler içinse bunun adı hoşgörü olmaz!
Dink'in elbette farklı duyguları, acıları, hüzünleri olacaktı; bundan tabii ne olabilir?!
Tarihin acılarını yeniden yaşamak istemiyorsak, hoşgörüden, dostluklar geliştirmekten, birbirimizi teselli etmekten başka yolumuz mu var?
***
Hrant Dink'in bazı konuşmalarının beni rahatsız ettiğini ama yazmadığımı kendisine söylediğimde aramızda daha anlayışlı, daha sıcak bir iklimin oluştuğunu hissetmiştim. Birbirimizin duygularını daha iyi anlıyorduk.
Kesinlikle yeni, daha anlayışlı ve sıcak bir dil geliştirmemiz gerekiyor.
Dink'in "Slogan ve pankart istemiyorum" diye vasiyet etmesi... Acılı eşi Rakel Hanım'ın, hıçkırıklarını bastırarak yaptığı konuşmada sorumluluk ve dostluk sergilemesi...
"Bizler düşman olarak algılanmamıza neden olan uygulamaların değişmesini istiyoruz" diyen Patrik Mutafyan'ın "Cenaze üzerinden kimse siyaset yapmasın" uyarısında bulunması...
Ve Hrant Dink için on binlerin yürümesi...
Acı bir günde ortaya çıkan bu ışıklar bana teselli veriyor; yaralarını saran Türkiye'nin büyük ve ışıklı geleceğinin işaretleri bunlar.
Bu umuda, bu teselliye ihtiyacımız var.
t.akyol@milliyet.com.tr
|
|