Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 24 Ocak 2007 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Ters tepti


Âşık Keşişoğlu aslında Ermenidir. Asıl adı, Davut Yeresyan. Yerli âşıklar ona "Zaruri" mahlasını verirler. Sultan Mahmut'tan da değerli armağanlarla birlikte "Şevki" mahlasını alır. Ondan bir dörtlük yansıtayım...
"Azrail binmiştir atı,
Elinde var, can beratı;
Mevlam veren emaneti,
Bir gün olur alacaktır."
Hrant Dink'in katlinden sonra, bu topraklardaki Ermeni tarihine daldım.
Alevi-Bektaşi Edebiyatında Ermeni Âşıkları (AŞUĞLAR), Ermenilerin Mevleviliğe intisaplarını okudum.
Türk musikisinde Ermeni bestelerinde, güftelerinde gezindim.
Osmanlı Devleti'nde Ermeni Dışişleri, Maliye nazırları, büyükelçiler, konsoloslar, bilim adamları için yazılanları okudum.
Örneğin...
Sultan Abdülhamit'in Hazine-i Hassa nazırı yaptığı Agop Efendi, büyük başarılar kazanır.
Yeniköy'de oturmaktadır.
Bekârdır.
Abdülhamit ona "Buradan çıkınca ne yaparsın, nasıl vakit geçirirsin?" diye sorar... O da "Evime giderim" cevabını verir.
Abdülhamit ona iş dışında güzel vakit geçirmesi için değerli bir at hediye eder.
Agop Efendi, sultan armağanı ata biner, gezintiye çıkar.
Fakat... At bir parlar ki, dizgin tanımaz.
Bir süre dört nala koştuktan sonra ansızın önlerine çıkan duvara vurur. Agop Efendi düşer, beyin kanamasından ölür.
Abdülhamit çok üzülür.
Agop Efendi'nin ailesinin tüm masraflarını üstlenir.
Onun yerine de gene bir başka Ermeniyi, Portukal Paşa'yı nazır yaptı.
Konya Ovası sulaması, Bağdat-Basra arası deniz araçları işletme projesi, Ziraat Bankası'nı yeni 300 şube açtırarak modern bankacılığa kazandırması onun hizmetleri.
Âşık Keşişoğlu'nun söylemine dönelim...
Hrant Dink'i kaybımızla "Mevla verdiği emaneti aldı."
İğrenç bir cinayet, zamansız ölüm ama yazgı buymuş.
Ancak...
Niyet neydi, kısmet ne oldu?..
Türkiye'yi daha da germek, kaos yaratmak, kardeşliği kanda boğmaktı belki "niyet..."
Oysa...
Tam tersi oldu.
İnsanlarımız birbirlerine kenetlendiler.
10 binler belki de 100 bin, Hrant'ın ardından nehir gibi aktı. Demokrasi muhteşem bir "caydırıcı" güç gösterisi ortaya koydu.
Eşi Rakel Dink ve kızları birer onur anıtı, birer sımsıcak yürektiler.
Hele Rakel Dink'in "Sevgilim" sözcüğünü art arda vurgulayarak yaptığı konuşma...
Bu menfur cinayetle niyetlerinin tam tersine bu insani değerlerin şahlanışına çarpanlara gene bir Ermeni âşıktan, asıl adı Haçatur olan Âşık Kahdi'den bir mısra:
"Kendim etdim, kendim buldum ben kimseye şekva (şikâyet) etmem."
.............................
Ve bir not: Keşke Başbakan Erdoğan ve ana muhalefet lideri Deniz Baykal da cenazeye gitselerdi. Türkiye'nin dışa dönük mesajına önemli katkıları olurdu.

TANRI SESİ OLSAYDI
Celine Dion, "Eğer Tanrı'nın söyleyen bir sesi olsaydı, o kesin Andrea Bocelli'ninkine benzerdi."
Efsane ses Andrea Bocelli'yi önceki gece Lütfi Kırdar salonlarında dinleyenler arasındaydım.
O harika sesin ötesinde, yakışıklı bir yüz ve melek gülümseyiş...
Gözlerinin görmeyişi nasıl bir talihsizliktir.
12 yaşında futbol oynarken kafasına sert vurulmuş bir top geliyor.
Beyin kanaması, ebediyen dünyası kararıyor.
Salonda onu dinlerken gözlerimi kapattım.
Acaba nasıl bir duyguyla söylüyor, yaşamaya çalıştım.
Alkışlayanları görmemek, seviştiği, dokunduğu, içinde kaybolduğu kadının gözbebeklerine bakamamak, günün doğuşunu, gurup vakti kızıllığını, denizin laciverdini, ormanın yeşilini yaşayamamak...
Hüzün yüklü ama aynı zamanda tevekkülü de yansıtan ve sevgiyle beslenerek güzelleşen gülüşü izlemekle, ona, gözlerimi kapayarak dinlemek deneyimimden daha yakındım.
......................
"Marifet iltifata tabidir" diyerek hakkını teslim edelim... Koçbank ve Yapı Kredi birleşmesi bağlamında düzenlenen bu konser, unutulmayacak bir gece yaşattı.

gunericivaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Sarı Gelin
AGOS gazetesinin önündeyim. Hrant Dink'in cen...
Çetin ALTAN
Yazar ve azınlık düşmanlığının süngüleşmiş dikenleri
Kazara Türk ve Müslüman olarak doğmadın mı, h...
Melih AŞIK
Usta tertipçiler
Ardında özgür güvercinler, barış ve kardeşlik...
Fikret BİLA
Trabzon için psikopolitik bir analiz
Hrant Dink, ailesinin de arzu ettiği gibi gen...
Hasan CEMAL
Siyasetçi aranıyor!
Siyasetçi aranıyor bu ülkede! Beylik klişeler...
Güneri CIVAOĞLU
Ters tepti
Âşık Keşişoğlu aslında Ermenidir. Asıl adı, D...
Abbas GÜÇLÜ
Son 50 yıla tanıklık eden gazeteciler
Bu gece Genç Bakış'ta çok özel konuklar var. ...
Hurşit GÜNEŞ
Kayıtdışı nasıl azalacak?
Önceki gün TÜSİAD kayıtdışı ekonomi konusunda...
Nail GÜRELİ
Tetikçiden önce vali muavini ile savcı konuşmalı
Hrant Dink'i, onu koruyamamanın mahcubiyetini...
Metin MÜNİR
Yatırım bankacılığında yabancılarla yeni dönem
Yakın zamana kadar yatırım bankacılığı alanın...
Hasan PULUR
'Şiddet'le yatıp, kalkıp eğlenenler...
İNSANIN umutsuzluğa kapıldığı anlar vardır, n...
Meral TAMER
Hrant Dink, Güngör Uras ve Davos
İlk kez bu yıl ayaklarım geri geri gidiyor Da...
Ece TEMELKURAN
Türkiye vicdanına yürüyor
Büyük bir vicdan azabı... Öyle ki yapamadığım...
Osman ULAGAY
'Büyük resim' ve Hrant Dink cinayeti
Davos'a gitmek üzere geldiğimiz Zürih'te, hav...
Güngör URAS
Evner Ergun'u unuttuk
Hrant Dink dostumdu. Ermeni olduğu için öldür...
M. Ali BİRAND
Liderler sınıfta kaldı, toplum Hrant'ı kucakladı...
Bundan daha güzel bir fırsat bulunamazdı.

© 2006 Milliyet