Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 25 Ocak 2007 / Perşembe  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Van, Shakespeare ile kaynaştı!

"Van'da ilk kez Shakespeare sahneleniyor" haberi, uzaktan bakıldığında "Van Van olalı böyle zulüm görmedi" diye düşündürüyordu belki. "Shakespeare mi? Van'da mı?"... "Bir Shakespeare'imiz eksikti" demeye getiren... Ama öyle olmadı Oyuncuların çabasına salonu tıklım tıklım dolduran seyircinin heyecanı da eklenince unutulmaz bir gece yaşandı. Bir seyircinin dediği gibi: Burası Van, olmaz dediğin şeyler oluyor burada: Bir gün töre cinayeti, ertesi gün Shakespeare önünde kuyruklar...

Asu Maro

Hani sonu "Diyarbakır Diyarbakır olalı böyle zulüm görmedi" diye biten ve duruma göre çeşitli illere uyarlanan bir hikâye vardır, "Van'da ilk kez Shakespeare" haberleri de uzaktan bakıldığında biraz öyle görünüyordu sanki. "Shakespeare mi? Van'da mı?"... Ve hayret dolu bir sessizlik. "Her şeyimiz tamamdı, bir Shakespeare'imiz eksikti" demeye getiren...
Ama 18 Ocak'ta Van Devlet Tiyatrosu'nu dolduran seyirciyi görmek lazımdı... Ankara Devlet Tiyatrosu'ndan bir çılgın yönetmen, Kemal Başar çıkmış, ille de "Romeo ve Juliet"i Van'da sahnelemek, üstelik bu keyfi birlikte çalışmayı sevdiği tasarım ekibiyle paylaşmak istemişti. Van Devlet Tiyatrosu'nun hepsi birbirinden yetenekli genç oyuncuları kendilerini önemseniyor hissetmiş, bu oyuna yüreklerini koymuşlardı. Hal böyle olunca, prömiyerde salonu tıklım tıklım dolduran seyirci de tüm heyecanıyla bu ekibe katıldı, ortaya unutulmaz bir gece çıktı.
Oyun biterken "Shakespeare Van'a yakıştı" diyenleri duyuyordunuz, seslerinde hissedilir bir gururla...
Kemal Başar, hem oyunda anlatılan iki aile arasındaki düşmanlığın bölgenin feodal yapısıyla örtüştüğünü düşündüğü için hem de oradaki çok genç oyuncu kadrosuna güvendiğinden Van'da sahnelemek istemiş "Romeo ve Juliet"i... İstanbul, Ankara devlet tiyatrolarında Juliet olacak yaşta oyuncu bulmak zordur ya, galiba hepsi Van'dalar, en parlaklarından Ebru Aytürk de bu oyunda. Romeo'yu oynayan Caner Kadir Gezener'den yaş ortalamasını biraz olsun yükselten Uğur Çavuşoğlu'na kadar göz kamaştırıcı bir kadro bu.
Dekorun, ışığın, müziğin ve koreografinin başrolde olduğu bir oyun Van'ın "Romeo ve Juliet"i. Dekorları yapan Murat Gülmez İzmir'den, ışık tasarımına imza atan Seyhun Ayaş Ankara'dan gelip katılmış ekibe. Ama daha da uzaklardan bir misafir var, Kanada Kinesis Dans Tiyatrosu'nun genel sanat yönetmeni Paraskevas Terezakis Vancouver'dan kalkıp gelmiş Van'a. Müzikler Can Atilla'ya, kostümler Nalan Türkoğlu'na ait.

"Aileler bırakmıyor ki..."
Son derece çağdaş "Romeo ve Juliet" yorumu oyuncuları bile endişelendirirken, Van seyircisi gerçekten bağrına basıyor oyunu. "Van için çok güzel bir oyun" diyor genç bir kreş öğretmeni gözleri ışıl ışıl. "Neden?" deyince "Aşk var çünkü, bağlıyor insanı" diye cevaplıyor mahcup mahcup. Üstelik aile engeline takılan bir aşk... Arkadaşı giriyor söze, "Var burada da böyle öyküler... Aileler düşman olmuyor da, mezhep farklılığı oluyor, Türk-Kürt ayrımı oluyor..."
Umutlu bir son cümle olsa: "Ama aşk engel tanımıyor değil mi?"... Gözleri bulutlu... "Tanımıyor ama bırakmıyorlar ki..."
Oyun kadın izleyicilere daha çok dokunuyor sanki... Öpüşme sahnelerinde derin sessizliği birkaç genç kız kıkırdaması bozuyor sadece... Acıklı sahnelerde ise burun çekme sesleri...

Eleştiriler çok hassas
"Konu bizim kültürel yapımızla uyumlu değil" diyor Cevdet Beyde, "Öpüşme sahnesi filan Batı kültürüne yakın. Bu oyun doğunun doğusunda oynanıyor."
Ama o sahnelerde kimse tepki göstermedi, bir mırıltı bile olmadı... "Televizyonda böyle sahneler gösterildiği için belki sahneyi de televizyon gibi algıladılar" diye açıklıyor durumu Beyde. Eleştirirken bile öyle saygılı bir dil kullanıyor ki, "Bizim tabii amatörce bir bakış açımız var" diyor: "Tiyatro geleneği tam oturmamış bir bölge olduğumuz için..." Çok memnun böyle 'Batılı' bir oyunun bölgede oynanmasından. "Batı kültüründe de meğerse böyle feodal birtakım şeyler varmış, Shakespeare döneminde..." diyor hayretle.
Burada işte eşi Deniz Beyde giriyor devreye... "Doğuda da batıda da yaşanan bir olay, aykırı bir tarafı yok" diye savunuyor oyunu... "Yasak bir aşk, çekişmeler yaşayan iki aile, aradaki gençlerin birbirlerine olan sevgisi, kavgalar her zaman yaşanan doğal bir olay."
Evlendirileceği adama 'varmak' istemeyen kızını itip kakarak emrine itaat etmeye zorlayan, sonunda da bunun bedelini onu kaybederek ödeyen babayı izlerken sahnede, sanki biraz daha sessizleşiyor salon... Belki çoğumuz aynı şeyleri düşünüyoruz, bölgede sönen genç hayatları... Son sözü gene bir seyirci söylüyor, "Burası Van, olmaz dediğin şeyler olur burada..." Bir gün töre cinayeti, ertesi gün Shakespeare oyunu önünde kuyruklar...




MAGAZİN
Van, Shakespeare ile kaynaştı!
Gala yerine disko partisi
Nil, Uludağ'da gençleri coşturdu
İmkânsız Aşk'ın zaferi
Şimdi sosyetik meyhaneler moda
Asortik, medyatik ve tescilli Bilo Ağa...







ALİ EYÜBOĞLU


YELİZ ARAS


ŞENAY DÜDEK

© 2006 Milliyet