Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 25 Ocak 2007 / Perşembe  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Cem'siz yalnızlık


İsmail Cem'i de yitirdik. İlk gençlik yıllarımızda da merhabamız vardı, ama asıl arkadaşlığımız Güneş'i kurarken başladı.
Cem, TRT Genel Müdürü'yken ve sonrasında tehditler alıyordu. Cinayetlerin günde 30'a ulaştığı ve sadece bir istatistik veri gibi algılandığı 1970'li yılların sonlarında bir süre için ailesini de alıp Paris'e gitmişti.
12 Eylül ihtilalinden sonra döndüğünü dostum Ercan Arıklı'dan öğrenmiştim. "Güneş'i kurarken sana bir armağanım var" diyerek, "İsmail Cem'in bizimle çalışabileceği" mesajını vermişti. O günden başlayarak gerçekten güzel bir arkadaşlığı çeyrek yüzyıldan fazla sürdürdük.

Cem'le dağda
Cem'le bir dağ otelinin zemin katında yan yana iki oda tutmuştuk. Karlı yollarda yürüyüşler yaptık. Bir hafta boyunca Güneş'in nasıl bir gazete olması gerektiğini konuştuk, tartıştık.
Öyle mükemmeliyetçiydi ki...
Ne ayrıntılar üzerinde durdu.
Fotoğraf ustası olduğu için sadece içerik değil, estetik üzerinde de çözümler üretiyordu. Gazetenin çıktığı sabahın ilk saatlerine kadar bütün arkadaşlar çalışmıştık.
Ama, hâlâ ayakta olan, Oğuz Demircioğlu, o ve bendik. Matbaaların tam kapasiteyle çalışarak ancak basabildiği 750 bin gazete sabah 08.00'de bitmişti. Gazetecilik deyimiyle "yok satıyorduk", sabah çaylarımızı içerken keyfimize diyecek yoktu.

Cem politikada
Cem siyasete de Güneş gazetesinde yazarken girdi. CHP'de Bozkurt Nuhoğlu ve ekibiyle dirsek temasındaydı.
Daha o yıllarda genel başkanlığa adaylığını koyuyor ve bunu gelecekte sonuç almanın ciddi bir adımı olarak niteliyordu. Zaten en sevdiği sözcük "ciddiyet" idi. İşini ciddiye alırdı. Ailesini ciddiye alırdı. Dostluklarını ciddiye alırdı. Hiçbir şeyi rastlantıya bırakmazdı.

Çok kırıldı
Cem 2002'de yeni bir siyasi oluşum için Kemal Derviş, Hüsamettin Özkan, Mehmet Ali Bayar ile bir sinerji yaratmıştı. Kamuoyu araştırmalarında bu sinerji için yüzde 42 oy görünüyordu. Tutun ki yüzde 20 yanılma payı vardı. Gene yüzde 30'un üzerinde oyla tek başına iktidar olabilirlerdi. AKP'nin ise esamesi okunmuyordu.
Derviş'in CHP'ye ansızın geçmesiyle bu sinerjinin çökmesi üzerine, AKP iktidar alternatifi olabildi. Cem çok üzüldü. Siyaset için bir ömür boyu birikimlerini nihayet ülkesine ve halkına sunabileceği umudu noktalanmıştı.
Belki bir o kadar da çocukluk yıllarından tanıdığı ve güvendiği dostu Derviş'in onu yarı yolda bırakmasına üzülmüştü.
Cem arkadaşlığa özen gösterirdi, önem verirdi. Hiçbir arkadaşına yalan söylemedi, yapamayacağı sözü vermedi. Ama bunu yapanları da -sayıları az değildir- hiç unutmadı.
Onun sabaha karşı yazı yazarken masamda çektiği fotoğrafım ve sisler içindeki Boğaziçi'ne "Rakı Kadehinden Boğaz" adlı fotoğrafı duvarımdadır.
Cem'i, bu büyük yüreği sevgiyle uğurluyoruz.

POSALAŞMIŞ KÜRE
Suna ve İnan Kıraç'ın Pera Müzesi'nde, Ivan Chermayeff ve Tom Geismar'ın tasarım yapıtlarından bir sergi düzenlendi. Dünyanın pek çok ünlü markasının -Koç Holding ve bazı Koç kuruluşları dahil- logoları için gerçekten değerli tasarımlardan oluşuyor bu sergi.
Çağımızın "savaş", "barış" ve de "çevre" konularıyla örtüşen gerçekten özgün çizgiler, kolajlar, desenler sıralanıyor.
Ama...
Özellikle "dünya"nın zaman yolculuğunda son dramını yansıtan görüntü etkileyiciydi. Posası çıkmış ya da pörsümüş, özsuyu çekilmiş yeryuvarlağı ancak bu kadar güzel yansıyabilirdi gözlerimize.
Çevreciler bunu "amblem" yapmalı.

gunericivaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
İsmail Cem'e saygı
ÖLÜM, 'beklenen ölüm' olsa bile acı... Hele y...
Çetin ALTAN
'Onlar-biz' ayrımı, bir günlüğüne de olsa aşıldı
Hrant Dink'in cenaze töreninde yüz bin kişili...
Melih AŞIK
Petrol tasası...
Kamuoyunda hemen hiç tartışılmadan TBMM'de ya...
Fikret BİLA
Ocak ayına çöreklendi hüzün
Hrant Dink suikastının tüm ülkeye, özellikle ...
Hasan CEMAL
Cem de öldü, ne yazayım?
İsmail Cem de öldü.
Güneri CIVAOĞLU
Cem'siz yalnızlık
İsmail Cem'i de yitirdik. İlk gençlik yılları...
Can Dündar
Son anına kadar kalemi elindeydi
"Kara Ocak" bu... Hep sevdiklerimizi, ille iy...
Hurşit GÜNEŞ
Cem'i kaybetmek
Türkiye solu önemli bir değerini genç bir yaş...
Doğan HEPER
Bu dertleşme sizin için...
'GLOBALLEŞME Amerikanlaşma demektir.'
Semih İDİZ
AB'nin 'doğrudan ticaret' oyunu
Kötü bir hafta geçiriyoruz. Sevgili dostumuz ...
Hasan PULUR
'Türkler değişir mi?'
HRANT Dink'in katledilişinden bu yana, yüzler...
Derya SAZAK
Rakel'in çığlığı
Türkiye'nin "mazlum çoğunluğu" Hrant Dink'i s...
Meral TAMER
Davos'ta ana gündem, iklim değişikliği
Dünya Ekonomik Forumu DEF toplantıları için 1...
Yaman TÖRÜNER
Servet edinmenin kuralları
Richard Templer'ın birkaç gün önce piyasaya ç...
Osman ULAGAY
CEO'ların pespembe dünyası
Kaygı, endişe, tehdit ve risk gibi sözcükleri...
Güngör URAS
İddaa'nın cirosu 1.5 milyar $
"Futbol Müsabakalarında Müşterek Bahis Tertib...
M. Ali BİRAND
Türk siyasetinin efendisi öldü
İsmail Cem'i lik defa 1964 yılında Milliyet't...

© 2006 Milliyet