Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 25 Ocak 2007 / Perşembe  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
AB'nin 'doğrudan ticaret' oyunu


Kötü bir hafta geçiriyoruz. Sevgili dostumuz Hrant Dink toprağa verildi. Anısını da kalbimize gömdük. Aydın ve barışçı kişiliğiyle Türkiye'nin parlak yüzünü dünyaya yansıtan İsmail Cem'i de dün kaybettik. Onun da toprağı bol olsun.
Üzüntülüyüz ama dünya dönmeye devam ediyor. Döndükçe de, Almanya'nın KKTC için "doğrudan ticaret" olanağının yaratılması konusunda AB adına oynadığı oyunun beklenen şekilde başladığını görüyoruz.
Gerçi AB konusu kamuoyumuzun radarından düşmüştür. Birliğin bu aşamada KKTC'ye dönük herhangi bir samimi ve ciddi açılımda bulunması ise beklenmiyor. Ama söz konusu "oyun"u gene de tahlil etmek durumundayız.

Almanya'nın kandırmacası
AB dışişleri bakanları, pazartesi günü yaptıkları toplantıda, KKTC'nin üzerindeki izolasyonların kaldırılması için 2004'te kabul edilen, ancak Rumlar tarafından bloke edilen, "doğrudan ticaret tüzüğü" ile ilgili çalışmalara yeniden başlanmasını kararlaştırdılar.
Dönem Başkanı Almanya şimdi, adadaki iki tarafla görüşmelere başlayacakmış. Bazıları, "Almanya sorunu çözmek için harekete geçiyor" diye düşünebilirler. Ancak ortada bir kandırmaca var.
Her şeyden önce, Almanya'nın taraflarla neyi müzakere edeceğini anlayamadık. AB Komisyonu tarafından 2004'te önerilenlerle ilgili olarak yapılması gerekenler ortadadır. Konunun özü itibariyle Türk tarafıyla müzakere edilecek bir şey de yok. Yapılacak şey, Rumları ikna etmektir.

Bir formül aranıyor
Ancak AB tarafı "müzakere şart" diye bastıracaksa bu da, olsa olsa, Türk tarafına Rumların taleplerini kabul ettirme girişimi olacaktır. Zira elinde "veto silahı" bulunan Rum tarafı, "hayır" dedikçe, doğrudan ticaret konusunda bir ilerleme olmayacağını Almanlar dahil herkes biliyor.
Rumların, KKTC'nin dünyayla ticaretini Güney üzerinden yapması konusunda Almanya ile anlaştıklarını zaten kendi basınları haftalar önce yazdı. Bu durumda akla, "Almanya niçin sonuç çıkmayacak bir işe soyunuyor?" sorusu geliyor.
Kanımca, Rumların aksine, AB'nin de istediği gibi "Annan Planı"nı onaylayarak barıştan yana olduklarını açıkça gösteren Kıbrıslı Türklere karşı yapılan haksızlık, Avrupa'da biraz da olsa vicdan sızlatıyor. Rahatlamak için de şimdi bir formül aranıyor.

Vicdanen rahatsız olanlar
Çıkacak formül ise şu: "Biz iyi niyetle gerekeni yaptık. Kıbrıslı Türk mallarının dünyaya ulaşması için olanak yarattık. Türk tarafı bunun Güney üzerinden yapılmasına itiraz ediyorsa bu bizi bağlamaz."
Yani Almanya "elinden geleni yapmış", fakat "Türk tarafı takdir etmemiş" olacak. Güzel de, Almanya'ya hatırlatmakta yarar var. Rumların merhametine bağlı olarak Güney Kıbrıs üzerinden ticaret yapmak, Türklerin "doğrudan ticaret" yapma olanağına kavuştukları anlamına gelmez.
"Doğrudan ticaret" kavramı ister Türkçe, ister Almanca, ister İngilizce, ister Çince telaffuz edilsin, aynı yola çıkar. Almanya'nın AB Dönem Başkanı sıfatıyla önümüze koymaya hazırlandığı önerilerin ise bununla yakından uzaktan bir ilgisi olmayacak.
Onun için, Avrupa'da bu konuda vicdanen rahatsız olanlar varsa, onları rahatlatacak olan Türk tarafı değil, Rum tarafıdır.

sidiz@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
İsmail Cem'e saygı
ÖLÜM, 'beklenen ölüm' olsa bile acı... Hele y...
Çetin ALTAN
'Onlar-biz' ayrımı, bir günlüğüne de olsa aşıldı
Hrant Dink'in cenaze töreninde yüz bin kişili...
Melih AŞIK
Petrol tasası...
Kamuoyunda hemen hiç tartışılmadan TBMM'de ya...
Fikret BİLA
Ocak ayına çöreklendi hüzün
Hrant Dink suikastının tüm ülkeye, özellikle ...
Hasan CEMAL
Cem de öldü, ne yazayım?
İsmail Cem de öldü.
Güneri CIVAOĞLU
Cem'siz yalnızlık
İsmail Cem'i de yitirdik. İlk gençlik yılları...
Can Dündar
Son anına kadar kalemi elindeydi
"Kara Ocak" bu... Hep sevdiklerimizi, ille iy...
Hurşit GÜNEŞ
Cem'i kaybetmek
Türkiye solu önemli bir değerini genç bir yaş...
Doğan HEPER
Bu dertleşme sizin için...
'GLOBALLEŞME Amerikanlaşma demektir.'
Semih İDİZ
AB'nin 'doğrudan ticaret' oyunu
Kötü bir hafta geçiriyoruz. Sevgili dostumuz ...
Hasan PULUR
'Türkler değişir mi?'
HRANT Dink'in katledilişinden bu yana, yüzler...
Derya SAZAK
Rakel'in çığlığı
Türkiye'nin "mazlum çoğunluğu" Hrant Dink'i s...
Meral TAMER
Davos'ta ana gündem, iklim değişikliği
Dünya Ekonomik Forumu DEF toplantıları için 1...
Yaman TÖRÜNER
Servet edinmenin kuralları
Richard Templer'ın birkaç gün önce piyasaya ç...
Osman ULAGAY
CEO'ların pespembe dünyası
Kaygı, endişe, tehdit ve risk gibi sözcükleri...
Güngör URAS
İddaa'nın cirosu 1.5 milyar $
"Futbol Müsabakalarında Müşterek Bahis Tertib...
M. Ali BİRAND
Türk siyasetinin efendisi öldü
İsmail Cem'i lik defa 1964 yılında Milliyet't...

© 2006 Milliyet