|
 |
|
|
Unutamadığım iki fotoğraf karesi
Satır Arası / Deniz Sipahi
O iki fotoğraf karesi bugün gibi aklımda... Barış zirvelerinden bir tanesindeydik. Sisam’da...
İlk gece Yorgo Papandreu, İsmail Cem’le birlikte oturduğu masadan kalktı ve ''Bu gece babamın ölüm yıldönümü... Onun sevdiği Zeybetiko’yu oynamak istiyorum'' dedi.
Hepimiz şaşırmıştık.
Orkestra Andreas Papandreu’nun sevdiği parçayı çalmaya başlayınca Papandreu da herkesin hayranlıkla izlediği ünlü Zeybetiko dansına başladı.
Yorgo Papandreu barış zirvesine o kadar önem vermişti ki, yanına eşi Ada ve kızı Margarita’nın yanı sıra iki kardeşini de almıştı.
İsmail Cem, önce alkışla meslektaşına tempo tuttu; sonra da sahnenin ortasında kendini buluverdi.
Papandreu’nun karşısına geçti, ellerini kaldırdı, Zeybetiko’ya eşlik etti.
Bizler de heyecanlanmıştık; iki ülke arasında yıllardır devam eden soğuk savaş, özellikle de bu ikili sayesinde yeni bir döneme girmişti.
Gece çok güzel geçti, herkes mutluydu.
Ardından aynı grup Türk tarafına, bu sefer Kuşadası’na gitti.
İsmail Cem, dostu Yorgo için küçük bir jest de hazırlamıştı. Türk teknesinde herkesin gözü Güvercin Adası’ndaydı.
Çünkü güvercinler sabahtan toplanmış Papandreu’nun gelişi bekleniyordu. Denizden Türk topraklarına giren ilk Yunan Dışişleri Bakanı’nı Türkiye barış güvercinleriyle karşılamış oldu.
Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu’nun eşi ve kızları da Kuşadası’na gelmişlerdi. Önce Efes Antik Kenti’ne gidildi. Celcius Kütüphanesi’nin önünde gelindiğinde gazeteciler fotoğraf almak istedi.
* * *
Andreas Papandreu, eşi Ada, kızı Margarita ve İsmail Cem aynı karedeydi.
Bir ara dikkat ettim. Cem, Margarita’nın omuzuna kolunu dolamış; sanki aileden biri gibi görünüyordu.
Bu sıcak iklimin, verilen mesajların iki ülke arasındaki ilişkilerin iyileştirilmesinde çok büyük katkısı oldu.
Bugün geldiğimiz noktada şunu daha net görebiliyoruz.
Yeni başlangıçlar yapabilmenin ilk kuralı iyi bir iletişim stratejisinden geçiyor.
İsmail Cem, böyle bir kişiydi. Uzlaşmacı, uzlaştırıcı...
Hoşgörülü ve güven veren...
Türkiye’de görmeye alışık olduğumuz siyasetçilerden çok farklı bir profil çizdi her zaman...
Bir başka fotoğraf karesine gelince...
İKSEV’in Efes Antik’te düzenlediği o muhteşem konserlerden biriydi.
Hava sıcaktı; Cem, her zamanki gibi şık bir takım elbise giymişti. Açık hardal renginde, keten bir takım elbise...
Yanında Ahmet Piriştina... Sözleşmiş gibi hardal bir pantolon, üzerinde lacivert bir blazer ceket...
İki yakın dost; o gece müthiş neşeliydiler. İki sıra arkasında bizler şakalaşmaları duyuyor, arada bir bizler de söze karışıyorduk.
Konser öncesinde Piriştina ve İsmail Cem’in konserde oldukları anons edilmiş, ''hoş geldin...'' dendi. Antik tiyatroda müthiş bir alkış başladı; Cem’in Dışişleri Bakanlığı yaptığı yılların belki de en zirvesinde olduğu bir dönemdi. Tempo düşmeden, dakikalarca...
İsmail Cem ayağa kalkıyor, konsere gelenleri selamlıyor; oturuyor ve tekrar kalkıyor.
İzmirliler, icraatlarıyla siyasete farklı bir bakış açısı getirdiği için Cem’e sevgi gösterisinde bulunuyorlardı. Şaşırdığını, mahcup olduğunu yakında oturduğumuz için fark ettik.
* * *
Ben her zaman İsmail Cem’in nezaketine, hayata bakış açısına, üslubuna, insan sevgisine, entellektüel birikimine saygı duydum.
Türk siyaseti önemli bir üyesini kaybetti.
Nur içinde yatsın.
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|