Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 26 Ocak 2007 / Cuma  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil


Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Yanal ve G.Saray için

(12.01.2007 Köyün Delisi'nden)
Antalya'da Ersun Yanal'la beraberiz...
Laflıyoruz. Gelmesinin zamanı çoktaaan geldi bence.
Hatta geçti.
Veya geçiyor diyelim, yumuşak olsun.
Bence tabi.
Her ne kadar "Manisa'da çok memnunum, daha yapacak çok işim var" dese de gözü fena halde İstanbul'da sanki.
Bu da bence tabi. Gözü de fena halde onda.
Ve bu da bence.
Bir Türk teknik direktörün, Avrupa'nın ileri gelen futbol ülkelerinde, pazarının olmadığını biliyor, olmayacağını da.
Geriye kala kala İstanbul kalıyor.
Ve...
"En rahat Florya'da olursun, futbol takımına en az karışan Galatasaray Yönetimi diyorum" aniden.
Hani laf olsun torba dolsun diye.
Ertesi gün, Galatasaraylı eski bir yöneticiyle karşılaşıyoruz.
"Gerets şampiyon olmazsa gidecek, şimdiden Yanal'ı istediler Zorlu'dan" diyor.
Torba dolmuş demek ki.
Bitmedi...
Tazminatını sormuşlar, Nazif Zorlu "Size tazminatsız veririm" demiş, hatta 3 tane de genç oyuncu getirecekmiş Yanal.
"Bu hafta (geçen hafta) Galatasaray'ın teknik direktörünü ağırlıyoruz, gelecek hafta da (bu hafta) Galatasaray'ın yeni teknik direktörünü demek ki" diyorum. (TRT Stadyum'da Gerets vardı, bu hafta da Yanal var)
Gülüşüyoruz...
Ya "sadece iyi ve göze hoş gelen futbol oynatan" diye kalacak ya da "bir büyüğü şampiyon yapıp kupalanacak."
Kararı o verecek. Büyüğün içinde ona en uygunu da Galatasaray.
Galatasaray'la ilgili tek laf çıkmadı ağzından...
Valla billa...
O eski yöneticinin söylediklerini de doğrusu inandırıcı bulmadım.
Yine de bir şeyler var ama Yanal'la Galatasaray'ın arasında.
Sadece bir şeyler.
Ve...
Tabi yine bence.

* * *
Dün, Hürriyet ve Fanatik'in manşetinde olan haber, 12 Ocak'ta Milliyet'te vardı.
Köşemde.
12 Ocak'ta "bence" idi, 25 Ocak'ta Hürriyetçe, Fanatikçe idi.
14 Ocak'ta TRT'nin Stadyum'unda, Ersun Yanal'ı konuk ettik.
Uzun uzun Galatasaray'ı sorduk, hatta Hakan Şükür'ü de sorduk.
Bir Mehmet (Demirkol) bir ben (Gökberk).
Medyada bir cümlesi yer almadı.
* * *
Dün Özhan Canaydın Radyospor'dan Bülent'i (Yüksel) aradı.
"Haber doğru değil" dedi.
Ne diyecekti?
"Haber doğru" diyecek hali yoktu ya.
Belki, Yanal'la hakikaten anlaşmadılar.
Ama...
Eric Gerets'in sözleşmesini yenilemedikleri müddetçe, bu tip haberler çıkmaya devam edecek. Bu haberlerin çıkmasına sebep olan da Galatasaray Yönetimi, Gerets'i futbolcularının karşısında zayıflatan da.
Bir Fenerbahçe Yönetimi bile, bir Galatasaray Teknik Direktörü'ne bu kadarını yapmaz.
Bu kadarı da ezeli rakibimizin teknik direktörüne ayıp olur diye.
Ve...
Tabi bence.

Hıncal abi Ercanlar'ı karıştırınca...

...Yazılarını dikkatle okuduğum, çoğundan zevk aldığım sevgili Ercan Taner kardeşimle, gene bu ülkenin en iyi yetişmiş spor kalemlerinden, sevgili kuzenim Gürcan Bilgiç bu hataya nasıl düşerler?.
Ercan'ı sezinliyorum. Son zamanlarda özellikle "Hıncal Uluç" takıntılıları arasına katıldı. Hemen her köşesinde isim vermeden bana göndermeler, dokundurmalar var. Konuyu saptırdığı anda, mal bulmuş mağribi oluyor ya.. Saptırıyor o da..
Ama Gürcan'da böyle bir takıntı yok, olamaz.. Peki o zaman, niye karıştırıyor?...

* * *
Hıncal Uluç'un dünkü köşesinden, bu satırlar...
Önce Ercan'ı(Taner) aradım:
- Hayırlı olsun, nerede yazıyorsun?
- ?
- Hıncal Abi yazılarından çok keyif alıyormuş.
- ?
- ?
- Hiçbir yerde yazmıyorum. İki senedir bir defa maraton.com'da George Best'i yazdım.
* * *
Sonra Ercan'ı (Güven) aradım:
- Ercan Taner, Ercan Güven mi?
- Bilmiyorum ama Ercan Taner'in yazdığı her şeyin altına imzamı atarım.
Gülüştük.
* * *
Perşembeleri çok severim, ikisi de o gün spor yazıyor.
Hıncal Abi ve Ercan.
İkisini de çok dikkatli okurum.
Bizim Ercan televizyonlardan kaçar, başrollerden hoşlanmaz, ilgi-alakadan rahatsız olur, vitrinleri sevmez. Nevi şahsına münhasırdır.
Hıncal Abi Ercanlar'ı karıştırınca dün de yırttı.
Ve...
Hıncal Abi bu...
Bir bildiği vardır.

Simultane tercüman mı gerekiyor?

Şu Beşiktaş'ın "tercüman hikayesi"...
O günden beri hep aklımdaydı.
Bugüne kaldı.
"Niye gönderildi?" diye sorduğumda "Tigana'nın söylemediği şeyleri tercüme etmiş" dediler.
Demek tercüme edememiş, söylenmiş söz farklı tercüme edilmişse, adı tercüme olmaz.
Demek uydurmuş.
Sinan'ı yıllardır turizmden tanırım, böyle bir şey yapmaz, hiçbir tercüman yapmaz.
Olur mu böyle şey?
Onun için, Eric Gerets'le Florya'da bir kahveliğine beraber olduğumda, Mustafa Turgun'un Fransızcası'yla sohbet etmiştim.
Onunla istediği lisanla konuşabileceğim halde.
Neme lazım?
Onun için, Eric'i Stadyum'a konuk ettiğimizde de Erdal Keser tercüme etmişti.
Ne olur ne olmaz?
Ve...
Bir teknik direktörün tercümanı, en az santrforu, kalecisi kadar önemli.
Ağzı, kulağı onun.
Hele alıştığı tercümansa...
Fransız hocanın hayati iki organı değiştirildi, kimse farkında değil, hatta Beşiktaş Yönetimi bile.
Uyum sağlanıncaya kadar bekleyecekler.
Ve...
Hocayı zor durumda bırakmak istediler, tercümanını değiştirdiler, takım ve kendileri daha zor durumda kaldılar.
Bunun da farkında değiller.
Ve...
Bunlar Beşiktaş'ın kupa maçından sonraki basın toplantısını izleyince aklıma geldi.
Ve...
Tabi bence.

BİLGİN'DEN...
...Çok becerikli bir usta var, adı Bilgin ve elinden her iş geliyor....
...Hemen seçtim telefon defterinden adını ve aradım...
..."Merhaba ben Elif ve sana iki gün ihtiyacım var. Mutlaka hafta sonunu bana ayır ve asla itiraz istemiyorum"...
...Bilgin'in sesi çok mutlu geldi bana, çok sevinmişti aradığım için...
..."Sen Bilgin'sin değil mi" diye sordum, "Evet" dedi, "Ben Bilgin, Bilgin Gökberk"... Ustayı değil de spor yazarı Bilgin Gökberk'i aramışım...
...Hayat sever böyle tesadüfleri, ben de...

* * *
Bu satırlar, bir hanımefendinin köşesinden...
Başlığı da "Sana ihtiyacım var, benimle olur musun?"
Tanıyorum onu.
Evet böyle bir konuşma oldu ama böyle olmadı tabi.
Sallamış.
"O (benimki)" hariç hiçbir kadının telefonu, bu kadının kastettiği anlamda ne mutlu eder ne de sevindirir beni.
Hele bu hanımefendininki hiç.
İki senedir hiçbir kadına, kafamı bile çevirip bakmıyorum, baksam da hep O'nu görüyorum.
Kim mi bunları yazan, boş verin, önemli de değil?
Önemli olan, bu kadınların çoğunun, kafayı bu işlerle bozması.
Delirmiş bunlar!

bilgingokberk@mail.com




SPOR
Yok artık Ribery!
Kartal'ın gizli serveti!
Zico'nun dediği oldu!
Marcelinho taş attı
Mola bitti, keyif sürüyor
Ulusoy'dan zeytin dalı
Son çare Başbakan!
Köşe kapmaca
Ne yaptın Fener: 88-93
Memo tek başına
Devler finalde buluştu
Bol şans Tuğba
Haber turu...
Yanal ve G.Saray için
Eyvah başlıyor
Kendi düşen ağlamaz!
Gidiyorum takımım yüreğimde...
At yarışları





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR



Bilgin GÖKBERK
Yanal ve G.Saray için
(12.01.2007 Köyün Delisi'nden)
Ercan GÜVEN
Eyvah başlıyor
Süper Ligimiz kaldığı yerden başlayacak!..
Gökhan TÜRE
Kendi düşen ağlamaz!
Sakın ola kimse hakeme kabahat bulmasın; suçu...
Nilay YILMAZ
Gidiyorum takımım yüreğimde...
Transfer dönemiyle birlikte birçok isim takım...


© 2006 Milliyet