|
 |
|
|
Eyvah başlıyor
Süper Ligimiz kaldığı yerden başlayacak!..
"Eyvah" dediğinizi duyar gibiyim.
Hakemdi, federasyondu, şaibeydi, itiş kakış, siyaset falan; nasıl katlanacağız yeni baştan?..
Bakın bu duruma getirdiler futbolumuzu.
Kimler?
Yukardan aşağı sayın gitsin.
Hükümet'in spordan sorumlusundan başlayın, federasyonu, medyayı hepsini içine katın. Üç kişiden fazla bir araya gelmiş ne kadar birlik, dernek varsa, hepsi...
Evet medya da dahil.
Geçen hafta, konular tükenmiş... Oturup ne konuştular ekranlarda?.. Neler yazdılar?
Sayın Şahin'le sayın Ulusoy'un hayali boks maçını naklen anlattılar sanki.
Olmayan aparkatları da katarak.
Düşmeden sayarak.
Ve sinekten yağ çıkarmaya çalışarak.
Her yorum, buram buram kişisellik kokmaktaydı.
Futbola ne olacağı değil, bu futbol kavgasında kimin ön plana çıkıp yorumculuğuna şan şöhret katacağı önemliydi.
Bakan-Başkan kavgası aynen devam.
MHK eleştirileri hız kesmedi.
Bütün bunlar daha maçlar olmadan.
Şimdi, Süper Ligimiz kaldığı yerden başlayacak.
Eyvah ki ne eyvah.
Zaten ülke gergin. Seçim... Cumhurbaşkanlığı meselesi. Hırant Dink'in katledilmesi ve küresel yankıları. Bir yay gibi bükülüp sınırlarımıza dayanan Irak'taki kırmızı çizgi...
Trabzon'da somutlaşan ülke gençliğinin çaresizliği...
Futbol daha beter. Resmen Lübnan'a dönmüş futboldaki cepheler.
Bu koşullarda sahadaki 22 kişi yeteneklerini ortaya koyup kan ter içinde koşacaklar ve herkes neşeyle izleyip evlerine dönecek öyle mi?
Eyvah.
Milan Baros'un sol kolu
Bir "cin"lik hikayesi de Beşiktaş'tan.
Bu sefer tongaya basan Beşiktaş...
Bu güzide kulübümüz John Carew'i 7,6 milyor euroya Lyon'a sattığında, müthiş bir "ileri görüşlülükle" sonraki transferindeki 7,6 milyonu aşan paradan yüzde 30 pay alma maddesi koydurmuştu anlaşmaya.
Tabi, Türkiye'de ayağı acıyan Carew Avrupa'da şahlandı.
Bu arada hatırlatmalıyım... Aynı süreç Kleberson'da da yaşanabilir ve yöneticisinden medyasına kadar kimsenin beğenmediği Kleberson, eski günlerine dönebilir Avrupa'da.
Sonrası belli...
Oturup derdimize yanarız yine.
Bir kıymete sahip olmak başka, onu kullanabilmek başka.
Neyse Carew'e dönelim.
Norveçli golcü şimdi 15 milyon euro değerinde ve A.Villa'da...
Bu transferden Beşiktaş'a düşen hisse ne kadar?
Yaklaşık 2 miyon 250 bin euro.
Peki ne kadar aldı?
Avucunu yaladı.
Carew'i Milan Baros'la takas etti A.Villa.
Yani ödeme nakit değil, takas usulü. Milan Baros'un da sol kolunu alamayacağına göre...
Bu güzel rüya bitti.
Hani biz kendimizi pratik zekalı falan biliriz ya...
Avrupalı faka bastırdı işte.
Tümer'i yediler!
Zekasına çok güvenip gazetecileri bile "salak"lıkla suçlamaktan çekinmeyen Tümer Metin Fenerbahçe'ye gelirken hangi garantiyi almıştı?
Askerlik sorunu çözümlenecekti!..
Fenerbahçe'nin bu bol keseden vaadi, elbette tepki yarattı.
Sordular Fenerbahçe'ye; "Nasıl"?
Bir kulüp bir futbolcusunun askerlik meselesi için kuralları nasıl zorlayabilir?
Bu gücü nasıl kendisinde görmektedir.
Çok üstüne gittiler Fenerbahçe'nin.
"Sen hukukun üstünde misin"?
Şimdi anlaşıldı ki, Fenerbahçe'yi yönetenler kendilerini kuralların üstünde falan görmüyorlarmış. Hepsi sisteme saygılıymış.
Gerekli girişimleri yaptılar, ama Tümer'in sorunu hallolmadı.
Günahı boyunlarına; belki de bunu biliyorlardı.
Bildikleri halde Tümer'i "yediler" geçen sene.
Gazetecilere "salak" diyen Tümer, şimdi Hollanda'ya gidecekmiş. Hem futbol oynayacak, hem de askerlikten muaf olacakmış yurtdışı hizmeti nedeniyle. Yine birileri kandırmıyorsa tabi.
Bu ders olsun Tümer'e.
Aklını pek abartmasın. Çünkü bizim bildiğimiz terminolojide, tongaya düşene salak denir.
Bilal, Daum ve Ben
Gazeteci kimliği, üzerine ısmarlama takım elbise gibi oturan nadir meslektaşlardan Bilal Meşe, Daum'u konuşturdu... Benim yüreğimin yağları eridi.
Anladım ki, Fenerbahçe takıntısı yokmuş bende.
Müthiş röportajın içinde Daum'un çarpıcı kişisel açıklamalarını çıkarın; Fenerbahçe'ye ilişkin söyledikleri hep benim zamanında yazdıklarım.
Yazıp da Fenerbahçeli olmayı her türlü eleştiriyi susturmak sananlardan tepki aldıklarım!
Bir tanesini yazayım:
"Arka bahçemizi ihmal ettik" diyor Daum...
Yani, yarışmacı ortam içinde gençlere yeterli önemi veremedik. Kendimiz yıldız yetiştiremedik. Bu eksikliğimizdi!
Oysa neleri göze almıştım bunu kendisine hatırlatabilmek için.
Ondan ses çıkmazdı... Malum kesim "posta" atardı:
"Daum düşmanı".
İşte... Aynı fikirdeyiz şimdi.
Bugün yazdıklarımı da birkaç yıl sonra konuşacağım herkesle.
eguven@milliyet.com.tr
|
|
|

|