|
 |
|
|
Kendi düşen ağlamaz!
Sakın ola kimse hakeme kabahat bulmasın; suçu yine üzerinden atıp, hedef saptırmasın!..
Eğer Fenerbahçe Ülker, dün daha ilk çeyrekte 29 sayı yaptığı Eldo Napoli potasına, koca ikinci yarıda 26 sayı atabiliyorsa, eğer ilk 10 dakikada pota altından 14 sayı bulan Kambala'ya, kalan üç çeyrekte bir top indirilemiyorsa, hakemin arkasına sığınmak, kiri-pası halının altına süpürmekten başka bir anlam ifade etmez...
Son üç maçına kötü başlayıp, sonunu iyi getiren Fenerbahçe, dün, seyirci baskısını kullanıp ilk çeyrekte rakibini sindirdi. Ama sonra tıpkı bir ağustos böceği gibi, sanki maçın geri kalanını da bu seyirci baskısıyla "kendiliğinden" kazanacakmışcasına dingin, "nasıl olsa üçlükleri yapıştırır, maçı çeviririm" dercesine "umursamaz" bir garip oyunla, galibiyeti adeta rakibine kendi elleriyle hediye etti. Ama karşısında "karınca" gibi çalışan, müthiş bir son 25 dakika oynayan rakibine bu kez diş geçiremedi. Ne savunmada aynı sertlikle karşılık verebildi, ne de ilk çeyrek hariç koca bir 35 dakika, içeriyi iyi savunan rakibine üstün olduğu bu bölgeden hakimiyet kurabildi.
Ve, turnuvanın başındaki "yersiz" kayıplarıyla "yumurta kapıya geldikten sonra" uyanan sarı - lacivertiler, mucize hedefinin beş maçlık zincirinin dördüncüsünde, yine öncekilere benzer "klasik" bir kaybedişle yeni bir mucizeye doğru yelken açtılar!..
Hem de öyle bir mucize ki, neresinden tutarsan tut, gerçekleşmesi akla mantığa zarar... Son hafta CSKA Moskova'yı deplasmanda yeneceksin, Eldo Napoli'nin sahasında Benetton'a kaybetmesini umut edeceksin, ha bir de Unicaja Malaga ile Lottomatica Roma'nın kaybetmesine dua edeceksin!..
Yani ölme eşşeğim, ölme!..
gtüre@milliyet.com.tr
|
|
|

|