|
 |
|
|
Gidiyorum takımım yüreğimde...
Transfer dönemiyle birlikte birçok isim takımından isteyerek ya da istemeyerek ayrılıyor. Daha büyük bir takıma gidenler mutlu, kadroda yer bulamayıp başka bir takıma gidenlerin ya da açıkta kalanların içinde ise hüzün var. Bir kısım futbolcu da kızgın! Geçen hafta küçük bir arşiv taraması yapıp, transfer olan pek değerli futbolcularımızın yeni takımlarıyla ilgili düşüncelerini -ya da klişelerini- yazmıştım ya hani, bu defa da arkalarında bıraktıkları takımları için neler söylediklerini yazayım dedim. Benim aklıma gelenler bunlar:
* ......... hiçbir zaman unutmayacağım. Burası her zaman kalbimde olacak.
* ....... taraftarını asla unutmayacağım. Onlar gibisi yok
* Geri dönüp, futbolu bu taraftar önünde bırakmak istiyorum.
* Sakatlıklar ve cezalar yüzünden şanssız bir sezon geçirdim; takımıma yararlı olamadım.
* Ne yaparsanız yapın takımdaki belli oyuncuları kesemiyorsunuz. Onlara kimsenin gücü yetmiyor.
* Ailemin de rahat edebileceği bir yere gitmek istiyorum.
* ........ gerçekten büyük kulüp; ama ben oynayacağım bir takıma gitmek istiyordum.
* Bir kurban aranıyordu, o da hiç hak etmediğim halde ben oldum.
* Takımda hiç huzur kalmadı; gruplar oluştu, zaten paralar da düzenli olarak ödenmiyor. Daha fazla burada kalamam.
* Tek üzüldüğüm şey bu taraftardan uzak kalacak olmam.
* Kadro antrenmanlara göre değil, başka ilişkilere göre kuruluyor. (Bu takımda futbol sahada değil kapalı kapılar arkasında oynanıyor)
* Kimseye kırgın değilim. Başkanım ve hocalarımla helalleşerek yollarımı ayırdım. İkinci devre takımın başarılı olacağına inanıyorum.
* Yeni bir sayfa açtım. Yeni takımım da, hedefleri olan bir takım. İyi işler yapacağız.
* Kalmak için elimden geleni yaptım. Sakat olmadığım halde forma şansı bulamadım. Hocayla bir türlü yıldızımız barışmadı.
***
"Yaşı kaç olursa olsun, 17 veya 27, katil kim olursa olsun, bir zamanlar bebek olduklarını biliyorum. Bir bebekten bir katil yaratan karanlığı sorgulamadan hiçbir şey yapılamaz kardeşlerim... O, bugün Türkiye'de milat yaptı. Sizler de mührü oldunuz. Onunla manşetler, onunla konuşmalar, onunla yasaklar değişti. Onun için dokunulmazlar ve tabular yoktu. Kelamda dediği gibi yüreğinden taştı. Büyük bir bedel ödedi. Bedellerin ödendiği gelecekler Hrant'ları severek, Hrant'lara inanarak olur. Nefretle, hakaretle, kanı kandan üstün tutarak olmaz. Bu yükseliş, karşındakini kendin gibi görerek, kendin gibi sayarak, kendin sayarak olur..."
(Rakel Dink)
***
Süperman!
Müzisyen ve müzik adamı kimliğim, benim gurur kaynağımdır. Utanarak yazıyorum ama bilinmelidir ki, bu ülkede dinleyip efkarlandığınız ya da neşelendiğiniz yüzlerce bestenin ve güftenin altında ismim yazar... Ayrıca, bu durum ikinci mesleğimin spor yazarlığı olmasını etkilemez elbette. Üstelik benim yapabildiğim birkaç mesleğim daha var. Örneğin, Kayak Federasyonu Basın sözcüsüyüm, Referans Gazetesi'nde hafta sonları müzik ve eğlence dünyası ekonomisi yazıyorum, Türk Halk Oyunları Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesiyim, müzik şirketi ve reklam ajansı sahibiyim, prodüktörüm, kreatif direktörüm, zaman zaman oyunculuk, bazen de televizyon programları yapıyorum. Yayınlanmış 600'ün üzerinde şarkı sözüm ve bestem var.
(Ercan Saatçi - Hürriyet)
İyi yapmışsınız!
Transferi kapattık!.
(Adnan Polat)
En gereklisi!
Gökmen Özdenak: Kesinlikle yabancı yönetici transfer etmemiz lazım...
Ziya Şengül: Yok daha neler, bir o eksikti...
(Telegol - Star)
Gürsoy'dan al haberi:
Gerektiğinde istifa etmenin erdemli bir davranış olduğunu hepimiz biliriz. Ama bildiğimiz bir başka gerçek daha vardır; toplumumuzda bu yönde bir istifa geleneği yerleşmemiştir. Saygıdeğer ilgililer, çok yakından tanıdığım için söylüyorum... Haluk Ulusoy'un koltuğunu bırakmak gibi bir alışkanlığı olmadığını en iyi bilenlerdenim. Daha ileri gidiyorum... Azrail gelse, "Ya federasyon başkanlığı, ya canın?" diye sorsa, federasyon başkanlığının "tadını" alan Haluk Ulusoy tercihini bu yönde yapar.
(Ergun Gürsoy - Hürriyet)
Bay bay!
Şu anda paramparça olmuş bir Kulüpler Birliği Vakfı var. En kısa zamanda bu vakıf üyelerinin tamamı istifa etmeli. Zira iki ay önce aldığınız bir kararı iki ay içinde koruyamıyorsanız, ardından vakfın esas amacı olan güzelliklerin hiçbirini yapmayıp aranızdaki kavgayı esas amacınız olarak düşünüyorsanız, sizin hiçbirinizin orada yeri de yok, gereği de yok... Haydi güle güle.
(Turgay Şeren - Akşam)
yakantop@gmail.com
|
|
|

|