|
 |
|
|
El sallamak kolay olmuyor
Görüş / Bülent Buda
Tayyar Özdemir’in Ege Yıldız’daki ofisime gelip, ''Abi Cumhuriyet’te yazar mısın'' deyişinden bu yana 24 yıl geçmiş. ''Zor iş Tayyar'' dediğimde, ''Ne olacak abi, oynadığını bu kez yazacaksın'' dedi. Oysa ''zor'' dediğim, Cumhuriyet’in dilini yakalamaktı, her ne kadar okuru olsam da.
Hala anımsarım Nüvit Tokdemir’le içimizde heyecan, hafta sonlarını bekleyerek basın tribününe koştuğumuz yılları.
Düşünülmüş bir durum değildi böylesi. Futbolu 31 yaşımda bırakmaya yöneldiğimde, ondan sonrasını iyi bir teknik adam olarak sürdürme isteği ağır basıyordu. Olmadı. İş dünyası içine çekti ve o istek de bedenimin bir yerlerinde hep tazeliğini koruyarak yaşamda kaldı.
Basın tribünü, olmak istediğimin, ama olamadığımın eksikliğini bütünüyle gidermese de duygularımı canlı tutan, futbol dünyasının içinde kalmamı olanaklı kılan 24 yılda zor erişilir dostluklar edindiğim ''kült'' bir mekan gibiydi sanki.
Şimdi benim daima hayatın içinde kalmamda azımsanmayacak bir payı olan o mekandan ayrılma kararı verdiğim şu günlerde, İlhan Selçuk’un bir yazısında geçtiği gibi ''duygularım acemi elde patlatılmış şampanya gibi köpükleniyor.'' Anlayacağınız gibi bir veda yazısı bu. Hiç düşünmediğim için bu denli zor olacağını da bilemezdim. İlk kez oluyor ve ben oldukça acemi sayılırım işin burasında.
Üstelik öyle çok uzaklara da gitmeyeceğim. Yine spor dünyası içinde, farklı bir mekanda, farklı bir konumda olacağım. Ancak, basın tribününden ayrılmanın içimde bu tür buruk bir acı bırakacağını hiç hesaplamamıştım. Evet, Cumhuriyet’le başlayan, Egeli Sabah’la gelişen, Milliyet Ege ile doruğa tırmanan dostluklar, arkadaşlıklar zinciri ile yapılan sevimli bir yolculuk. Onlarla çoğaldım, onlarla zenginleştim. Ne kadar öğünsem azdır. Genç insanların ince zeka ürünü şakalarını, takılmalarını hep özleyeceğim. Hepsi, saygı, sevgi, içtenlik yüklüydü. Ne kadar teşekkür etsem yetmez.
Beni üstlendiğim yeni görevde yüreklendiren güzel dostlarımın sesleri hep kulaklarımda olacak. Yaşamımın önemli bir parçası olmaları beni kıvançlandırıyor. Nihayet yazının en zor yerine geldik. Burada, Milliyet Ege’de dördüncü futbol sezonumuzdu. Ünver, Nalan, Gökay, Saycan, Fatih ile spor servisinde, gönül dolusu sevinçli birlikteliğimiz oldu. Dayanışma ile paylaştık çok şeyi.
Unutulmazdı. Başta Bülent Zarif, Deniz Sipahi, Münir Koçarslan, Çağlayan Bilgen, gazetenin tüm birimlerindeki herkes, ama herkes, o kadar iyiydiler ki, onlarla aynı havayı solumuş olmak, yaşamın bir yanını paylaşmak, hayatımı güzelleştiren, değerli kılan zamanlardı...
Ve de elbette Milliyet’in seçkin, saygın okurları. O eşsiz bilge tavırlarıyla çok sevimli, çok naziktiler.
Çok mu duygusal oldu? Herşeyin sonu gibi bir durum mu var ortada? Tersine, hayatın bu yerinde yeni başlangıçlara yelken açıyor. Ama yine de sevdiğiniz, sevildiğinizi bildiğiniz bir yere de el sallamak öyle kolay olmuyor.
egespor@milliyet.com.tr
|
|
|

|