Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 27 Ocak 2007 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Söz sırası sizde...

Satır Arası / Deniz Sipahi

Zaman zaman köşemde sizlerden gelen mesajlara yer veriyorum. Bugünün ilk yorumu Şebnem Şener’den... Yüksek lisans için ABD’de olan Şener, uzaklardan Türkiye’yi yorumluyor.
* * *
''Dünya Bankası Türkiye Direktörü Ulrich Zachau, ‘Türk ekonomisi sağlıklı bir hızla büyümeye devam ediyor. Dünyadaki en hızlı büyüyen ekonomilerden birini teşkil ediyor ve 2007’de de güçlü bir büyüme bekliyorum’ demiş.
Başka bir haber de Pricewaterhouse Coopers’ın Küresel Üst Düzey Yönetici (CEO) araştırması sonuçlarına göre üst yöneticiler, aralarında Türkiye’nin de olduğu Meksika, Endonezya, Vietnam ve Güney Kore’nin büyümek için ideal pazarlar olduğunu söylemişler. Farklı kaynaktan gelen bu iki farklı değerlendirme son derece güzel tabii ki... Türkiye ekonomisindeki büyümenin süreceğinin beklentisinin olması, uzun zamandır özlediğimiz türde bir iyi haber. Yapılan bazı yapısal düzenlemeler ve atılan cesur adımlar nedeniyle Türk ekonomisi düzenli büyüme sürecine girmiş gibi gözüküyor. Çok kısa süre önce hayatımızın bir parçası gibi olan periyodik krizler yaşamımızdan çıkmış gibi... Kriz yoklamaları ise yapısal güçler tarafından kolaylıkla atlatılıyor. Bu durum da dış yatırımcının gayet tabii ki dikkatini çekiyor ve yapılan değerlendirmeler sonucunda Türkiye kısa, orta vadede ‘en büyük potansiyeli olan ülke’ olarak ortaya çıkıyor.
* * *
Ancak işin bir de ‘ama’sı var. Bu ‘ama’nın ne olduğu ise Dünya Bankası Türkiye Direktörü’nün açıklamasının (yukarıda almadığım) son bölümünde var. Direktör ‘Güçlü bir büyüme bekliyorum’ dedikten sonra şunu da eklemiş: ‘Daha fazla ve daha iyi istihdam olanakları yaratılması, bence Türkiye’de en büyük öncelik olmalı.’
Bu vurgulamanın biz de altını çizelim ve bir başka raporu dikkatle okuyalım.
* * *
OECD’nin önceki gün yayınlanan ‘Kadınlar ve Erkekler’ raporuna göre birçok OECD ülkesinde 15-19 yaş arasında okumayan ve çalışmayanların oranı yüzde 10’dan azken, Türkiye ise bu alanda bir anlamda rekor kırmış. Şimdi sıkı durun; inanmakta zorlanacağınız bir oran vereceğim rapordan: Türkiye’de 15-19 yaş arası kız nüfusun yüzde 47.5’i, erkek nüfusun ise yüzde 25’i okumuyor, çalışmıyor.
Ekonomisi büyüyen bir ülkede genç nüfus arasında bu kadar fazla işsiz ve eğitimsiz insanın olması ülkede bazı işlerin son derece yanlış gittiğini gösteriyor. Türkiye, Özal döneminden bu yana sosyal eşitlik ve gelir dağılımının düzeltilmesi gibi hedefleri gündeminden tamamen çıkarttı. Genç nüfus arasında bu kadar fazla işsiz ve eğitimsiz olması, bazı yaş gruplarının neden suç makinesi haline gelebildiğini de net olarak açıklıyor (Trabzon’u biraz anlamak için meselenin bu boyutunu düşünmeliyiz.)
Dolayısıyla bizler suç ve terör sarmalından kurtulabilmek için, sosyal adaletle büyüyen bir ekonomiyi yaratmak için uğraşmalıyız. AKP’nin ekonominin sosyal adalet bölümüne daha fazla eğileceği başlarda bekleniyordu ama olmadı. Umarız yaklaşan seçim döneminde ekonomik modelin sosyal adalet boyutu da tartışmaların içine sokulacaktır. Çünkü yabancıların net olarak gördüğü gibi güçlenen Türk ekonomisinde acil olarak el atılması gereken boyut da budur.''

Hayatınızda bir değişiklik yapın

İkinci yorum Gökhan Hamamcıoğlu’ndan... Hamamcıoğlu, bir hatırlatma yapıyor ve bizleri pazartesi gecesi Alsancak Stadı’na bekliyor.
''Maç öncesi buluşup konuştuğunuz, maça gittiğiniz grup arkadaşlarınızı unuttunuz. Maç öncesi içinize dolan sebebini belki bilmediğiniz heyecanı unuttunuz. Stat girişinde kalabalık kuyruklarda beklemenin ne olduğunu unuttunuz. Tribünde yanınızdaki belki tanımadığınız ama aynı renklere gönül verdiğiniz insanlarla selamlaşmayı unuttunuz. Yanınızdaki insanın yediği çekirdekten size uzattığını unuttunuz. Sahaya desteklediğiniz takımın koşarak çıktığında atılan konfetilerin oluşturduğu gökkuşağını unuttunuz. Maç öncesi tribünlerde elinize tutuşturulan beyaz kağıtlarda yazılı yeni tezahüratları ezberlediğinizi unuttunuz. Hep birlikte binlerce insanla birlikte bağırdığınızı unuttunuz. Ve İzmir de maça gitmeyi unuttunuz. Belki bir stadın yolunu unuttunuz. ‘Gol...’ diye bağırmayı unuttunuz. Gol sevincinde yanınızda hiç tanışmadığınız insanla birbirinize sarılmayı unuttunuz. Bir futbol maçını statta canlı izlemeyi unuttunuz. O heyecanın içinize dolan coşkusunu unuttunuz. Hayatınızda bir değişiklik yapın ve kalkın Alsancak’ta Karşıyaka-Diyarbakır maçına gelin.''

dsipahi@milliyet.com.tr








EGE
El sallamak kolay olmuyor
Emeklilik hakkında her şey
Artık park değil
Aylardan ocak
Söz sırası sizde...





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Bülent Buda
Necati Çetiner
Özgür Kaynar
Reşat Kutucular
Deniz Sipahi

© 2006 Milliyet