Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 27 Ocak 2007 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Sağduyu çağrısı!


Bir sözüm, Ermeni Diasporası'na!
Türkiye, Türkler ancak bundan anlar diye, Amerika'sına, Fransa'sına ya da Avrupa'sına ille de soykırım diye bastırmayı sürdürecek misiniz?
Amerikan Kongresi'nden de, Fransız parlamentosundan da, bilmem hangi ülkenin meclisinden de çıksın Ermeni soykırımı kararları, hatta soykırımı inkâr da suç sayılsın, Türkler ancak bundan anlar diye elinizden geleni yapmaya devam edecek misiniz?
Yanıt evet ise, yanlış yoldasınız.
Hem de çook...
Hrant Dink, bu konuda sizi hep büyük bir iyi niyetle, tüm içtenliğiyle uyarmıştı. Bu çabanın Türkiye'de ters teptiğini, ters tepeceğini, Türkiye'de demokrasi düşmanlarının işine yarayacağını, Türkiye'de AB düşmanlarının işine yarayacağını size yüreğini açarak anlatmaya çalışmıştı Hrant kardeşim..
Özetle demek istemişti ki:
Türkiye ne kadar demokratikleşirse, Türkiye'de hukuk çıtası ne kadar yükselirse, o kadar iyi olur. Özgüveni artan, olgunlaşan bir Türkiye'nin demokratik ortamında, soykırım dahil her şey özgürce tartışılır. Geçmişin acıları zamanla Ermeniler ile Türkler arasında, Ermenistan'la Türkiye arasında sorun olmaktan çıkar. Böyle bir ortamda toplumlar birbirlerinin yas ve acılarını anlamaya, paylaşmaya başlarlar.
Çok haklıydı Hrant.
Tersi, çıkmaz yoldur çünkü.
Siz eğer Ermeni Diasporası olarak soykırımı, sevgili Hrant'ın İstanbul'daki o cenaze töreninden sonra bile, her alanda bir önkoşul olarak Türkiye'ye intikamcı bir dayatma olarak öne sürerseniz, şunu iyi bilin, milliyetçi fanatizm karşılıklı olarak birbirini zehirlemeyi sürdürür.
Bundan barış yara alır.
Tarih sayesinde önyargılardan kurtulacağımıza, tarihsel acıların olgunlaştırıcı etkisiyle geçmişin yaralarını saracağımıza, bugün daha hâlâ tarih sayfalarından düşmanlık üretmeye devam mı edeceğiz?
Yazık olmaz mı?..
Ermeni Diasporası, kendi içindeki fanatizmi ne kadar tecrit edebilirse, Türkiye'de de fanatik milliyetçiliği besleyen su boruları o kadar kurumaya başlar.
Bir sözüm, ABD Kongresi'ne!
Nisan ayı geliyor. Kongre'den soykırım kararı bu kez geçecek mi?
Bir sözüm Fransa'ya!
Mayıs ayındaki cumhurbaşkanlığı seçimlerinden önce ifade özgürlüğünü hiçe sayarak, soykırım inkârını hapislik suç haline getirecek misiniz?
Bir sözüm AB'ye!
Türkiye'de fanatik ve milliyetçi dalgayı kabartacak, Batı ve Avrupa düşmanlığını körükleyecek böylesi gelişmeler tarafınızdan seyir mi edilecek?.. Türkiye'de demokrasiye tahammülsüz çevreler, farkında mısınız, ellerini ovuşturarak böyle bir tarihsel yanlışı, tarihsel aymazlığı sizden bekliyorlar.
Bir sözüm de Ermenistan'a!
Uzak komşu olmaktan çıkmanın ve Türkiye'yle ilişkileri normalleştirmenin o kadar güç olduğunu sanmıyorum. Bunun için biraz sağduyu, biraz reelpolitikanın gereği, barış kapısını açabilir diye düşünüyorum Ermenistan'la Türkiye arasında...
Son sözüm Türkiye siyasetine!
Bu topraklarda barış ve huzur adına bir an önce soğukkanlı biçimde ele alınması gereken çok temel bir sorunumuz daha var, Ermeni sorunu...
Ne kadar farkındayız?
Türkiye siyaseti, hele Hrant Dink suikastından sonra daha hâlâ bu sorunu görmezlikten gelmeye devam ederse, bu meseleyi seçimlerde oy avcılığına katık yapmayı siyaset sanırsa, o zaman bu memlekette demokrasiyle birlikte barış ve huzurun da içine ederiz.
Çok şeye yazık olur, yazık.

h.cemal@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
İsmail Cem'i seviyor muyuz?
ONU ne kadar sevdiğinizi bilmez olur muyum? C...
Çetin ALTAN
Yazarlara "komünistlik" suçlamasından, TÜSİAD'a "bölücülük" suçlamasına...
Türkiye'de zenginler, yahut patronlar kulübü ...
Melih AŞIK
Geçmişe rahmet...
TBMM'de geçen hafta kabul edilen Petrol Kanun...
Fikret BİLA
İsmail Cem'in cenazesinde solun görünümü
Teşvikiye Camii'nin avlusundaki manzara İsmai...
Hasan CEMAL
Sağduyu çağrısı!
Bir sözüm, Ermeni Diasporası'na!
Güneri CIVAOĞLU
Teşvikiye manzaraları
Önce Sibel İpekçi'yi ve oğlunu gördüm... Sonr...
Can Dündar
Reşat Altay'ın yazılmamış anıları
Trabzon Emniyet Müdürü Reşat Altay merkeze al...
Abbas GÜÇLÜ
Karne neyin göstergesi?
Milyonlarca evde karne sendromu yaşanıyor. İy...
Semih İDİZ
Türk-ABD ilişkilerini esir alan sağırlar diyaloğu
Ankara ile Washington arasında basın ve konfe...
Sami KOHEN
"Gerisini siz tamamlayın"...
Hafta içinde bir dış seyahat sırasında aldığı...
Metin MÜNİR
EPDK'nın skandal kararına ağıt
Bir köşe yazarının ait olduğu grubun şirketle...
Hasan PULUR
'Adam gibi adam' biri daha gitti...
1970'li yıllarda Milliyet'in yazı işlerinde i...
Derya SAZAK
Cem'in ardından
Eski Dışişleri Bakanı İsmail Cem'i dün son yo...
Meral TAMER
Avrupa'ya yeni kimlik aranıyor
Devlet Bakanı Ali Babacan, bakan olduğundan b...
Yaman TÖRÜNER
Servet edinmenin kuralları - 2
Richard Templer'ın birkaç gün önce piyasaya ç...
Osman ULAGAY
Davos'ta Doha zirvesi
Bu yazıyı yazarken bulunduğum Davos, İsviçre'...
Güngör URAS
Yağmur yağmayınca su sorununu hatırladık
Yağmur yağmayınca "Bu yıl su bulamayacak mıyı...
M. Ali BİRAND
Artık korkulmuyor
Çok yakın geçmişimize kadar, devlet ve siyase...

© 2006 Milliyet