Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 27 Ocak 2007 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Teşvikiye manzaraları


Önce Sibel İpekçi'yi ve oğlunu gördüm... Sonra Elçin Cem ve kızı İpek Cem Taha'yı... İki dost kaybı ve arkadaşlarım olan iki acılı aile... Ne güzel günler paylaştıktan sonra bu karşılaşmalar daha da ağır.
İsmail Cem'in cenaze töreni için Teşvikiye Camii yolunda Sibel İpekçi ve oğluyla karşılaştım. Eşi Abdi İpekçi ve İsmail Cem kardeş çocuklarıdır. Sibel'le konuştuğumuz karakol köşesinin birkaç yüz metre aşağısında o rezil cinayet işlenmişti.
Sibel İpekçi'nin bakışlarında "Neler oluyor bize?" gibi hüzün yüklü soruyu algıladım.
Abdi Bey'e de Teşvikiye Camii'nde veda etmiştik.
3-4 gün sonra yurtdışında bir kahvede karşılaşmıştık.
Oğluyla beraberdi.
Nikâh yüzüğü, derileri kemiğine yapışmış parmağında bilezik gibi görünüyordu.
Belki 15 yıl yaşlanmıştı.
Ve gene işte bitap bir Sibel İpekçi...
........................
Ayrılırken Sibel İpekçi'nin elindeki "tek" gazeteye gözüm ilişti.
"MİLLİYET'e devam ediyorsun" dedim.
"Başka türlüsü olabilir mi?" cevabını verdi.

Elçin'le hiç ayrı kalamazlardı
Teşvikiye Camii'nin avlusu, cadde, Cem için oluşan insan seliyle dalgalanıyordu.
Her siyasi görüşten, her partiden, her gazeteden bir harmandı bu.
Cem'in aydın ve nazik kimliği, bu tabloyu yaratmıştı.
Eşi Elçin ve kızı İpek Cem Taha perişandılar.
Elçin ve Cem ömür boyu -nereyse- hiç ayrılmadılar.
Güneş'te beraber çalışırken, Cem'in birkaç kez yurtdışına gitmesi gerekmişti.
Kardeşinden öte yakın arkadaşı Ercan Arıklı bana, "Güneri n'apıyorsunuz?.. Cem Elçin'den bu kadar çok ayrılmaz" demiş ve takılmıştı:
"Aileyi dağıtacak mısın?"
Böylesine güzel ve tutkulu bir beraberlikleri vardı.
Sevgili Elçin için yaşam bundan sonra çok zor olacak.
Tesellisi ise, eşi Cem'in etrafındaki bu harikulade sevgi denizi...

DAVOS'U ANMAK
Davos'u Türkiye'ye ve Türkiye'yi de Davos'a tanıtan, merhum Turgut Özal'dır.
Hepimizin ilk Davos yolculukları onunla birlikte olmuştur.
O Davos toplantılarından birinde, kanımızı tutuşturan bir gazetecilik işareti aldık.
Ertesi sabah kahvaltıda Türkiye Başbakanı Turgut Özal ile Yunanistan Başbakanı Andreas Papandreu buluşacaktı.
Haber güya gizliydi.
Fakat... Neredeyse bütün gazetecilerin kulağına kar suyu kaçmıştı.
Sabah erkenden kahvaltının yapılacağı yere gittik.
Kimsecikler yok.
Sonraki saatlerde de ne gelen var, ne giden...
Papandreu son anda kıvırmıştı.
Ardından Yunanistan televizyonunda bir açıklaması yayınlandı:
Papandreu "Türkiye Başbakanı'yla değil kahvaltı yapmak, bir kahve bile içmem" demişti.
Özal hiç bozulmadı.
O akşam Papandreu'nun kaldığı otelde peynir ve şarap partisi vardı.
Özal hiç habersiz bizleri de arkasına takıp bu partiye baskın yaptı.
Papandreu çaresizdi.
Partinin sahibi olarak Özal'la meşgul oldu. Sohbet etti.
Televizyonlar, fotoğrafçılar bu görüntüleri dünyaya yaydılar.
Özal böylece hem kahvaltıya gelmeyerek barış istemeyen bir Papandreu, hem de Papandreu'nun partisine giderek diyalog kurmayı amaçlayan Türkiye Başbakanı görüntüsünü verdi.
"2-0 galibim" diyordu yakınlarına...
Peki bunun Özal'a bir faturası oldu mu?
Evet... Şarap ve peynir partisinde eline tutuşturulan tabaktan peynir atıştırırken, diğer eline de verilen kırmızı Yunan şarabını taşıyor, Papandreu'yla kadeh tokuşturuyordu.
Gerçi kadehi sadece dudaklarına değdiriyor ve içmiyordu ama gel de bunu anlat.
O zaman Özal'la bir kahve bile içmem diyen Papandreu'nun oğlu Yorgo Papandreu, aradan yıllar geçtikten sonra Yunanistan Dışişleri Bakanı olarak meslektaşı İsmail Cem'le değerli bir dostluk kurdu.
Birlikte rakı/uzo içtiler, sirtaki yaptılar.
Dün de Teşvikiye Camii'ndeydi.
Cem'e veda için gelmişti.

BAŞÖRTÜSÜZ
Başta Teşvikiye Camii olmak üzere, cenazelerde başörtülü sayısı giderek azalmakta.
Oysa eskiden "marka" ipek eşarplar, güneş gözlükleri genel görüntüydü.
Teşvikiye Camii avlusundaki cemaati, Yunanistan eski Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu da izliyordu.
Sanıyorum... Bu "başörtüsü" saptamasını o da yapmıştır.

gunericivaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
İsmail Cem'i seviyor muyuz?
ONU ne kadar sevdiğinizi bilmez olur muyum? C...
Çetin ALTAN
Yazarlara "komünistlik" suçlamasından, TÜSİAD'a "bölücülük" suçlamasına...
Türkiye'de zenginler, yahut patronlar kulübü ...
Melih AŞIK
Geçmişe rahmet...
TBMM'de geçen hafta kabul edilen Petrol Kanun...
Fikret BİLA
İsmail Cem'in cenazesinde solun görünümü
Teşvikiye Camii'nin avlusundaki manzara İsmai...
Hasan CEMAL
Sağduyu çağrısı!
Bir sözüm, Ermeni Diasporası'na!
Güneri CIVAOĞLU
Teşvikiye manzaraları
Önce Sibel İpekçi'yi ve oğlunu gördüm... Sonr...
Can Dündar
Reşat Altay'ın yazılmamış anıları
Trabzon Emniyet Müdürü Reşat Altay merkeze al...
Abbas GÜÇLÜ
Karne neyin göstergesi?
Milyonlarca evde karne sendromu yaşanıyor. İy...
Semih İDİZ
Türk-ABD ilişkilerini esir alan sağırlar diyaloğu
Ankara ile Washington arasında basın ve konfe...
Sami KOHEN
"Gerisini siz tamamlayın"...
Hafta içinde bir dış seyahat sırasında aldığı...
Metin MÜNİR
EPDK'nın skandal kararına ağıt
Bir köşe yazarının ait olduğu grubun şirketle...
Hasan PULUR
'Adam gibi adam' biri daha gitti...
1970'li yıllarda Milliyet'in yazı işlerinde i...
Derya SAZAK
Cem'in ardından
Eski Dışişleri Bakanı İsmail Cem'i dün son yo...
Meral TAMER
Avrupa'ya yeni kimlik aranıyor
Devlet Bakanı Ali Babacan, bakan olduğundan b...
Yaman TÖRÜNER
Servet edinmenin kuralları - 2
Richard Templer'ın birkaç gün önce piyasaya ç...
Osman ULAGAY
Davos'ta Doha zirvesi
Bu yazıyı yazarken bulunduğum Davos, İsviçre'...
Güngör URAS
Yağmur yağmayınca su sorununu hatırladık
Yağmur yağmayınca "Bu yıl su bulamayacak mıyı...
M. Ali BİRAND
Artık korkulmuyor
Çok yakın geçmişimize kadar, devlet ve siyase...

© 2006 Milliyet