Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 27 Ocak 2007 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Karne neyin göstergesi?


Milyonlarca evde karne sendromu yaşanıyor. İyi karneler niye daha iyi değil diye, zayıf olanlar da ne bu hal şeklinde eleştiri oklarının hedefindeler.
Peki karneler neyin göstergesi? Yarıyıl tatili ne için veriliyor? Bu konuları irdelemeden atılacak her adım yanlış olur.
Örneğin sayfalar dolusu ödevler verilmiş. Öğrenci, iki hafta hiç kafasını kaldırmadan ders çalışsa, yine de bu ödevler bitmez. Peki ne zaman dinlenecek de nasıl ikinci yarıyıla hazırlanacak? Bunu düşünmeyen maalesef o kadar çok öğretmenimiz var ki...
Yine aynı şekilde, iyi öğrencilerden çok, kırık karnesi olan öğrenciler, daha fazla ilgiye muhtaç. İkinci yarıyılda, o zayıfları düzeltmek için hem yüksek morale ihtiyaçları var hem de iyi bir dinlenmeye. Ama maalesef ödevci öğretmenler gibi, baskıcı anne babalar da bu durumun hiç farkında değiller.
Karne, bir dönemin göstergesi. Elbette çok şeyler ifade ediyor. En azından öğrencinin, okulu, derslerini, hayatı ne kadar ciddiye aldığının bir ifadesi. Ama her zaman en doğru gösterge olmayabiliyor.
Bu yüzden, karne değerlendirmeleri yaparken geriye değil, ileriye bakıp öğrenciyi kazanmak gerekiyor...
Milli Eğitim Bakanı Çelik, Ortaöğretim Kurumları Giriş Sınavı OKS'nin önümüzdeki yıllarda kaldırılacağını duyurdu. Bu açıklama, bu konuda Sayın Bakan'ın nasıl yanlış bilgilerle donatıldığının son örneği.
Hatırlanacağı gibi, bu öğretim yılının başında da Bakan Bey'in yanlış yönlendirilmesi yüzünden anadolu liselerinde tam 5 bin kontenjan boş kaldı. Şimdi yine Bakan Bey'e yanlış bilgiler verilip yanlış mecraya yönelmesi için her şey yapılıyor.
Bu konudaki en önemli çelişkilerden biri de anadolu liseleri, kolejler, fen liseleri gibi ilköğretim sonrası tüm sınavların, tek çatı altında toplanmasına karşılık, özel okul tercihlerinin ayrı yapılmasıydı. Zaten kontenjan açıklarının oluşması ve kayıtların bütün yaz dönemine yayılması da bu yüzdendi.
Kargaşanın rahatsız edici boyutlara ulaşmasından sonra, tek sınav, tek tercih uygulamasının kaçınılmaz olduğu, bizzat Çelik tarafından açıklandı. Ama şimdi öğreniyoruz ki özel okulcular Bakan Bey'i ikna etmek için yine yoğun kulis faaliyetine başlamışlar, hatta ikna ettiklerini söyleyenler bile var. Pes doğrusu!..

Yayıncılar da dertli
Milli Eğitim Bakanlığı'nın keyfi uygulamalarının hayata geçtiği alanlardan biri de yayın sektörü. Bakanlık aldığı ani bir kararla eylül ayında Ders Kitapları İnceleme Yönetmeliği'nde bir değişiklik yapıp Talim Terbiye Kurulu'nun inceleme yetkisini, ilgili genel müdürlüklere vermişti. İşte bu yüzden de hazırlanan ve onaya sunulan kitaplar ortada kalmıştı.
Yayıncılar, bu konuda dertli mi dertli: "Bu öğretim yılında sektörümüz, 750 takım civarında kitap hazırlamış ve 65 milyon YTL yatırım yapmıştır. Gelin görün ki bakanlık bu kitapların bir tanesini bile okuyup sonuçlandırmamıştır. O gün bugündür ders kitaplarını bakanlığın hiçbir birimi incelemediği gibi, kimin inceleyeceği de muammadır..."
Yayıncılar, Danıştay'a yürütmeyi durdurma davasının açıldığını ve itiraz noktalarının bazılarında karar alındığını ama hâlâ bir ilerleme kaydedilmediğini de yana yakıla anlatıyorlar.
Tümüyle değiştirilen karneler konusunda bir hayli şikâyet var. Örneğin nereye bastırıldığı ve bu konuda kimlere büyük paraların kazandırıldığının özellikle sorgulanmasını istiyorlar.
Anlayacağınız her yıl yüz milyonlarca ders kitabının basıldığı yayın sektöründe dedikodu kazanı fokur fokur kaynıyor. Umarız, bu konuda ciddi bir araştırma yapılıp kamuoyu aydınlatılır...
Özetin özeti: Bakan Çelik, yine, meyve veren ağaç taşlanır diyecektir. Ama ona karşı ateş olmayan yerden duman çıkmaz diye başka bir özdeyişle cevap verenlerin sayısı da bir hayli fazla...

aguclu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
İsmail Cem'i seviyor muyuz?
ONU ne kadar sevdiğinizi bilmez olur muyum? C...
Çetin ALTAN
Yazarlara "komünistlik" suçlamasından, TÜSİAD'a "bölücülük" suçlamasına...
Türkiye'de zenginler, yahut patronlar kulübü ...
Melih AŞIK
Geçmişe rahmet...
TBMM'de geçen hafta kabul edilen Petrol Kanun...
Fikret BİLA
İsmail Cem'in cenazesinde solun görünümü
Teşvikiye Camii'nin avlusundaki manzara İsmai...
Hasan CEMAL
Sağduyu çağrısı!
Bir sözüm, Ermeni Diasporası'na!
Güneri CIVAOĞLU
Teşvikiye manzaraları
Önce Sibel İpekçi'yi ve oğlunu gördüm... Sonr...
Can Dündar
Reşat Altay'ın yazılmamış anıları
Trabzon Emniyet Müdürü Reşat Altay merkeze al...
Abbas GÜÇLÜ
Karne neyin göstergesi?
Milyonlarca evde karne sendromu yaşanıyor. İy...
Semih İDİZ
Türk-ABD ilişkilerini esir alan sağırlar diyaloğu
Ankara ile Washington arasında basın ve konfe...
Sami KOHEN
"Gerisini siz tamamlayın"...
Hafta içinde bir dış seyahat sırasında aldığı...
Metin MÜNİR
EPDK'nın skandal kararına ağıt
Bir köşe yazarının ait olduğu grubun şirketle...
Hasan PULUR
'Adam gibi adam' biri daha gitti...
1970'li yıllarda Milliyet'in yazı işlerinde i...
Derya SAZAK
Cem'in ardından
Eski Dışişleri Bakanı İsmail Cem'i dün son yo...
Meral TAMER
Avrupa'ya yeni kimlik aranıyor
Devlet Bakanı Ali Babacan, bakan olduğundan b...
Yaman TÖRÜNER
Servet edinmenin kuralları - 2
Richard Templer'ın birkaç gün önce piyasaya ç...
Osman ULAGAY
Davos'ta Doha zirvesi
Bu yazıyı yazarken bulunduğum Davos, İsviçre'...
Güngör URAS
Yağmur yağmayınca su sorununu hatırladık
Yağmur yağmayınca "Bu yıl su bulamayacak mıyı...
M. Ali BİRAND
Artık korkulmuyor
Çok yakın geçmişimize kadar, devlet ve siyase...

© 2006 Milliyet