Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 27 Ocak 2007 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Türk-ABD ilişkilerini esir alan sağırlar diyaloğu


Ankara ile Washington arasında basın ve konferanslar yoluyla Kuzey Irak'taki PKK varlığıyla ilgili olarak yürütülen "dolaylı diyalog" iki ülke arasında bu konuda oluşturulan "koordinatörlük mekanizması"nın pek işlemediğini gösteriyor.
Zaten işleseydi, bu hassas konuların, atanan iki koordinatör tarafından, sonuç getirecek şekilde kapalı kapılar ardında ele alınması gerekirdi. Oysa bunun öyle olmadığı açık.
Nitekim haberler de Ankara'nın bu konuda yakında bir "yeniden değerlendirmeye" gidebileceğini ortaya koyuyor.
ABD'nin koordinatörü, emekli general Joseph Ralston'un Türkiye'ye ay sonunda yapacağı ziyaretin ise çok fazla bir yenilik getirmesi beklenmiyor. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın kısa bir süre sonra Washington'a yapması beklenen ziyaretin de bu konuda yeni açılımlar getireceği sanılmıyor.

'Zaman kazanma' mı?
Kısacası, Ankara'yı başından beri tatmin etmeyen bu koordinatörlük mekanizmasının miadını doldurmak üzere olduğu anlaşılıyor. Buradaki temel sorun, Irak'ta çok faklı -hatta yer yer zıt gündemlere- odaklanmış olan Amerika'daki mevcut yönetim ile Ankara'nın, Kuzey Irak'taki PKK varlığı konusunda ortak bir dil oluşturamamalarından kaynaklanıyor.
Başka bir ifadeyle, burada başından beri var olan "sağırlar diyaloğu" aynen sürüyor.
Türkiye açısından bakıldığında bu aşamada bu koordinatörlük mekanizması, ABD tarafından ortaya çıkarılmış olan son "zaman kazanma yöntemi" olarak algılanıyor.

Erdoğan'ın sert çıkışı
Başbakan Erdoğan'ın ABD'ye dönük olarak açıkça sarf ettiği memnuniyetsizlik sözlerini bu algılamanın bir yansıması olarak kabul edebiliriz. ABD'nin "koordinatörlük mekanizması" öncesindeki "zaman kazanma" yöntemi ise "Türkiye ile PKK'ya karşı işbirliği içindeyiz. Bakın Avrupa'daki parasal kaynaklarını kurutmaya çalışıyoruz" söylemiydi.
Ancak Erdoğan'ın ABD'ye dönük sert çıkışında bu kaynaklar konusunda dahi ilerleme sağlanamadığını söylemesi, Ankara'nın buradaki rahatsızlığını daha da açık bir şekilde dışa vuruyor.
Türkiye işin başından beri bu koordinatörlük mekanizmasını, "PKK'ya karşı askeri operasyonlarda eşgüdüm sağlayacak bir düzenleme olarak" gördü. Sözünü ettiğimiz "sağırlar diyaloğu" ise bu noktada başlıyor.

Wilson'ın 'kızdıran' sözleri
Zira Amerikan tarafı, bu tür bir operasyonu "en son seçenek" olarak kabul ettiğini defalarca ortaya koydu. Amerikan tarafı, aynı zamanda, söz konusu koordinatörlük mekanizmasını, esas itibariyle, "Türklerle Kürtleri nasıl bir araya getirebiliriz?" egzersizi olarak kabul etti.
Amerika'nın Ankara Büyükelçisi Ross Wilson, ASAM tarafından önceki gün düzenlenen "ABD ve Türkiye: 2007 Yılının Demokratik Ortakları" konferansında, Türk muhataplarını kızdırma pahasına, bu arzuyu açık biçimde telaffuz etti.
2007'nin Türk-Amerikan ilişkileri açısından zorlu geçeceği biliniyor. PKK konusunun bu açıdan tansiyonu artıran bir unsur olarak kalacağı da. Bu arada artık ne "stratejik vizyon belgesi"nden ne de sözde "stratejik" olan başka bir boyuttan söz ediliyor. İki ülke arasındaki sağırlar diyaloğu sürdükçe bu ilişkilerin kolay düzelemeyeceği artık iyice belli oldu.

sidiz@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
İsmail Cem'i seviyor muyuz?
ONU ne kadar sevdiğinizi bilmez olur muyum? C...
Çetin ALTAN
Yazarlara "komünistlik" suçlamasından, TÜSİAD'a "bölücülük" suçlamasına...
Türkiye'de zenginler, yahut patronlar kulübü ...
Melih AŞIK
Geçmişe rahmet...
TBMM'de geçen hafta kabul edilen Petrol Kanun...
Fikret BİLA
İsmail Cem'in cenazesinde solun görünümü
Teşvikiye Camii'nin avlusundaki manzara İsmai...
Hasan CEMAL
Sağduyu çağrısı!
Bir sözüm, Ermeni Diasporası'na!
Güneri CIVAOĞLU
Teşvikiye manzaraları
Önce Sibel İpekçi'yi ve oğlunu gördüm... Sonr...
Can Dündar
Reşat Altay'ın yazılmamış anıları
Trabzon Emniyet Müdürü Reşat Altay merkeze al...
Abbas GÜÇLÜ
Karne neyin göstergesi?
Milyonlarca evde karne sendromu yaşanıyor. İy...
Semih İDİZ
Türk-ABD ilişkilerini esir alan sağırlar diyaloğu
Ankara ile Washington arasında basın ve konfe...
Sami KOHEN
"Gerisini siz tamamlayın"...
Hafta içinde bir dış seyahat sırasında aldığı...
Metin MÜNİR
EPDK'nın skandal kararına ağıt
Bir köşe yazarının ait olduğu grubun şirketle...
Hasan PULUR
'Adam gibi adam' biri daha gitti...
1970'li yıllarda Milliyet'in yazı işlerinde i...
Derya SAZAK
Cem'in ardından
Eski Dışişleri Bakanı İsmail Cem'i dün son yo...
Meral TAMER
Avrupa'ya yeni kimlik aranıyor
Devlet Bakanı Ali Babacan, bakan olduğundan b...
Yaman TÖRÜNER
Servet edinmenin kuralları - 2
Richard Templer'ın birkaç gün önce piyasaya ç...
Osman ULAGAY
Davos'ta Doha zirvesi
Bu yazıyı yazarken bulunduğum Davos, İsviçre'...
Güngör URAS
Yağmur yağmayınca su sorununu hatırladık
Yağmur yağmayınca "Bu yıl su bulamayacak mıyı...
M. Ali BİRAND
Artık korkulmuyor
Çok yakın geçmişimize kadar, devlet ve siyase...

© 2006 Milliyet