Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 27 Ocak 2007 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
"Gerisini siz tamamlayın"...


Hafta içinde bir dış seyahat sırasında aldığımız iki kara haberin yankıları, yurt içinde ve dışında yayılmaya devam ediyor.
Gazeteci Hrant Dink'in öldürülmesinin Türkiye'nin siyasal yaşamında ve Ankara'nın uluslararası ilişkilerinde yol açabileceği sonuçları, yabancı çevrelerde bu olayın yarattığı yeni beklentileri bundan sonraki yazılarımızda değerlendireceğiz.
Bugün eski Dışişleri Bakanı İsmail Cem'in vefatı üzerinde durmak istiyoruz.
Önce kişisel bir anı ile başlayayım.
Cem ile 1963'te "Milliyet"in eski binasında tanıştım. O tarihte Lozan Üniversitesi'nden mezun olmuş, Türkiye'ye yeni dönmüştü. Gazeteci olmak istiyordu. Bunu gerçekleştirmek için de, yakın akrabası Abdi İpekçi'ye başvurmuştu.
Ben o sırada "Milliyet"in Dış Haberler Servisi'ni yönetiyordum. Bir gün Abdi İpekçi odasına çağırdı ve bana genç (o zaman 23 yaşındaydı) Cem'i tanıştırdı. "Cem iki yabancı dil biliyor, dünya meseleleriyle ilgileniyor. Düşündüm, bir süre senin yanında çalışıp yetişsin" dedi...
Cem bilgisi, çalışkanlığı, zekâsıyla işi kısa zamanda benimsedi, birkaç ay sonra da ilk imzalı yazılar yazacak duruma geldi.

"Bizden biri"....
İsmail Cem Dışişleri Bakanı olduğu 1997 yılında, İstanbul'da düzenlediği ilk basın toplantısında, benim ilk sırada oturmamı istedi. Sözlerine başladığında kendisini her zaman gazeteci saydığını ve bu nedenle meslektaşlarıyla bir arada olmaktan çok büyük mutluluk duyduğunu belirtti. Ardından gazeteciliğe nasıl başladığını da anlatarak bu satırların yazarı için "Benim ilk gazetecilik hocam" diyerek iltifatta bulundu...
Bu jest dahi, İsmail Cem'in ne kadar efendi, alçakgönüllü ve ince bir insan olduğunu gösteriyor.
Cem yaşamı boyunca kendisini öncelikle gazeteci ve yazar saymış, meslektaşları da siyasetçi, hatta bakan sıfatıyla onunla birlikte oldukları hallerde kendisini "bizden biri" olarak görmüştür.
Cem gazeteci ve yazar olarak değindiği konulara, daima analitik bir yaklaşımla ve eğitici, yol gösterici bir anlayışla eğilmiştir.
Gazetelerde yıllar boyunca yayımlanan yazıları da hep bu yapıcı ve uzlaşıcı yaklaşımını yansıtır. Görüş ayrılıklarını dahi kendisine özgü ılımlı üslubuyla ifade etmesini bilmiştir.

"Veda"daki vasiyet
Aynı nitelikleri siyasete de yansımıştır. Cem Türk siyasi hayatında az rastlanan bir efendilikle, ileri demokrasilerde görülen standartları uygulamıştır. Yersiz kavgalardan uzak durmuş, uzlaşıcı davranmıştır.
Çok yönlü nitelikleri arasında İsmail Cem'in Dışişleri Bakanı olarak çok başarılı bir performans gösterdiğini herkes (yabancılar dahil) biliyor. Yunanistan'la yakınlaşmada üstlendiği rol, bu başarıların başında geliyor. Dış politikada ülke çıkarlarını korurken, aynı ılımlı ve pragmatik davranışı göstermesi başarılarının başlıca sırrıdır.
Ne yazık ki onu erken kaybettik. Bununla beraber geriye ister politikada, ister diplomaside, ister yayın hayatında olsun, şimdiki ve bundan sonraki kuşakların örnek alacağı çok şey bırakmış bulunuyor.
"Veda" adlı şiirindeki şu mısra, onun vasiyeti olsun:
"Ben elimden geleni yaptım,
Gerisini siz tamamlayın"...

skohen@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
İsmail Cem'i seviyor muyuz?
ONU ne kadar sevdiğinizi bilmez olur muyum? C...
Çetin ALTAN
Yazarlara "komünistlik" suçlamasından, TÜSİAD'a "bölücülük" suçlamasına...
Türkiye'de zenginler, yahut patronlar kulübü ...
Melih AŞIK
Geçmişe rahmet...
TBMM'de geçen hafta kabul edilen Petrol Kanun...
Fikret BİLA
İsmail Cem'in cenazesinde solun görünümü
Teşvikiye Camii'nin avlusundaki manzara İsmai...
Hasan CEMAL
Sağduyu çağrısı!
Bir sözüm, Ermeni Diasporası'na!
Güneri CIVAOĞLU
Teşvikiye manzaraları
Önce Sibel İpekçi'yi ve oğlunu gördüm... Sonr...
Can Dündar
Reşat Altay'ın yazılmamış anıları
Trabzon Emniyet Müdürü Reşat Altay merkeze al...
Abbas GÜÇLÜ
Karne neyin göstergesi?
Milyonlarca evde karne sendromu yaşanıyor. İy...
Semih İDİZ
Türk-ABD ilişkilerini esir alan sağırlar diyaloğu
Ankara ile Washington arasında basın ve konfe...
Sami KOHEN
"Gerisini siz tamamlayın"...
Hafta içinde bir dış seyahat sırasında aldığı...
Metin MÜNİR
EPDK'nın skandal kararına ağıt
Bir köşe yazarının ait olduğu grubun şirketle...
Hasan PULUR
'Adam gibi adam' biri daha gitti...
1970'li yıllarda Milliyet'in yazı işlerinde i...
Derya SAZAK
Cem'in ardından
Eski Dışişleri Bakanı İsmail Cem'i dün son yo...
Meral TAMER
Avrupa'ya yeni kimlik aranıyor
Devlet Bakanı Ali Babacan, bakan olduğundan b...
Yaman TÖRÜNER
Servet edinmenin kuralları - 2
Richard Templer'ın birkaç gün önce piyasaya ç...
Osman ULAGAY
Davos'ta Doha zirvesi
Bu yazıyı yazarken bulunduğum Davos, İsviçre'...
Güngör URAS
Yağmur yağmayınca su sorununu hatırladık
Yağmur yağmayınca "Bu yıl su bulamayacak mıyı...
M. Ali BİRAND
Artık korkulmuyor
Çok yakın geçmişimize kadar, devlet ve siyase...

© 2006 Milliyet