
|
|
|
 |
|
|
‘Yapacaksan en iyisini yapacaksın’
Satır Arası / Deniz Sipahi
Geçtiğimiz hafta kaybettiğimiz İzmir’in duayen işadamlarından Raşit Özsaruhan ile Business için bir röportaj yapmıştık. Ebru Sungur ile beraber gittiğimiz gün Raşit Bey uzun uzun geçmiş yılları anlatıp; kendinden, İzmir’den örnekler vermişti. 21 Eylül 2004’te yayınlanan bu röportajı Özsaruhan’ın anısına yeniden köşeme alıyorum.
* * *
''Ne yaparsan yap, en iyisini yap. Bulaşıkçı bile olsan bu bulaşığı Raşit yıkamış desinler...''
Bu, babasının en sık tekrarladığı öğüttü ve mükemmeliyetçilik onun için bir yaşam tarzı olmuştu. İzmir’de sanayiinin kurulmasına öncülük eden isimlerden biri olan Raşit Özsaruhan, yaşama ve çalışma hayatına bakışını böyle özetliyor.
1950’lerin başında Çimentaş ve Betontaş’ı kurarak sanayiciliğe adım atar Raşit Özsaruhan. Çimentaş 150 bin tonluk kapasite ile faaliyete geçer. Ancak çimentoya talep bu kapasitenin çok altındadır. Çimento tüketiminin artırılması için beton direk üretecek Betontaş kurulur. Ancak bu fabrikanın hammaddelerinden yüksek karbonlu çeliği Kardemir üretmeyince buna öncülük etmek de Raşit Özsaruhan’a düşer.
İşin alfabesini öğrenmek için İtalya’ya gider. Böylece 1956 yılında 1 milyon lira sermayeyle kurulan Metaş, 1960’ta faaliyete geçer. Metaş’ın ortakları arasında dönemin yatırımcılarından Bedri Akgerman, Nuri Rodop, Tahsin Tan, Şekip Uyal, Hüseyin Bahri Aktı gibi isimler de vardır. ''Zaten o dönemde şirketler hep çok ortaklıydı'' diyor Raşit Özsaruhan ve devam ediyor:
''Şirketler bir yatırımcının öncülüğünde kurulurdu. Ama pek çok başka ortak da olurdu. Yakın geçmişte kurulan EGS’ler, Kipa’lar bu geleneğin devamıdır. Hatta şirkette ortaklığı olmayanlara da yönetim kurulunda sandalye verilirdi, görüşlerinden yararlanmak için. Ben de bir dönem bu amaçla Yaşar Holding yönetim kurulunda yer almıştım.''
Zamanla Metaş’ı Demaş, Aysan gibi şirketler izler. Özsaruhan, 1966’da holding statüsündeki Ege Yatırım’ı kurar. Bu arada Bedri Akgerman’la Raşit Özsaruhan Metaş ve Çimentaş’taki hisselerini birbirlerine satarlar; Akgerman Çimentaş’ın, Özsaruhan da Metaş’ın büyük ortağı olur. Hurda eriten Metaş, hem inşaat demiri, hem de imalat sanayine hammadde üretmektedir.
Özsaruhan, İzmir’in ilk sanayicilerindendir. Ama ilk olmanın avantajından çok dezavantajlarını yaşar. Ülkede toplu iğnenin bile ithal edildiği yıllardır ama ithalattaki bürokrasi ellerini kollarını bağlamaktadır. Raşit Özsaruhan anlatıyor:
''1000 kişinin çalıştığı koskoca Metaş’ta, küçücük bir elektronik kart yüzünden üretim dururdu. O kartı yasalar yüzünden ithal edemezdik. Kalkıp Avrupa’ya giderdik, çantamıza koyup getirirdik. Bir seferinde 2 milyon dolarlık bir ithalat yaptık. Belgelerden birinde toplam bedelin 25 centi yazılmamış. 25 cent yüzünden döviz kaçakçılığı suçlamasıyla ağır cezalık olduk. Bir öykü de Limaş’ın kuruluşundan... Liman kurmak istiyoruz. Ancak Metaş her yatırıma kalktığında arazi fiyatları katlanıyor. Nemrut Körfezi’nde arazi almak için ıstakoz yetiştireceğimizi söyledik.''
* * *
İzmir, Türkiye’nin sanayi hamlesinde ilklerin şehri oldu. Ancak daha sonra neden ekonomideki ağırlığı azaldı? Bu değerlendirmeyi en iyi yapacaklardan biri Türk sanayi tarihinin canlı tanıklarından biri olan Raşit Özsaruhan. Tek cümleyle özetliyor: ''Her şeyi usule, kanuna göre yaptık da ondan...'' Ve devam ediyor:
''Başka şehirlerde sonradan ticarete, sanayiye atılan şirketler kurallara çok fazla uymadılar. İzmir’de ise hem kanuna karşı gelip risk alma oranı hem de kayıtdışılık çok düşük. Bu nedenle haksız rekabetle karşı karşıya kaldık. Bir yandan da devletle rekabet ettik. Yine de babamızın nasihatini hiç bırakmadık. Tabii sonunu getiremedik o başka...''
* * *
Raşit Özsaruhan, ''sonunu getiremedik'' derken, yine Metaş’ı kastediyor. 1980’lerin başında finansman güçlüğüne giren Metaş, 10 yıl böyle idare ettikten sonra 1990’da üretim durur.
Metaş’tan çekilmeye karar veren Özsaruhan Ailesi iki yıl boyunca alacaklı bankaların şirkete ortak olması, devletin de 30 milyon dolar sermaye koyması için uğraşır. 1992’de bankalar ve Kamu Ortaklığı İdaresi (KOİ) 30’ar milyon dolar sermaye koyunca şirket tekrar faaliyete geçer.
Özsaruhan Ailesi’nin tek şartı alacaklı bankalar arasında olan Yaşarbank’ın sahibi Selçuk Yaşar’ın şirketin başına geçmesidir. Çünkü alacaklılar içinde sanayiciliği bir tek Yaşar biliyordur. Bu da zorla kabul edilir. İki yıl sonra KOİ, Metaş’taki payını 59 milyon dolara satar. Raşit Özsaruhan, ''Metaş’ı Uzanlar’ın alması büyük talihsizlik'' diyor.
* * *
Raşit Özsaruhan, bugünün genç sanayicileri hakkında da şunları söylüyor.
''Bizim zamanımız çok disiplinliydi. Şimdiki gençler bizden çok daha bahtiyar ve rahat. Bu rahatlığı kimileri geleneklere aykırı gibi görür ama gelenekler ne kadar doğru ki... İnsanlığın gelişmesi için çok daha uygun koşullar var şimdi.''
Raşit Özsaruhan’ın yeni nesile öğüdü ise şu: ''Yelkenleri rüzgarın istikametine göre değil, hedefinize göre ayarlayın.''
Al Gore ''Küresel ısınma''yı anlatıyor-1
Ocak ayının ortasında çiçeklerin açacağı ve evde her gün sivrisinek öldüreceğim aklıma gelmezdi. ABD’nin önceki dönemde seçilemeyen (veya ayak oyunlarıyla seçtirilmeyen) başkan adayı Al Gore, sunduğu ''An inconvinient truth- Uygunsuz gerçek'' adlı belgesel filmde çok ilginç bazı noktalara işaret ediyor.
Gore ''küresel ısınma''nın oluşumunu şöyle açıklıyor:
''Güneşin dünyayı ısıtan radyoaktif ışınlarından bir kısmı kızılötesi ışınlar halinde uzaya geri yansırken, bu ışınların bir kısmı atmosferdeki ince bir katman tarafından engellenir ve atmosferin içinde tutulur. Atmosferin bu ince tabakası, atmosferdeki küresel ısınma kirliliği (özellikle karbondioksit) nedeniyle gitgide kalınlaşmakta ve daha fazla kızılötesi ışının dışarı çıkmasını engelleyerek atmosferin ısınmasına yol açmaktadır.''
* * *
Antarktika’daki buzullar üzerinde yapılan araştırmalar, 650 bin yıllık geçmişimizde atmosferdeki karbondioksit değeri hiçbir zaman milyonda 300 ppmv düzeyini aşmamışken bugün 400 ppmv civarında.
Peki küresel ısınmanın sonuçları neler? Dağların zirvelerindeki buzul kitlelerinin hızla eriyip küçülmesi, buzullardan beslenen nehir ve kaynak sularının azalmasına yol açıyor. Bu suları kullanan dünya nüfusunun yüzde 40’ı önemli bir su kıtlığı tehdidi ile karşı karşıya. Kuzey Kutbu’nun buz örtüsünde son 40 yılda yüzde 40 azalma belirlenmiş ve böyle giderse 50 ile 70 yıl içinde yazları tamamen erimesi bekleniyor. Sadece Grönland eridiğinde suların yükselmesi ile Hollanda’nın, Florida eyaletinin, Pekin, Şangay ve San Fransisco gibi şehirlerin büyük bölümü su altında kalıyor.
Hızlı nüfus artışı ve buna bağlı artan su ve gıda gereksinimi sorunu pekiştiriyor. Ormanlara verilen zarar sadece kesimle değil, büyük ölçüde yangınlarla oluyor. Her yıl atmosfere karışan toplam karbondioksitin yaklaşık yüzde otuzu orman yangını kaynaklı.
* * *
Kaydedilmiş en sıcak on yılın tümü son 14 yıl içinde yer alıyor. 2003’te aşırı sıcaklar nedeniyle Avrupa’da 35 bin kişi öldü. Okyanusların ısınmasıyla oluşan kasırga, tayfun ve hortumların sayısı ABD ve Japonya gibi ülkelerde rekorlar kırdı. Okyanusların buharlaşması ile daha fazla sel; toprağın neminin azalması ile daha çok kuraklık oluşuyor. Asya sellerle boğuşurken, Afrika’da bir zamanlar dünyanın en büyük göllerinden biri olan Çad Gölü neredeyse göl özelliğini yitirmiş durumda. Değişen mevsimler ve ekolojik denge sonucunda sivrisinek gibi vektörlerin yayılımı artıyor; yeni enfeksiyonlar ortaya çıkarken, bazıları da hortluyor. Şu anda yaşamakta olan türlerin ortadan kalkması olayı geçmişteki doğal orandan 1000 kat fazla gerçekleşiyor.
Al Gore küresel ısınmanın neden ve sonuçlarını kısaca böyle açıklıyor.
Haftaya sorumlular, sorumsuzlar, toplumsal ve kişisel olarak yapılabilecekler...
(Prof. Dr. Ülgen Zeki Ok’un kaleminden, okulgen@superonline.com)
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|
|