|
Senin hayatla işin neydi Peter?
Hey sevgili Peter, senin hayatla işin neydi?.. Duyuyor musun, Marlene Dietrich çalıyor, üstelik Almanca:
"Tepeden tırnağa âşığım!"
Babam da severdi Marlene Dietrich'i.
Peter, hatırladın mı?
1980'lerde Berlin'deki bir akşam vakti sohbetinde sen de söylemiştin sevdiğini. O tuhaf, kısık sesin seni bir başka dünyaya çekip götürdüğünü, zaman tüneline çektiğini anlatmıştın.
Bak, Lili Marlene'i söylüyor.
Berlin'deki o akşam vakti İkinci Dünya Savaşı acılarını dinlemiştim Peter'dan. Ben de ona Cemal Paşa ailesinin Birinci Dünya Savaşı sonrasındaki Almanya macerasından söz etmiştim.
Alman Yahudisiydi Peter Galliner. Savaşın başlarında ailece İsviçre'ye kaçmışlar, oradan kapağı İngiltere'ye atmışlardı. Akrabalarının bir bölümü Hitler'in toplama kamplarında, gaz odalarında yitip gitmişti.
1982 sonlarıydı.
Askeri yönetimle başı beladaydı hem Türkiye'nin hem Türk basınının. IPI'dan bir heyet İstanbul'a geldi. Hatırlıyorum, 12 Eylül anayasasının hak ve özgürlüklere ilişkin kısıtlamalarıyla uygulamadan bazı örnekleri nakletmiştim onlara. Bu toplantı sonrası, 1983'te, IPI Direktörü Peter Galliner'in önerisiyle Yürütme Kurulu'na üye oldum.
Hey Peter, senin hayatla işin neydi?..
Bize dünyada dolaşmadık yer bırakmadın. Hele 1989'da Berlin Duvarı'nın yıkılmasından hemen sonra Varşova'ya, Prag'a, Budapeşte'ye, Viyana'ya yaptığımız gezileri unutamıyorum. Adam Mischnik'lerle, Vaclav Havel'lerle, Doğu Avrupa'da özgürlük bayrağını Sovyetler'e ve işbirlikçilerine karşı korkusuzca yüksekte tutanlarla o zamanki sohbetlerimiz belleğimden hiç silinmedi.
Demokrasi kültürü nedir, totalitarizm nedir, farklılıklara tolerans ve tahammül nedir, Havel'in deyişiyle yalanda yaşamak nedir sorularının karşılıklarını bu gezilerimizde çok daha iyi öğrenmiştim.
Marlene Dietrich'i dinliyorum akşam vakti... Bir yandan da hatıralar sanki dipsiz bir kuyu...
1987, Buenos Aires.
Meksikalı romancı Carlos Fuentes'le sohbetteyiz. Peter, seni ve bazı Yürütme Kurulu üyelerini hatırlıyorum. Konu, kuşaklar arası çatışma. Fuentes'in sözlerini not alıyorum, ertesi günü Cumhuriyet'teki köşeme yazmak üzere...
Diyor ki:
"Bir kuşağın kendi deneyimini ötekine aktarma çabası sürüp gider. Çok ağır bedellerle öğrenilen birtakım dersler yeni yetişenlerin kulağına fısıldanır. Söylenenlere kulak verirler mi? Yoksa insan doğasına mı aykırıdır bu? Her kuşak kendi hatasını kendisi yapmak, kendi doğrularını kendisi bulmak zorunda mıdır?"
Fuentes, "Galiba öyle" diyerek noktalamıştı o güzel sohbeti... Peter, anımsıyor musun, kuşaklar arası çatışmayı kendi hayatımdan verdiğim örneklerle tartışmıştık Yürütme Kurulu'nda da...
Peter Galliner gazeteciydi. Financial Times'ta da çalışmıştı. Yıllar yılı yaptığı IPI Direktörlüğü döneminde basın özgürlüğü davasının kararlı savunucusu oldu.
Bu açıdan özellikle Türkiye'de basın özgürlüğünü, düşünce açıklama özgürlüğünü savunanları her zaman destekledi. Onların sesini Avrupa'ya, Amerika'ya, kamuoylarına, iktidar odaklarına taşıdı.
Bunun ne anlama geldiğini, özgürlükleri kısıtlananlar, düşünceleri yüzünden hapse atılanlar, askeri yönetimin hoyratlığına, tanık olanlar çok iyi bilir. Çünkü gazetelerin bir köşesinde boy gösteren bir IPI bildirisi onlar için dayanışmanın, umudun, karanlıkta yakılan bir mum ışığının adı olmuştur her seferinde...
Peter Galliner, demokrasi ve özgürlüğün değerini kendi hayatından, gaz odalarında hayata veda eden kendi aile fertlerinden çok iyi bildiği için özgürlük davasına içtenlikle sahip çıkmıştı yaşamı boyunca...
Peter, çok şey öğrendim senden. Marjinalleşmeden sakınarak davaları savunma inceliği konusunda da senden bir şeyler kaptım. Bütün bunları sana direktörlükten ayrıldıktan sonra yazılı olarak da bildirmiştim.
Hürriyet'in iç sayfalarında, aşağılarda tek sütuna bir haber:
"Peter Galliner öldü."
Hayat böyle işte.
Haberin devamı:
"Türk basınının özgürlük mücadelesinin en büyük destekçilerinden Uluslararası Basın Enstitüsü IPI'ın eski Direktörü Peter Galliner (86) 19 Aralık 2006'da Berlin'de vefat etti."
Sevgili Peter, senin hayatla ne işin olduğunu ben gayet iyi biliyorum.
İyi pazarlar!
***
Demirel'in siyaset yasağının sürdüğü zamanlar. 1987 yılı ocak ayı olabilir. Hasan Cemal, Cumhuriyet Genel Yayın Yönetmeni ve kısa adı IPI olan Uluslararası Basın Enstitüsü Yürütme Kurulu üyesi. IPI Direktörü Peter Galliner'le birlikte Güniz Sokak'a gidip Demirel'i İstanbul'da yapılacak IPI Genel Kurulu'na davet ediyorlar.
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|