Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 29 Ocak 2007 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Bir güvercin dönmez!

Her gün binlerce güvercin kentten çıkar. Biri yuvaya dönmez!

suha.umar@isbank.net.tr


Güvercin bizden biridir. Bizimle yaşar. Her gün binlercesi, kentlerdeki yuvalarından havalanır. Yuvada yavrular birbirlerine biraz daha sokulur.
Binlerce güvercin her gün şafakta, kenti, hep aynı noktalardan terk eder. Alaylar halinde. Kentin etrafındaki tarlalara uçar. Ekin biçilirken toprağa düşen buğday tanelerini toplamak için. Akşam, birbirine sokulmuş, onları dört gözle bekleyen yavrularını, kursaklarında biraz yumuşattıkları buğdayla beslemek üzere.
Güvercin uysaldır. Sakindir.
"Barış güvercini" derler.
"Kuuu... Kuuu!" diye eşine kur yapar.
Gökdoğan hızlıdır. Belki de yırtıcı kuşların en hızlısı. Dalışa geçtiğinde hızının saatte 200 km'ye çıktığını söylerler.
Gözü keskin mi keskindir! Çok ama çok yükseklerde uçar. Aşağıyı gözler!
Her akşam, güvercinler geri döner kente. Alaylar halinde. Onları bekleyenlere bir an önce kavuşmanın telaşı içinde.
Gökdoğan yükseklerden dalışa geçer. Güvercin arkasını, yukarısını göremez. Doğan odaklandığı güvercine çarptığı zaman, güvercin onu bekleyenleri düşünecek zamanı bile olmadan veda eder yaşama.
Gökdoğan asildir. Sadece yemek için öldürür.
Sevmediğini susturmak için öldüren insan, gökdoğan için yüzkarasıdır.
Her gün binlerce güvercin kentten çıkar. Biri yuvaya dönmez!

Konya Ovası

Konya Ovası'nı tümüyle kaybedebilirmişiz!
Demek millet olarak, kendilerine ait en büyük ve verimli ovayı kaybetmenin onurunu ve bu konuda da dünyada ilk olma özelliğini kimseye bırakmayacağız! Bize de bu yakışır!
Milliyet kaçıncı kez manşet yapıyor. Konya Ovası gitti gider! Bunu herkes biliyor ve bir görüş ayrılığı yok. İnsanın içi rahatlıyor! Sorun bu kadar açıklıkla bilindiğine göre çözümü de kolay olur! İşte burası o kadar açık değil.
Ovanın yok olmasına neden olan davranışlar ve politikalar belli. Ama bunlardan dönülecek mi belli değil!
Ovada yapılan tarım plansız, programsız, herkesin aklına estiği gibi. Bu belli. Bunu durdurmak için adım atılacak mı? Belli değil!
Ovanın en önemli su kaynakları, başta Beyşehir Gölü olmak üzere, DSİ eliyle yok ediliyor. Bu belli. Bu uygulamalardan vazgeçilip geçilmeyeceği belli değil!
Ovanın sulanması kararı alınmış. Bu belli. O kadar su var mı? Bu belli değil! Daha doğrusu olmadığı biliniyor da, varmış gibi yapılıyor.

Gel çık işin içinden!
Daha ilkokulda bize öğretilen, "Konya Ovası Türkiye'nin tahıl ambarıdır!" bilgisi insanın aklına takılıyor. Hiç sulama yapılmayan dönemlerde ülkenin tahıl ambarı olan bir ova, bunca sulama sonrasında, bırak tahıl ambarı olmayı, nasıl olup da elden çıkacak hale geliyor? Gel çık işin içinden!
Türkiye'nin birçok gölünün bulunduğu ovada balıkçılık da ölüyor. Bunu da herkes biliyor. Ama balıklar ve balıkçılık ölmesin diye bir adım atılacak mı? Bu da belli değil!
Konya Ovası'nın ölmemesini kim sağlayacak? O belli. Peki Çevre ve Orman Bakanlığı, diğer bakanlıkları ve bugün gelinen durumdan sorumlu kurumları, kötüye gidişi durduracak önlemleri almaları için harekete geçirecek adımları atacak mı? Belli değil!
Tüm ilgililer (!) ve yetkililer (!) Konya Ovası'nın kaybedileceğini her gün anlatıyorlar! Peki ne yapıyorlar? O da belli değil!
Onlar da sadece şikayet ettiklerine göre bir kurtarıcı mı bekleniyor? Belli değil!
İşte hep beraber görüyoruz. Konya Ovası'nın kaybolacağı belli. Onu bizim kaybedeceğimiz belli. Kaybetmemek için ne yapılması gerektiği belli. Kim yapacak o da belli.
Peki neden yapmıyor? İşte o belli değil!
Konya Ovası'nı kaybedeceğiz! Artık bu açıkça belli.
Canımız sağolsun! Ova mı yok?
Sıradaki lütfen!


CUMARTESİ
"Beni de bardan içeri almadıkları oluyor hâlâ"
Yeniden diskoya gidiyoruz
Fiyatlar yarıya indi
Sezen'in yeni elbiseleri tülbent desenli
ne var, ne yok
"Evimde parti verir gibi çalıyorum"
En moda En yeni
Müzisyenlere şans veriliyor





Melis Alphan
Ali Rıza Kardüz
Cemal Saydam
Tuba Akyol
İlhan Uçkan
Süha Umar

© 2006 Milliyet