|
 |
|
|
Borç yükü hâlâ yüksek
Hazine Müsteşarlığı, merkezi yönetim borç verilerini 1986 yılına kadar geri götürerek yayımladı. Aylık bazda 20 yıllık borç serisi araştırmacıların işini önemli ölçüde kolaylaştıracaktır.
Bu verileri kullanarak merkezi yönetimin borcunun son 20 yıldaki gelişimine bakmak mümkün. 1986'dan 2001 yılına kadar merkezi yönetim borcunun gayri safi milli hasılaya (GSMH) oranı veya borç yükü yüzde 30-50 aralığında dalgalanmış.
Para ve bankacılık krizinin yaşandığı 2001 yılında borç yükü yüzde 100'ün üstüne sıçramış. Bu artışta kurun aşırı değer kaybı nedeniyle dövizli borçların TL karşılıklarında meydana gelen artış ve olağanüstü yüksek faizler bir ölçüde etkili oldu. Ancak borcun GSMH'ye oranının bir yıl içinde yüzde 50'den yüzde 100'ün üstüne çıkmasında esas belirleyici, sistemik bankacılık krizi nedeniyle ortaya çıkan zararları devletin üstlenmek zorunda kalmasıydı.
2001'den sonra ise borç stokunun GSMH'ye oranı sürekli azalmış. Bunda dönem boyunca mali disiplinin korunmasıyla elde edilen yüksek faiz dışı fazla, son iki yılda artan özelleştirme gelirleri kadar elverişli küresel koşulların etkisiyle gerçekleşen hızlı büyüme, değerlenen TL ve düşen faizlerin de rolü var.
Borç stoku 5 yılda ikiye katlandı
Borç stokunun seviyesi 2001'den bu yana enflasyondaki düşmeye rağmen çarpıcı bir hızla yükselerek beş yılda ikiye katlanmış. Buna karşılık borcun GSMH'ye oranının yüzde yüzden yüzde 60 civarına gerilemesi, bu dönemde gerçekleşen yüksek büyümenin ve TL'nin kesintisiz bir şekilde dolar karşısında değerlenmesinin borç yükünün düşmesinde önemli bir rolü olduğunu ortaya koyuyor. Kur etkisi özellikle 2002 sonrasında belirginleşmiş. Dolar cinsinden dış borç seviyesi son dört yılda yüzde 17 artarken, dış borçlar TL'ye çevrildiğinde artış yüzde 1'e düşüyor.
2006 yılı borç dinamiklerini olumlu etkileyen dış faktörlerin olumsuza döndüğü bir yıl. Küresel düzeltme hareketinin kısa süreli olması bunun büyüme üzerindeki etkisinin sınırlı kalmasına yol açtı. Ancak TL dolar karşısında ilk defa bir önceki yıla göre hem yıl sonu, hem de yıllık ortalama olarak değer kaybetti. İlk defa iç borç faizleri yükseldi.
Ancak faiz dışı fazlanın IMF'nin zorlamasıyla hedefin üzerine çıkarılması ve bütçeye gelen nakit özelleştirme gelirlerinin 3.6 milyar YTL'den 10.6 milyar YTL'ye sıçraması borç yükünün 2006'da da düşmesine imkân verdi.
Aslında 2006 yılı küresel piyasalarda yaşanacak bir bozulmadan nasıl etkileneceğimizin küçük bir örneği. 2006 borç yükü hâlâ kriz öncesinin oldukça üstünde yani yüksek. Bir başka ifadeyle, küresel piyasalarda yaşanacak ani bir duruşta maliye politikasını gevşetme esnekliğimiz yok. Tam aksine kur ve faizlerdeki artışın ve büyümede bir gerilemenin borç yükünü artırıcı etkisini dengelemek ve borcu ödememe endişesi yaratmamak için, bu yıl olduğu gibi, bütçeyi daha da sıkmak zorundayız. Özelleştirme gelirlerinin bu yıl gibi olmaması ve küresel düzeltmenin kalıcı olması halinde, bu, ekonomide çok ciddi bir daralmaya yol açacaktır.
Dışarıdan gelecek ters rüzgârlara karşı büyümeyi koruyacak esnekliğe hâlâ sahip değiliz. Borç yükünü düşürmek için daha çok gayret gerekiyor.
foztrak@yahoo.com
|
|
|

|