|
 |
|
|
OLAY BÜROKRAT, BELEDİYEDE YAŞADIKLARINI ANLATIYOR
İzmirliyiz dediler ihale istediler
Hasan Fehmi Mani: Kent, abi, kardeş, eş-dost ilişkisiyle yönetiliyordu. Firma sahipleri hemşehri olmayı, iş almak için bir hak gibi görüyordu
Utku Bolulu
Taşra kültürü vardı
BÜYÜKŞEHİR Belediyesi’nde Ahmet Piriştina ve Aziz Kocaoğlu’yla 8 yıl görev yapan eski genel sekreter vekili Hasan Fehmi Mani, tartışma yaratacak açıklamalarını sürdürdü. Mani, 1999’da çalışmaya başlayınca İzmir’de derbederlik ve taşra kültürü anlayışı gördüğünü söyledi.
Bunun adı ayrımcılık
MANİ şöyle konuştu: Kimi işadamları, müteahhitler, meslek sahipleri ''İzmirli'' olmayı bir hak olarak görüyordu. Hayretler içinde kaldım. İzmirli müteahhitlere, mimarlara iş verilmemesi gibi şikayetler vardı. Ne gariptir ki bu insanlar, ayrımcılık yaptıklarının farkında değildi.
Kamu yararı öndedir
BU tür kültürle hiçbir yerde karşılaşmadım. İşleri yapan firma ya da şahısların hangi şehrin hemşehrisi oldukları aklıma hiç gelmedi. Bu, İzmir için halen önemli bir handikap. Kamu yönetiminin birinci şartı, mevzuat çerçevesinde, kamu yararına uygun uygulamalar yapmaktır.
360 milyon YTL biriktirdik
Krizlere rağmen, sabırla, iğneyle kuyu kazar gibi İZSU ve belediyenin kendi öz kaynaklarıyla iş yaptık, 360 milyon YTL biriktirdik. İşlerin yürütülmesinde gösterişe, işgüzarlığa, abartmaya, israfa, keyfiliğe ve propagandaya yer vermedik. Gerçekçi şekilde hareket ettik.
UNIVERSIADE’la ilgilenmedim
2005’teki Dünya Üniversiteler Yaz Oyunları’nın (UNIVERSIADE) dışında kaldım. Hiç ilgilenmedim. O iş ayrı kulvarda yürüdü. Düşüncelerimi özel toplantılarda söyledim. Piriştina’nın yürüttüğü projeydi. Buraya aktarılacak kaynağın devlet tarafından karşılanmasını istiyordum.
Baykal, övgüyle söz etti
Yolsuzluk ve şaibe belediyenin kapısından girememiştir. Piriştina’nın cenaze töreninde Deniz Baykal, ''Her yerde büyük işler yapılabilir. Ama İzmir’de büyük işler şaibeye, yolsuzluğa bulaşılmadan yapılmıştır. Türk belediyeciliğine ahlaki bir boyut kazandırılmıştır. Önemli olan da budur'' sözleri uzun süre alkışlandı. İzmirliler, yapılanların ve nasıl yapıldıklarının farkındadır. ''Bu adamlar sadece işlerine baktılar. Yemediler, içmediler, kimseye de yedirmeyip içirmediler'' diye düşündü. Zaten seçim sonucu da bunun açık göstergesi oldu.
Konak’taki Maksim’i 2003’te yıkamazdık
Mani, şöyle dedi: Taşra kültürünün önemli göstergelerinden biri de abi, kardeş, eş-dost muhabbetinin, eskiden kalan dar çevre ve ilişkilerin şehrin yönetimini etkileyecek şekilde sürdüğünü anladım. 1999’da Konak’taki Maksim gazinosunu yargı kararını uygulayıp yıkalım dedik.
Araya girmeyen kalmadı. Kimler diye sormayın. Savunulan şey de bir değer olsa! Bence dramatik bir durumdu. Maksim’i yıktık... Şunu söyleyeyim, eğer iş o gün sürüncemede kalsaydı, ben İzmir’de kalmazdım. Bana göre bu iş 2003’te olsaydı, muhtemelen yıkamazdık.
Beni Tayyip Erdoğan uğurladı
Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçildiğinde, İSKİ Genel Müdürü’ydüm. Seçimden 40 gün kadar sonra, kendisiyle çok nazik bir görüşmeyle görevden ayrıldım. Kapının önünde vedalaştık. Yakıştırdıkları gibi, hiçbir görevimden sorunlu ayrılmadım. Bütün başkanlarla sıcak dostluk ilişkilerim hep sürüyor. Gerisi boş laftır.
|
|
|

|