|
 |
|
|
Serdengeçti, açtı ağzını, yumdu gözünü
Satır Arası / Deniz Sipahi
Ege Bölgesi Sanayi Odası üyeleriyle geçen Cuma Ankara’daydık. Önce Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi’ni gezdik, ardından da akşama kadar süren bir dizi konferansa katıldık. Üniversite daha ikinci yılında olmasına rağmen dikkat çekici bir performans yakalamış, bugün gelinen noktadan herkes memnun. TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu çok iddialı, Türkiye’nin ilk üç üniversitesinden bir tanesi olacağını söylüyor.
Fiziki ortam için muhteşem diyebilirim; bir üniversitelinin ihtiyaçlarının tamamına cevap veren bir atmosfer yaratılmış.
Konferanslar sırasında Merkez Bankası eski Başkanı Süreyya Serdengeçti çok önemli açıklamalar yaptı.
Notlarımı sizlerle paylaşmak istiyorum.
* * *
- Uzun dönemde enflasyonla büyüme diye bir olgu yoktur. Sıkı para maliye politikaları, her koşulda enflasyonu düşürmez, tam aksine artırabilir.
- Faizleri düşürmenin yolu enflasyonu düşürmekten geçer.
- Türkiye’de ekonominin temellerinde bozulma çalkantılara neden oluyor. İstikrar programında aksamalar, yapısal reform yorgunluğuna yol açıyor. Yasa süreçleri ve popülizm; kısa vadeli bakış açısından kurtulamama, uzun vadeli politika oluşturamama ülkeyi belirli aralıklarla sıkıntıya sokmaya devam ediyor.
- Merkez Bankası’nın bağımsızlığının ve güvenilirliğinin tehdit edilmesi ciddi bir risktir. Başkan ve üst yönetimin atama süreci hala bugün bile tam anlamıyla sorgulanmamaktadır. Avrupa Birliği ve ABD’de bu atamalar nasıl yapılıyor?
- İşimize geldiği zaman bu ülkeleri örnek alıyoruz, işimize gelmediğinde kendimize göre davranıyoruz. Başkan Bush, Merkez Bankası Başkanı’nın görev süresinin bitmesine üç ay daha olmasına rağmen yeni ismi açıklamak zorunda kaldı. Avrupa Merkez Bankası’nın Başkanı göreve geldiği gün, bir sonraki başkanın kim olacağı belli olur.
- İletişim politikalarındaki aksama hala devam ediyor. ''Bir şey yok, bu da geçer'' anlayışı dalgalanmaları artıyor.
- Benim görev süremin dolmasından bir ay geçmesine rağmen bir atama yapılmamıştı. Mayıs’taki dalgalanmanın tam ortasında Durmuş Yılmaz’ın ismi belli oldu. Yeni başkan böyle bir durumda ne yapabilirdi ki?
- Sermaye hareketlerinin serbest olduğu bir ortamda hem kur, hem de faiz kontrol edilemez.
- Kurda herkesin bir hesabı var. Bursa’da Durmuş Yılmaz’a iki soru soruldu. Birincisi ''Kuru ele alın...''; ikincisi ''Enflasyon hedefi tutmazsa istifa edecek misiniz?'' dendi. Bu bir çelişkidir. Merkez bir yasal çerçeveyi izliyor; o zaman bu soruların muhatabı Başkan değil, TBMM olmalıdır.
- Şu gerçeği bir türlü kabul etmiyoruz. İşler yoluna girince faizlerin düşmesini, ama kurların da gitmesini bekliyoruz. Kimse kusura bakmasın... Faiz düşerse, kurlar da düşer.
- Cari açığın olduğu yerde kurlar da tartışılır.
* * *
Süreyya Serdengeçti’nin dikkat çektiği bu detaylar, aslında ekonominin bugünkü risklerini ortaya koyuyor.
Gerçeği söylemek gerekirse, son dört yıldır dünyanın en fazla büyüyen ekonomileri arasında olan Türkiye; makro dengelerde böylesine önemli bir performans göstermesine rağmen önümüzdeki günlere dönük endişeleri azaltabilmiş değil.
Örneğin Merkez Bankası Para Kurulu, Serdengeçti’nin ayrılmasından bu yana iki eksik üyeyle toplanıyor. Kurul üyelerinden birinin toplantıya gelmemesi durumunda karar almak bile mümkün olmayacak. O yüzden AKP hükümeti çok eleştiriliyor; piyasalardaki güvensizlik de işte bu atama süreçlerinden kaynaklanıyor.
Yatırımların tasarrufu aştığı bir yerde cari açığı önleyemezsiniz.
Ankara’dan dönerken işte bu gerçekler iş dünyasının temsilcilerinin kafasındaydı. Siyasi ortamı da bir başka yazıda sizlere aktarayım.
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|