|
TÜSİAD'a kızanlar!
Kızıyorlar TÜSİAD'a. Neredeyse bölücü ilan edecekler. Vatana ihanet damgası vurmalarına ramak kaldı.
Niye kızıyorlar TÜSİAD'a?
Anlaşılan, üstüne vazife olmayan işlere karıştığı için...
Nedir bunlar?
Demokrasi... Hukuk devleti... Yargıda reform... İnsan hakları... Eğitimde reform... Güneydoğu, Kürt sorunu... Kıbrıs'ta çözüm... AB üyeliği... İfade özgürlüğü...
TÜSİAD'ın ilgi alanları.
Yıllardır bu konuları yakın markajda tutuyor. Sürekli raporlar çıkartıyor, toplantılar düzenliyor, tartışma platformları oluşturuyor.
Bu nedenle kızıyorlar TÜSİAD'a.
Tepki duyuyorlar.
Ama ne yazık ki anlamadıkları, anlayamadıkları, belki anlamak istemedikleri ya da kafalarının ermediği bir şeyler var.
Neyin mi peşinde TÜSİAD?
Neden mi bu çabalar?
Yazın bir kenara:
Türkiye, demokrasi çıtasını yükseltmeden...
Türkiye, hukuk çıtasını yükseltmeden, yani köklü bir yargı reformu yapmadan...
Türkiye, eğitim çıtasını yükseltmeden, yani her alanda çok daha eğitimli, çok daha iyi yetişmiş bireyleri sahneye çıkarmadan...
Türkiye, Kürt sorununu çözüm rayına oturtmadan, yani "Güneydoğu'da barış"ı aramadan...
Türkiye, Kıbrıs'la AB hedefinin çatışmasını engellemeden...
Türkiye, bütün bunları yapmadan, ekonomik büyüme yolunda, kalkınma yolunda istikrarlı biçimde yürüyemez. Daha çok yatırım, daha çok üretim yapamaz. Daha çok yatırım ve üretim için gereken, vazgeçilmez olan dış kaynağı, doğrudan dış sermaye yatırımlarını kendine yeterince çekemez.
TÜSİAD, işte bu nedenlerle, kendi üyelerinin iş çıkarlarıyla örtüştüğü için de, bütün bu sorunların çözümünü görev sayıyor.
Örneğin yargıdaki bozuk düzen, Türkiye'ye daha çok yabancı sermaye akışını engelleyen nedenlerin başında geliyor. Yargı reformu bunun için şart.
Eğitimde reform da öyle. Yetişmiş, vasıflı insangücünün de yetersizliği de bir başka engel çünkü...
Güneydoğu ve Kürt sorunu, barış ve istikrarı zehirledikçe, demokratikleşme sürecini kesintiye uğrattıkça, kalkınmaya gidecek kaynaklar silahlanmaya gittikçe, Türkiye'ye dış kaynak, dış yatırım gürül gürül akmaz, sadece damlar, o kadar...
Ve bütün bunlar olmadan da Türkiye, AB yolunda ilerleyemez. AB yolu tıkanan bir Türkiye'nin de işsizliği, aş ve iş sorununu çözmesi imkansız hale gelir.
Çünkü, Türkiye'nin her yıl 700 bin civarında yurttaşına iş bulması lazım. Kendi iç kaynaklarıyla bunun ancak yarısını sağlayabiliyor. Diğer yarısı için de dışarıdan, doğrudan yabancı sermaye yatırımları şart.
Bunun gerçekleşebilmesi için de, TÜSİAD'ın iş edindiği -yukarıda özetlediğim- alanlarda reformların yapılması, yani Türkiye'nin AB yolunun tıkanmaması gerekiyor.
Türkiye'nin AB yolu (AB üyeliği demiyor) bu yüzden bir 'kalite belgesi'dir. AB yolunda ilerleyen bir Türkiye'nin elindeki bu belgeye dünyanın her tarafında bakanlar, Türkiye'yi yatırım yapılabilir bir ülke olduğuna karar veriyorlar.
Yargı sistemi bozuk, eğitimli insanı yetersiz, devleti hoyrat ve vatandaşlarının bir bölümüyle kavgalı, ülkesinin bütününde barış ve huzuru sağlayamamış, istikrarı bıçak sırtında olan bir ülkeye yatırım yapılmaz.
Böyle bir ülke, aş ve iş sorununu çözemez.
Böyle bir ülke, vatandaşının sırtını pek, karnını tok tutamaz.
Böyle bir ülke, insanlarını hak ve hukuk düzeni içinde yaşatamaz.
Bu yüzden, TÜSİAD'ın çıkardığı son demokrasi raporu da(*) yerindedir. Bunu anlamayanlara, TÜSİAD'ın bu çalışmalarına kafa erdiremeyenlere yapılacak en iyi şey, onları 'zaman tüneli'ne bırakmaktır.
Başka çare var mı?..
——————————
* TÜSİAD raporu; Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Zafer Üskül; "Türk Demokrasisinde 130 yıl (1876-2006), Prof. Dr. Bülent Tanör'ün Anısına, Türkiye'de Demokratikleşme Perspektifleri 10. Yıl Güncellemesi..."
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|