Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 31 Ocak 2007 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Atatürk'ün ziraatçı gençliği


Ankara Üniversitesi, çok şık bir kitap hazırlamış. 1933'te kurulan ve ilk mezunlarını 1937'de veren Ziraat Fakültesi'nin o yılki yıllığının, 70 yıl aradan sonra yeniden tıpkıbasımını yapmış. Sayfaları çevirdikçe cumhuriyetin o ilk yıllarına gidiyorsunuz. Başkent Ankara'nın o zamanki hali bir köy görünümünde. Yoksulluk diz boyu. Ama o dönemin ünlü mimarlarından Ernst Arnold Egli'nin projelendirdiği Ziraat Fakültesi, muhteşem bir yapıya sahip. Hocalardan bazıları Alman. Rektör Prof. Falke'nin önsözü, "Benim büyük ve güzel memleketim..." diye başlıyor, muvaffakiyet temennileriyle bitiyor.
O zor günlerde Atatürk'ün yarattığı üniversiteyi ve üniversite anlayışını, satır aralarında ve eğitim programlarında olduğu kadar fotoğraflarda da görebiliyorsunuz.
Buz Hokeyi Takımı'nın hazırlıkları var. 1937'de Almanya'da gerçekleşen 4. Kış Olimpiyatları'na 5 sporcu vermişler. Bir başka fotoğrafta ise fakülteye kaydolan her öğrencinin için tek tek gerçekleşen öğrenci kabul merasimi yer alıyor. Görkemli bir salonda gerçekleşen, görkemli bir törenin resim altında şunlar yazıyor:
"Her yıl Enstitü'ye gelen talebe, hangi akademik haklara sahip olduğuna dair rektör eliyle bir vesika alır ve o hakları koruyacağına ant içer"
Bugünün öğrencilerinin dekanını, rektörünü tanımadan mezun olduğunu düşünürsek, o gün gerçekleşen o törenin mana ve önemi çok daha iyi anlaşılır.
Fakültenin bugünkü Dekanı Cemal Taluğ'un sunuş yazısında, atılan temellerin ne kadar özenli ve sağlam olduğu bakın nasıl dile getiriliyor:
"Elinizdeki yıllıkta fakültemizin kuruluş yıllarındaki eğitim anlayışının ve felsefesinin ipuçları bulunmaktadır. Okuyucular o yıllardaki eğitim anlayışının ve uygulamalarının bugüne göre bile çağdaş olduğunu göreceklerdir. Yıllıkta sunulan bilgiler, bilimsel araştırmaya verilen önemi bütün açıklığıyla göstermektedir. Araştırma konularının yaşamın içinden seçilmesine ve bilimin evrensel yönleriyle "yerel bilginin" geliştirilmesine gösterilen duyarlılık, bugünün akademisyenlerine ve üniversite yöneticilerine örnek olacak niteliktedir..."
Gerçekten de 70 yıl öncesinin fotoğrafları ile bugünkü durumu yan yana getirdiğinizde hangisi dün, hangisi bugün ikilemine düşen çok olabilir. Bugüne göre, fazlasıyla modernler. Ve öğrencilerden boş zamanlara yönelik birkaç satır:
"Devrimden önceki yüksek tahsil talebelerinin ders saatlerinden hariç zamanları, başı boş, mektep dışında, profesörlerden uzak kahve köşelerinde geçerdi. Şimdi, uyuşturucu, dedikodu yaratıcı kahve hayatı, benliğimizde rol oynamıyor. Boş zamanlarımızın çoğu mektep içinde, mektep civarında geçiyor. Eğlenceyi, sporu, zevki Enstitü'de bulabiliyoruz."
Yıllığın Son Söz'ü ise şöyle:
"Biz idealci gençler, yurdun en ıssız köşelerinde, en bakımsız bucağında bile sarsılmaz imanımızla, her şeyin anası olan toprağı işleyenlerle el ele vereceğiz. Kafamıza kollarına ekleyip varlığımızı varlıkları yapacağız.
Biz, Atatürk'ün ziraatçı gençliği, her şeyden evvel Türk köylüsünün, Türk köyünün refahı yolunda hazırlanacağız. Yeni köyü kuracağız; ileri hayat yaratacağız.
Bu duygularla Enstitü'ye geldik. Yine bu duygularla yurdun dört bir tarafına dağılacağız.
Fakat her dağılışta; mektep hayatımızı, çalışmamızı, büyüklerimizi, hocalarımızı anmak ve daima sevgi ve hürmet duygularımızı tazelemek gayesiyledir ki, fakültemiz talebe cemiyeti, her yıl bir yıllık çıkarmayı düşündü...
Bu ilk yıllık belki eksiktir. Fakat ileride çıkacakların daha olgun olacağına, meyvesine iyi bakan bir çiftçi kadar eminiz.
Bu vesileyle, bu yıl aramızdan ayrılan, ülkülerine koşan son sömestr arkadaşlarımıza, burada bir kere daha uğurlar olsun der ve yollarında başarılar dileriz. Ziraat Fakültesi Talebe Cemiyeti"
Özetin özeti: Eğer bugün, dünün gerisindeysek, bunun bir nedeni olmalı. Cumhuriyetin o ilk yıllarındaki hava bugün neden yok?..

aguclu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
'Atatürkçü' rektörler
DÖRT rektör Atatürkçü Düşünce Derneği ADD'nin...
Çetin ALTAN
Nerelerde ne çanlarının çaldığı pek de duyulmayan Köyceğiz
İstanbul'un yüzyıldır bir türlü sonuçlanmayan...
Melih AŞIK
Sağdan soldan
Hiçbir şeyin dozunu ayarlayamıyoruz... Ölçüyü...
Fikret BİLA
Kuzey Irak muhatap mı, değil mi?
Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, kendi ifadesine ...
Hasan CEMAL
Derin devletin dibiyle Erdoğan!
Biliyorum, malumu ilan ama yine de altını çiz...
Güneri CIVAOĞLU
Ampul Bakan
Birkaç yıl önce Nazlı Ilıcak'ın Boğaz sırtlar...
Abbas GÜÇLÜ
Atatürk'ün ziraatçı gençliği
Ankara Üniversitesi, çok şık bir kitap hazırl...
Hurşit GÜNEŞ
Halkbank kaç YTL eder?
Geçen hafta Halkbank'ın tamamının blok satışı...
Nail GÜRELİ
Yunanistan, AB ve Keşan
Kamuoyu yoklamalarında Avrupa Birliği'ne gir...
Sami KOHEN
Petrol denizde iken...
"TÜRKİYE petrol konusunu savaş nedeni sayıyor...
Metin MÜNİR
Beni bu güzel havalar mahvetti
Benim gibilere "tree hugger" diyor Anglosakso...
Hasan PULUR
159'dan 301'e...
MAŞALLAH Türkiye'de okuryazar olup da Türk Ce...
Meral TAMER
Bahse girerim ki Türkiye, AB'ye girecek
Şu İngilizlerin bahis oynama merakı müthiş. A...
Ece TEMELKURAN
Biz korkuyuz!
"Bu ülkede kimse kimseyi istemiyor. Ülke dolu...
Osman ULAGAY
Dolar ve küresel mali sistem nereye? (2)
Davos'ta bir araya gelen ünlü ekonomist ve ba...
Güngör URAS
Halkbank diğer kamu bankalarından farklı bir bankadır
Hükümet Halkbank'ı seçimden önce özelleştirme...
M. Ali BİRAND
Kendimize çok yazık ediyoruz...
Geçen haftasonu maçlarda açılan pankartlar ve...

© 2006 Milliyet