Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 31 Ocak 2007 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Petrol denizde iken...


"TÜRKİYE petrol konusunu savaş nedeni sayıyor"...
Önceki günkü Kıbrıs Rum gazeteleri bu tür manşetleri birinci sayfalarına taşıyordu.
Rum basınındaki bu telaşın sebebi, Papadopulos yönetiminin denizde petrol ve doğalgaz arama çalışmalarına hız vermesine karşı Ankara'nın ve KKTC'nin gösterdiği sert tepkiydi.
Nitekim Cumhurbaşkanı M. A. Talat Rum yönetiminin yabancı ülkelerle anlaşmalar yaparak bu çalışmalarını sürdürmesi halinde, "sıcak durumlar"ın meydana geleceğini belirtirken, Ankara da Türkiye'nin bu konuda ne pahasına olursa olsun KKTC'nin arkasında duracağı uyarısında bulundu.
Bu beyanları bir "tehdit" olarak algılayan Rum Bakanlar Kurulu olağanüstü toplandı. Rum hükümeti ve parti sözcüleri de Türk tarafının sözlerine sert karşılık vermekte gecikmediler.
Kıbrıs sorunu zaten kilitlenmiş, içinden çıkılmaz bir halde. Şimdi sürtüşme konularına bir de "denizdeki petrol ve doğalgaz" meselesi ekleniyor!..

Sessiz ve derinden...
Bu yeni sorunun ekonomik ve siyasal boyutları var.
* Ekonomik açıdan Kıbrıs açıklarındaki denizlerde (yani uluslararası sularda) zengin petrol ve gaz yataklarının bulunduğu varsayılıyor. Bu konuda bazı yabancı firmaların yaptığı etütlerden cesaret alan Rum yönetimi, birkaç yıldır "sessiz ve derinden" giderek hazırlıklarını sürdürüyor. Tahminlere göre, adanın 170-180 mil açıklarında, 400 milyar dolar değerinde 6-8 milyar varillik bir petrol rezervi var. Doğru ise, müthiş bir zenginlik kaynağı bu!
Papadopulos yönetimi Mısır'dan sonra Lübnan'la da bu bölgede ortak faaliyet için anlaştı. Suriye ile de müzakere halinde... Amaç, "münhasır ekonomik bölge" sınırlarını belirlemek. Bu yapıldıktan sonra da, (herhalde gene yabancı şirketlerle anlaşıp) "arama ve çıkarma" aşamasına geçmek...
* Siyasi açıdan Rum yönetiminin bu işe dört elle sarılmasının da çeşitli nedenleri var. Bir: Böylece "Kıbrıs Cumhuriyeti"nin "tek" egemenliğini tescil ettirmek ve KKTC'nin varlığını "yok" saydırmak... İki: Kendisini dünya çapında bir petrol-gaz üreticisi durumuna getirmek ve böylece "bölgenin önemli bir aktörü" rolüne soyunmak. Üç: Türkiye'yi bir nevi "baypas" etmek veya kıskaç altına almak, Lübnan, Mısır, Suriye gibi Arap "ortakları"nı Ankara'nın karşısına çıkarmak...
Türk tarafı şimdiden Kıbrıs Rum yönetimine bu işe girişmemesi için uyarıda bulunuyor. Ankara ayrıca Mısır ve Lübnan'a da böyle bir serüvene girişmemelerini talep ediyor.

Tehlikeli sular...
Bütün bu çıkışlar Papadopulos yönetimini ve anlaştığı ülke ve şirketleri bu işten vazgeçirir mi?
Rum kesiminden gelen resmi tepkiler "Bu tehditlere aldırmayız" havasında. Ama bu uyarıları ciddiye alanlar da var. Eski bakanlardan Nikos Rolandis açıkça Türkiye'nin bu çalışmaları engellemek için bölgeye savaş gemileri gönderebileceğini dahi söylüyor. Bazı Rum gazeteleri, Kıbrıs Türk tarafı ile anlaşmadan (ve Ankara'nın onayı alınmadan) atılacak adımların büyük tehlike yaratacağını yazıyor.
Ne var ki, Rum yönetimi bu konuyu da, (AB içinde yaptığı gibi) uzun soluklu bir "mücadele egzerzisi" olarak görüyor. Hatta meseleyi gerekirse BM ve diğer uluslararası platformlara götürmeyi de planlıyor.
Meselenin hukuki yönü oldukça karmaşık, hatta muğlak. Tabii ki Ankara'nın savunabileceği geçerli argümanlar var. Ama Rum tarafının da boş durmayacağı, siyasal ve psikolojik manevralara başvuracağı da bir gerçek.
"Balık denizde iken pazarlık yapmak" misali, Kıbrıs'ta "petrol denizde iken kavga etmek" kaçınılmaz görünüyor...

skohen@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
'Atatürkçü' rektörler
DÖRT rektör Atatürkçü Düşünce Derneği ADD'nin...
Çetin ALTAN
Nerelerde ne çanlarının çaldığı pek de duyulmayan Köyceğiz
İstanbul'un yüzyıldır bir türlü sonuçlanmayan...
Melih AŞIK
Sağdan soldan
Hiçbir şeyin dozunu ayarlayamıyoruz... Ölçüyü...
Fikret BİLA
Kuzey Irak muhatap mı, değil mi?
Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, kendi ifadesine ...
Hasan CEMAL
Derin devletin dibiyle Erdoğan!
Biliyorum, malumu ilan ama yine de altını çiz...
Güneri CIVAOĞLU
Ampul Bakan
Birkaç yıl önce Nazlı Ilıcak'ın Boğaz sırtlar...
Abbas GÜÇLÜ
Atatürk'ün ziraatçı gençliği
Ankara Üniversitesi, çok şık bir kitap hazırl...
Hurşit GÜNEŞ
Halkbank kaç YTL eder?
Geçen hafta Halkbank'ın tamamının blok satışı...
Nail GÜRELİ
Yunanistan, AB ve Keşan
Kamuoyu yoklamalarında Avrupa Birliği'ne gir...
Sami KOHEN
Petrol denizde iken...
"TÜRKİYE petrol konusunu savaş nedeni sayıyor...
Metin MÜNİR
Beni bu güzel havalar mahvetti
Benim gibilere "tree hugger" diyor Anglosakso...
Hasan PULUR
159'dan 301'e...
MAŞALLAH Türkiye'de okuryazar olup da Türk Ce...
Meral TAMER
Bahse girerim ki Türkiye, AB'ye girecek
Şu İngilizlerin bahis oynama merakı müthiş. A...
Ece TEMELKURAN
Biz korkuyuz!
"Bu ülkede kimse kimseyi istemiyor. Ülke dolu...
Osman ULAGAY
Dolar ve küresel mali sistem nereye? (2)
Davos'ta bir araya gelen ünlü ekonomist ve ba...
Güngör URAS
Halkbank diğer kamu bankalarından farklı bir bankadır
Hükümet Halkbank'ı seçimden önce özelleştirme...
M. Ali BİRAND
Kendimize çok yazık ediyoruz...
Geçen haftasonu maçlarda açılan pankartlar ve...

© 2006 Milliyet