|
Kendimize çok yazık ediyoruz...
Geçen haftasonu maçlarda açılan pankartlar ve atılan sloganlar beni çok korkuttu. Birileri diğerine "Ermeniler" diye bağırıyor, karşı taraftan "PKK dışarı" sloganı geliyor.
Ektiğimizi biçiyoruz.
"Hepimiz Ermeniyiz" sloganlarına tepki göstermek ve bu yoldan prestij veya oy kazanmak isteyen gruplar, bu defa kendi taraftarlarını devreye soktular. Tam bir kavram kargaşası yaşanmaya başlandı. Herkes birbirine kızgın. Suçlamalar vatan hainliğine kadar vardırıldı.
Öylesine hoyratça yaklaşıyoruz ki, bu tempoda devam edersek, duvarlara çarpacağımızı dahi görmüyoruz.
Sürekli bir kamplaşma halindeyiz.
Milliyetçiler- Ulusalcılar- Laikler- Dinciler- Liberaller- Kürtçüler.
Herkes birbirinin açığını arıyor. Birbirinin ne dediğini anlamaya çalışmak yerine, birbirini yok etmenin yollarını arıyorlar. 1970'lerdeki kamplaşmalara benzer manzaralarla karşılaşıyoruz.
Tam istikrarı bulduğumuz, ekonominin rayına oturduğunu görmeye başladığımız sırada, yine rahat batmış olacak ki, birbirimizi yeme yarışına girdik.
Yaşananlara bakıyorum da, kendi kendimizi nasıl insafsızca harcadığımızı görüyorum. Üstelik, bunları hep vatan için yapıyoruz. Bu kafayla devam ettikçe, savunduğumuz ve vatanı nasıl paramparça dağıtacağımızın da farkında değiliz.
Ne acı değil mi?
* * *
TÜRKİYE'Yİ BİR DE, DIŞARDAN GÖRENLERE SORUN
Dünya Bankası Başkanı Paul Wolfowitz ile Pazartesi günü uzun bir görüşme yaptım. Wolfowitz ne Erdoğan'ın yakını, ne AK Parti'den bir çıkarı var, ne de bize yalan söylemekle bir kazancı olacak.
Bana öylesine bir Türkiye portresi çizdi ki, hayretler içinde kaldım.
"Sizler sadece bugüne bakıyorsunuz. Nereden nereye geldiğinize bakmıyorsunuz. Bundan 30 yıl öncesini düşünmüyorsunuz. Hatta 2001'de ne durumda olduğunuzu bile unutuyorsunuz" diye söze başladı. Çizdiği tablo insanın hoşuna gidiyor:
"Benim söylediklerime inanmasanız bile, Türkiye'ye yatırım yapanlara, parasını borsaya koyanlara bakın. Türk ekonomisi sağlam ve sağlıklı bir ortamda gelişiyor".
Kısa vadede cari açığa dikkat çekiyor.
Uzun vadede ise, eğitime.
Bu gerçeği Wolfowitz'in hatırlatmasına gerek yok. Bizler de biliyoruz. Gençlerimizi iyi eğitemediğimizin, parlak kadrolar yetiştiremediğimizin bilincindeyiz. İyi elemanlarımız var, ancak sayıları çok az. 70 milyonluk bir ülkeyi uçuracak kadar elemanımız yok.
Dünya Bankası Başkanı'nın, AK Parti hükümetinin performansından memnun olduğu, vücut dilinden belli oluyor. Ağzından öğrenemiyorsunuz ancak, anlattıklarının altından hep Erdoğan çıkıyor. "En memnun olduğum nokta, Başbakan'ın seçimler nedeniyle kemerleri çözmeyeceği yolundaki güvencesiydi" derken, Başbakan'ın tutumundan memnuniyetini hiç saklamıyordu.
Wolfowitz'in beni şaşırtan saptaması, Türkiye'de yoksulluğun azalmaya başladığı ile ilgili sözleriydi. Dünya Bankası'nın bulgularına göre, yoksulluk göreceli şekilde azalıyor. Tabii bunun, kısa sürede elle tutulur biçimde ortaya çıkması beklenmiyor, ancak gelişmeler olumlu yönde...
Bu sözlere itiraz edenlerimiz mutlaka olacaktır. Haklı oldukları yönler de bulunacaktır. Yine de, ülkemizin istikrarı ve refahını unutmamak gerekir...
* * *
HÜKÜMET 301'İ SAVSAKLIYOR...
Hükümet'in 301'inci madde konusunda garip bir tutumu var. Yapılan açıklamaları alt alta koyduğunuz zaman durum daha netleşiyor.
Başbakan olsun, Gül olsun sık sık "301 değişmez diye bir şey yok" diyorlar. Adalet Bakanı Çiçek dahi aynı yaklaşımı sürdürüyor. Olaylar biraz sıkıştırınca, bu defa bir adım daha atıyorlar ve "301'den bizde rahatsızlık duyuyoruz" açıklaması yapıyorlar. "Tümünü kaldıramayız, değişiklik yaparız" diyorlar.
Peki neden adım atmıyorsunuz?
"Sivil Toplum Örgütleri'nden görüş istedik. Aralarında anlaşamadılar!" Gazetelerden okuduğumuza göre TÜSİAD ve HAK-İŞ değişsin derken, TİSK ile TÜRK-İŞ karşı çıkmışlar. Hükümet şimdi, bu görüş ayrılığının arkasına saklanıyor. Sanki bütün kararlar Sivil Toplum Örgütleri'nden soruluyormuş gibi bir tutum sergileniyor.
Bence hükümet, seçimler öncesinde 301 konusunda bir kavga vermek istemiyor. Kabaran milliyetçi oyları kaçıracak bir tutum içinde olmamayı tercih ediyor. Ancak, çoğumuzu şaşırtan, Başbakan'ın milliyetçiliği körükleyen partilere yönelik son derece sert sözleri oluyor. Bu iki çelişkili tutumu anlayabilmek çok güç. Galiba hükümet 301 konusunda farklı mesajlar vererek, bu konuyu seçimlere kadar savsaklayacak.
Eğer hükümetin niyeti varsa, kolları sıvar ve 301'i ister değiştirir, ister tümünden iptal eder. Ancak, Sivil Toplum Örgütleri'nin arkasına saklanmaz.
(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )
mabirand@e-kolay.net
|
|