Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 01 Şubat 2007 / Perşembe  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Bankacı gözüyle hava durumu

Çeşitleme / Selim Türsen

Rıfat Taronto 50 yıllık bankacılık deneyimi ile sadece İzmir’in değil Türk bankacılık sektörünün de duayenlerinden biri. Türk Ekonomi Bankası (TEB) Yönetim Kurulu Üyesi Taronto ile son görüşmemizde ilk sözü "Önümüzdeki aylarda yeterli yağış olmazsa bu yıl mahsul verimsiz olur. Üretici zora düşer, fiyatlar artar, ekonomide sıkıntı doğar" oldu. Yılların bankacısının bu kaygısı boşuna değil. Her konuyu kendi işleri gibi öğrendiklerini söyleyen Taronto "Üzümcü üzümü ne kadar biliyorsa, biz de ona yakın bilgi sahibiyiz. Tütün nasıl yetiştirilir, maliyetler nasıl tesbit edilir, nerede kaliteli tütün var, kimler ne sipariş vermiş, bunların hepsini izler ve biliriz" diyor. İşte bu sözler kurak havalardan duyduğu kaygıyı daha iyi açıklıyor. Ege bölgesi, pamuk, incir, üzüm, zeytin, tütün demek. Yetersiz yağışlar tarımı vurursa Egeliler için zor bir yıl olacağı çok açık.
Belki gözlerden kaçıyor ama TEB’in Ege Bölgesi’ne özel bir ilgisi var. Bankanın İstanbul’dan sonra en çok İzmir’de şubesi var. Yenileri de yolda. Öyle ki "İzmirlilere özel kredi kartı" bile çıkarılacak. TEB’in İzmir’e yoğun ilgisinin nedenini sorduğumda Taronto "Biz ihracata çok önem veririz. İhracat istihdam sağlar ve gelir getirir. İthalat gibi değildir. Bugün Türkiye’nin tütün ihracatının yüzde 50’sini TEB finanse ediyor. İzmirde 100 büyük firma varsa 70-80’inin ana bankası biziz" diyor.
İzmir’in neden yeterince sanayileşemediğini sorduğumda "Biz levantenlerden çok şey öğrendik. İyi şeyleri de öğrendik, kötüleri de. İyiler ticaret yapmayı öğrenmek. Kötüler ise yatırım yapmamak, kazandıklarını ya tasarruf etmek ya da toprağa yatırmak" diyerek birkaç cümleyle durumu özetliyor. Sonra da anlatıyor:
* * *
"İzmir'de geçmişte, gelişmekte olan ülkelerin ilk sanayi türü olan toplama sanayi olmuştur. Levantenler başlatmış ama sonra kendilerini yenilemediler. Halbuki İstanbul’a Anadolu’dan gidenlerin kaybedecekleri bir şey yoktu. Biraz da cehaletten gelen cesaretle diyelim büyük şeyler yaptılar.
İzmirli müteşebbis eğitimli, kültürlü olduğundan aynı cesareti göstermedi. Yapılan yanlışın bir gün ağır faturalarla geri döneceğini düşündü. İzmir’in vergi kaçırma problemi olmamıştır. İzmir’de 90 işçi çalıştırıp 30’unu kayıtlı gösteren yerler de yoktur. Ama öbür bölgelerde aynı duyarlılık olmadığından İzmirli sanayici rekabet gücünü kaybetmeye başladı."
* * *
Yine de Taronto İzmir’in yarınından umutlu. Yabancı sermayede kayıt dışına yer olmadığından yeni ortaklıklarda İzmirli firmaların öne çıktığını söylüyor. Kendilerine gelen taleplerden bunu görüyorlarmış. Sonuç olarak geçen 30 yılda İzmir’e güç kaybettiren kayıtlı ekonomi artık avantaj olacak, taze sermaye ile yeni bir çıkışın fitilini ateşleyebilir.
İşte yarım asırlık bir bankacının gözüyle İzmir’in dünü ve yarını.

stursen@milliyet.com.tr







EGE
"Hayvan mezarlığı" istiyoruz
Büyükşehir söz verdi ama park unutuldu
Farketmiyor musunuz?
Bankacı gözüyle hava durumu





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Bahar Akbaş
Özgür Kaynar
Deniz Sipahi
Selim Türsen

© 2006 Milliyet