Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 01 Şubat 2007 / Perşembe  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Bir de bize sorun


Geçen hafta yolum Ankara'ya düştü. Beni karşılamaya gelen kişiye, Ankara'nın son yıllarda çok değiştiğini söyledim. "Bir de bize sorun" dedi.
Esenboğa Havalimanı baştan aşağıya yenilenmişti. İhtiyacın belki 5 katı yatırım yapılmıştı. Körükler boştu ama görünüşleri hoştu. Kullanılan teknolojinin İstanbul Atatürk Havalimanı'ndan üstün olduğu daha ilk bakışta anlaşılıyordu. Esenboğa, daha detaylarla ilgilenmeye vakit bulunamadan alelacele açılmış gibiydi. Ancak, rahatlık ve genişlik, gelişmiş ülkeleri aratmıyordu.
Ankara'ya doğru yola çıktığımızda, 4 gidişli ve 4 gelişli Esenboğa-Ankara yoluna girdik. Yol ve ışıklandırma çok güzeldi. Havaalanından, trafiğe girmeden Ankara merkeze ulaşılmasının hedeflendiği anlaşılıyordu. Altgeçitler masraftan kaçınılmadan yapılmış, granit taşlarla kaplanmıştı. Ama, yine aceleye getirilmiş görünümdeydi. Yepyeni inşaatlarda bile, yer yer granit taşlar dökülmüştü.
Yollar yeni, fakat bakımsızdı. Sanki, yapılır yapılmaz kendi hallerine bırakılmışlardı. Tam o sırada, bu geniş yolda karşıdan karşıya geçmeye çalışan 3 bayanla karşılaştık. Neredeyse kaza yapıyorduk. Araçlar vızır vızır ve hızlıydı. Çünkü, yol hızlı gitmeye müsaitti. Ama, anlaşılan bu geniş yola, yeterince yaya geçidi yapılması unutulmuştu. Arkadaşımın, "Bir de bize sorun" derken ne demek istediğini yavaş yavaş anlamaya başlamıştım.
Anlaşılan, Ankara Belediyesi'nin parası boldu. Bol bol harcama yapılmış, gerekli gereksiz her yere, şehrin dokusu ve tarihi düşünülmeden, sadece taşıt trafiği düşünülerek alt ve üst geçitler kondurulmuştu. Bu haliyle, yapılanlar petrol zengini Arap ülkelerinde yapılanlardan farksızdı.
İnşaat olsun diye bir şeyler yapılmış, ama Ankara'nın sıcaklığı, sevecenliği düşünülmemişti. 40 yıl yaşadığım ve 15 yıl önce ayrıldığım Ankara, şehir olarak sanki, artık bana yabancıydı. İşte bu sırada, arkadaşım, bütün bunların borçla yapıldığını söyledi. "Bir de bize sorun" derken, ne demek istediğini iyice anlamaya başlamıştım.

Belediyenin parası bol
Arkadaşım anlatmaya başladı. "Belediye'nin parası o denli bol ki, her gün 200.000 kişiye yiyecek, giyecek, yakacak dağıtılıyor" dedi. Bu inanılmaz bir harcama biçimiydi. Bu har vurup harman savurma, dünyada eşi rastlanmamış bir seçmen desteklenmesine dönüşmüştü.
Üstelik, bütün bunlar borç parayla yapılıyordu. İhalelerin nasıl yapıldığını, sorgulamaya gerek duymadım. Arkadaşımın "Bir de bize sorun" demekle ne demek istediğini artık anlamıştım. Ne de olsa, sonunda bütün bu borçlar ödenecekti. Muhtemelen, yapılanlar da kısa zaman içinde dökülecek, bozulacaktı.
O sırada, yol boyunca yıkılan gecekonduların önünden geçiyorduk. "Adam iyi iş yapmış" dedim. Arkadaşım "Yakında, bu yıkıntıları da temizleyecek ve burasını güzelleştirecek" dedi. "Gelen yabancıların, gecekondularımızı görmesi böylece engellendi" diye ilave etti. Ancak, uçaktan gördüğüm kadarıyla, Ankara, rahat yerleşim bakımından İstanbul'u fersah fersah geçmişti.
Kavaklıdere'ye gitmek, oradan da Kızılay'a inmek zorundaydım. Önce Çankaya'ya çıkıp oradan Kavaklıdere'ye inmek, gün içinde bile yarım saatimizi aldı. Kavaklıdere'den Kızılay'a gelmek ise tam bir felaketti. Sanki, amaç bu bölgede oturanlara acı çektirmekti.
Bulvar baştan aşağıya kapatılmış, plansız inşaat çok gecikmiş, biteceğe de benzemiyordu. Aynı anda, birçok işe birden girişildiği, konsolosluklarla sorunlar yaşandığı anlaşılıyordu. Şehrin ana damarı Atatürk Bulvarı neredeyse tanınmaz haldeydi.
"Bitince iyi olacak" dedim. "Kavaklıdere zaten bitti" dedi.

ytoruner@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
El Kaide ve Dink cinayeti
KONYA'DA El Kaide örgütünü ortaya çıkaran Emn...
Çetin ALTAN
Kundakçılar kendini itfaiyeci sanırsa
Politikanın dilini, olayların dili tekzip etm...
Melih AŞIK
Cargill savaşı...
Nişasta bazlı şeker üreten Amerikan Cargill'i...
Fikret BİLA
Yanıt bekleyen sorular
Hrant Dink suikastından sonra ortaya çıkan bi...
Hasan CEMAL
Acıları karşı karşıya getirmek!
Aile içinde, 'Ermeni komitacıları'nın suikast...
Güneri CIVAOĞLU
Devlet herkese lazım
Hrant Dink cinayeti sonrası "derin devlet" ta...
Can Dündar
Erdoğan'ın derin devletle imtihanı
Bir haftada ortaya çıkanlardan anlaşılan şu: ...
Hurşit GÜNEŞ
Bu program başarılı oldu mu?
Hükümetin iktidara gelişinden bu yana dört yı...
Doğan HEPER
Bugünleri de görecek miydik?
ANKARA susuyor.
Semih İDİZ
Akılcı bir Ortadoğu politikası gerekiyor
Rum yönetimiyle ortak petrol arama çalışmalar...
Sami KOHEN
Hem ticaret, hem siyaset...
İLK bakışta olay "ticari" nitelikteydi... Ira...
Hasan PULUR
Elrom'un da öldürüleceği ihbar edilmişti!..
HRANT Dink öldürüldükten sonra, yazdığımız il...
Derya SAZAK
Derin adım
Hrant Dink soruşturması derinleştikçe Trabzon...
Meral TAMER
İstanbul, dünyanın 25 megakenti arasında
Nüfusu 10 milyonu aşan kentlere megakent deni...
Yaman TÖRÜNER
Bir de bize sorun
Geçen hafta yolum Ankara'ya düştü. Beni karşı...
Güngör URAS
Pantoloncu Osman yılda 2.5 milyon pantolon ihraç ediyor
Pantoloncu Osman'ı 25 yıldır tanırım. Renkli ...
Serpil YILMAZ
Irak'ı 'Meclis soruşturması' şovu küstürdü
Bugün büyük olasılıkla, "Irak Milli Petrol Şi...
M. Ali BİRAND
Bu cinayetin hesabı verilmeli...
Son gelişmeler, hepimizin tüylerini diken dik...

© 2006 Milliyet