|
Bu cinayetin hesabı verilmeli...
Son gelişmeler, hepimizin tüylerini diken diken etti.
Hrant Dink cinayetinin iç yüzü ortaya çıktıkça emniyet teşkilatımızın nasıl sapır sapır döküldüğü, nasıl ehliyetsiz ellerde bulunduğu daha iyi anlaşılıyor.
Hrant Dink, pisi pisine öldürülmüş.
Gazetelerde yazılanları okudukça, hem daha tepki duyuyorum, hem de daha fazla korkuyorum. Yarın-öbür gün birilerinin çıkıp başkalarının şakağına da kurşun sıkabilmesinden çekiniyorum.
İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah ve özellikle de İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek sorumlu görülüyor.
Kimlerin gerçek sorumlu olduğunu bilemiyorum, ancak birilerinin fatura ödemesini istiyorum. Kamuoyu vicdanı da birilerinin cezalandırılmasını istiyor.
Manzara apaçık ortada.
İşin başlangıç noktasının Trabzon olduğu besbelli. Trabzon'daki yetkililer "genç çocuklar, milliyetçilik aşkıyla hareket ediyorlar" diyerek, hazırlıkları görmezden gelmişler. İhbarları, taca atmanın ötesinde ciddiye almamışlar. Trabzon'da kabaran eylemleri "yine bizim çocuklar heyecanlandı" diye geçiştirmişler.
İstanbul Emniyeti ise, Hrant gibi bir hedefi korumaya almayarak en büyük hatasını işlemiş. Trabzon ile iletişim kurmamış.
Ankara'daki istihbarat birimleri de, yazışma trafiğini izlemekle yetinmiş.
Hayır, insanlarımızın hayatı bu kadar hafife alınamaz. Polis teşkilatındaki zihniyet değişmedikçe, etkinliği arttırılmadıkça rahata kavuşamayız.
Büyük sözleri bir yana bırakalım.
Hesap sorulmasını bekliyoruz.
İşlerini hafife aldıkları için bu cinayetin işlenmesine katkıda bulunanların ortaya çıkarılmasını istiyoruz.
* * *
PKK, TÜRKİYE'Yİ KUZEY IRAK'A SOKMAK İSTİYOR
Türkiye, Kuzey Irak konusunda ne yapacağını tam anlamıyla bilemiyor. O kadar çok belirsizlikler var ki, ister istemez zigzaglı bir politika uygulandığı izlenimi doğuyor. Her şeyin başında temel bir soru var: Türkiye Kuzey Iraklı Kürtler'in abisi olup, onları kötülüklere karşı koruyacak mı, yoksa Kürtler'le hemen her konuda anlaşmazlık içinde mi olacak?
Bu son derece yerinde bir soru. Zira ilk başlarda AK Parti yönetimi "ağabeylik" yapmak istiyordu. Açıklamalarında sık sık Kürtler'in korunacağı teması işlenirdi. Durum son dönemlerde değişti. Hem PKK'nın tekrar dirilişi, hem de Kerkük konusundaki gelişmeler, Ankara'nın yaklaşımını değiştirdi. Kuzey Irak'a askeri müdahaleden dahi söz edilmeye başlandı. PKK- Kerkük ve bağımsızlık, müdahale gerekçeleri olarak gösterildi.
Türkiye'nin bu politikasının arkasında mutlaka başka hesaplar vardır. Ancak ne olursa olsun, bu zigzaglardan en çok memnun olan PKK'dır.
PKK, Türkiye'nin Kuzey Irak'a girmesini ister.
Nedeni de çok basit: Türk Ordusu'nun Kuzey Irak'a asker sokması demek, Ankara'nın Washington ile ilişkilerinin büyük bir krize girmesi, Arap ülkeleriyle ilişkilerinin de aynı şekilde bozulması ve bütün bunların sonucu olarak ekonomisinin ağır bir darbe yemesi demek olacağını düşünüyorlar.
PKK için bundan daha güzel bir fırsat olabilir mi?
Hem Kuzey Irak'tan destek almayı sürdürebilecek, hem de taraftarlarını tekrar hareketlendirecek. Güneydoğu'dan başlayarak, Türkiye'nin dört bir yanında gösteriler düzenleyecek.
Tabii, Kuzey Irak'taki askerimize yönelik suikast girişimleri de işin cabası olacak. Ankara, PKK'nın niyetlerini gayet iyi biliyor. Bundan dolayı da, Kuzey Irak'a müdahaleden söz edilse dahi, bunun sonuçları çok iyi biliniyor. PKK'nın oyununa gelmek istemeyenlerin sayıları da Allah'tan epey kabarık. Bu nedenle ben de durmadan, "Askeri harekat olası değil" diye ısrarla tekrarlıyorum…
* * *
GALATASARAY'A HİÇ YAKIŞMADI…
Bu durumdan kim sorumludur bilemiyorum, ancak Galatasaray Lisesi Müdürü Doç. Gün Kut'un görevden alınmasıyla ilgili gelişmeler, bu asırlık kuruma hiç mi hiç yakışmadı.
Gün Kut, Galatasaray Lisesi'ne beş yıldan beri olağanüstü hizmet veren bir insandır. Bizzat gördüğüm için rahatlıkla söyleyebiliyorum. Öğrencilerle iletişimi, okula dışardan getirdiği katkılarla ön plana çıkmış bir insandır.
Galatasaray Üniversitesi Senatosu ile lise arasındaki bir anlaşmazlık, bu değerli insanın okuldan ayrılmasıyla sonuçlandı. Benim üstünde durmak istediğim nokta, Kut'un ayrılmasıyla ilgili gelişmelerin gazetelere düşmesidir.
Galatasaray Üniversitesi ile Lisesi arasındaki bu anlaşmazlığı besbelli birileri medyaya sızdırdı. Üstüne vazife olmamasına rağmen etrafta koşuşturan ve çözüm bulmak yerine, ateşe körükle giden bu kişiler Galatasaray'a kötülük ettiler.
Galatasaraylılar böyle bir manzarayla karşı karşıya kalmak istemezlerdi. Sorunları kendi aralarında çözmek, ağabeylerine götürüp çözüm aramak yerine gazetelerde boy gösterilmesi, hepimizi çok üzdü.
(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )
mabirand@e-kolay.net
|
|