|
 |
|
|
Besin destekli savunma
Bugünlerde beslenme sisteminizde belirli besinlere ağırlık vererek bağışıklık sisteminizi güçlendirebilirsiniz
tkumeli@milliyet.com.tr
Çevremizde çoğu kişinin griple boğuştuğu şu günlerde bağışıklık sistemimizin her zamankinden daha güçlü olması gerekiyor. Bunun için beslenmemizin zenginliği büyük önem taşıyor.
Bağışıklık sistemi güç kazandıkça, metabolizmayı tehdit edebilecek mikroplar, bakteriler, mantarların yaratabileceği riskler azalma eğilimine giriyor çünkü vücudumuzun savunucuları saat başı 10 milyondan fazla antikor üreterek savaş açıyor.
İşte bazı besinler ve faydaları.
Çinko kaynakları: Çinko eksikliği özellikle Amerikan gençliğinde ve vejetaryenlerde sık görülen bir durumdur ve bağışıklık sisteminin olumsuz etkilenmesine neden olur. Çok düşük seviyelerde bile yaşanan çinko eksikliği enfeksiyonlara yakalanma riskini artırır.
Vücudu adeta istila eden bakteri ve virüslerle mücadelede savaşan beyaz kan hücrelerinin üretiminde önemli olan bu mineral beslenmemizde yeterli miktarlarda yer almalıdır. Bunun için yağsız kırmızı et, zenginleştirilmiş mısır gevreği, kümes hayvanları, süt ve yoğurt tüketilmelidir.
Turuncu renkli besinler: Cildimiz, fark etmesek de aslında bizi dışardan gelen saldırılara karşı koruyan bir kalkan gibi görev yapar. Cildin daha güçlü bir savunma yapabilmesi için de iyi beslenmesi gerekir. Bunun için cilt sağlığında önemli olan A vitaminini yeterli tüketmeliyiz.
A vitaminini karşılamanın en iyi yollarından biri de beta karoten içeren gıdaların diyette fazlaca yer almasıdır. Havuç, kabak, balkabağı, topatan kavunu ve tatlı patates en zengin kaynaklardandır.
Mantar: Yüzyıllardır, dünyanın dört bir yanındaki insanlar mantara bağışıklık sistemini koruyucu bir görev biçmekteydi. Yapılan son çalışmalar da bunu onaylar nitelikte. Mantarın beyaz kan hücresi üretimine yardımcı olup onları daha agresif mikrop öldürücüler haline getirdiği gözleniyor. Soslara, sebze yemeklerine, hamur işlerine eşlik edebilen, garnitür olarak sunulabilen, her tür pişirme metoduna açık mantarı mutfağınızda daha sık bulundurmalısınız.
Çay: Vücudun enfeksiyonlarla mücadelesi bir savaş olarak değerlendirilebilir. Her savaş sonrasında olduğu gibi geride kalan enkazların da temizliği titizlik gerektirir. Bağışıklık sistemi istenmeyen istilacıları yok ederken, bir yandan da verdikleri tahribatı onarmaya çalışır. Bu aşamada istek dışı da olsa serbest radikaller oluşabilir. Hücreleri hasara uğratabilecek, yaşlanma ve kanser hücrelerinin gelişimine neden olabilecek bu bileşiklerin uzaklaştırılabilmesi için antioksidanlar devreye girer.
Bu nedenle bol miktarda sebze ve meyve yemeli, siyah ve yeşil çay tüketimimizi de artırmaya gayret etmeliyiz.
Kefir: Bağırsaklardaki mukoza tabakasında yer alan trilyonlarca iyi huylu bakteri metabolizmanın zararlı bileşiklerce kuşatılmasını engeller. Ancak bu iyi huylu bakterilerin sayıları antibiyotik kullanımı, dengesiz diyetler gibi faktörlerle azalabiliyor ve kişiler enfeksiyonlara açık hale gelebiliyor. Bu nedenle yoğurt ve bir tür fermente süt ürünü olan kefir tüketerek vücudumuza destek güç göndermenizde fayda var. Piyasada light formları da bulunan kefir, eski zamanlardan beri tüketiliyor, sağlıklı bakterilerin bağırsak florasında artışına yardımcı oluyor.
|
|
|

|