|
 |
|
|
Akdeniz'de 'yetki alanı' yok
'Münhasır ekonomik bölgeler', Akdeniz gibi yarı kapalı denizlerde 'karşı' ve 'komşu' ülkelerle anlaşmalarla belirleniyor. Ancak Doğu Akdeniz'de böyle bir anlaşma yok
UTKU ÇAKIRÖZER Ankara
Türk tarafı ile Rum tarafı arasında yaşanan son kriz, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin (GKRY) adanın bütününü temsil ettiği iddiasıyla Mısır ve Lübnan'la imzaladığı Akdeniz'deki yetki anlaşmaları üzerine patlak verdi. "Münhasır ekonomik bölge" ve "kıta sahanlığı" konusunu da Türk kamuoyunun gündemine yeniden taşıyan krizin nedenleri ve ilgili düzenlemeler özetle şöyle:
Deniz yetki alanı
Ülkelerin "deniz yetki alanı" olarak adlandırılan "kıta sahanlığı" ve "münhasır ekonomik bölgeler", açık denizlerde 200 deniz mili olarak belirleniyor. Karadeniz gibi kapalı ve Akdeniz gibi yarı kapalı denizlerde "karşı" ve "komşu" ülkelerle hakkaniyet ilkesine dayalı olarak yapılan anlaşmalar "münhasır ekonomik bölgeler"in belirlenmesinin hukuki altyapısını oluşturuyor.
Kıta sahanlığı "deniz tabanı ve toprak altındaki cansız kaynakları", münhasır ekonomik bölge de "deniz tabanı ile su alanındaki canlı kaynaklar"ı ifade ediyor.
Türkiye, kendi karasuları dışındaki deniz yetki alanları olan "kıta sahanlığı" ve "münhasır ekonomik bölge"leri Karadeniz'e kıyıdaş ülkelerle bir araya gelerek 1978, 1980 ve 1998'de imzaladığı anlaşmalarla belirledi.Doğu Akdeniz'de yetki alanlarının Türkiye, Yunanistan, Mısır, Lübnan, İsrail, Filistin, Suriye ve kapsamlı bir çözümün bulunmasından sonra Kıbrıs'la birlikte belirlenmesi gerekiyor. Kıbrıs adasında süren ihtilaf ve Güney Kıbrıs'ın bazı ülkelerle tek taraflı anlaşma imzalama girişimleri bunu engelliyor.
GKRY'nin girişimleri
GKRY, Akdeniz'de kendisine ait olduğu iddiasıyla "münhasır ekonomik bölgeler"i belirlemeye yönelik ilk girişimini 2002'de yaptı. Bu tarihte GKRY, Meis adasının güneyinde ve Kıbrıs'ın batısında bir bölgeyi "kendi deniz yetki alanı" sayarak bu alanda Norveç'e arama izni verdi. Türkiye kendi "olası ekonomik münhasır bölgesi" olduğu gerekçesiyle Northern Alliance isimli arama gemisini bir firkateyn eşliğinde bölgeden uzaklaştırdı.
GKRY, ikinci girişimini Şubat 2003'te Mısır ile deniz yetki alanlarını belirleyen anlaşmayı imzalayarak yaptı. Engellemek için girişimde bulunan Türkiye, imzalanan anlaşmayı tanımayacaağını Mısır'a ve BM'ye iletti.
GKRY'nin bu konudaki son girişimi de 17 Ocak'ta Lübnan hükümetiyle imzaladığı anlaşma oldu. Türkiye, bu anlaşmanın imzalanmaması için de yoğun çaba harcadı. Ancak Lübnan hükümeti anlaşmayı imzaladı.
Türkiye'nin savunduğu tezler
Türkiye, GKRY'nin girişimlerine iki ana nedenle karşı çıkıyor. Birincisi; Kıbrıs adasındaki ihtilaf çözülmeden GKRY'nin adanın tamamını temsil ederek anlaşmalar imzalamasının yasal ve meşru görülemeyeceği. Bu girişim, "Kıbrıs Türk halkını, KKTC'yi ve Türkiye'nin anlaşmalardan doğan haklarını yok saymak" olarak nitelendiriliyor.GKRY'nin girişimlerine karşı ikinci ana neden olarak 2004'te BM tarafından hazırlanan Annan Planı'nda Kıbrıs'ın Akdeniz'deki yetki alanlarının her iki taraf için "hakkaniyet" esasına dayalı olarak yeniden belirlenmesi gösteriliyor. Rum tarafının girişimleri ile çerçevesini BM'nin çizdiği hakların ihlal edildiği savunuluyor.GKRY, Türkiye'nin itirazlarını bilmesine rağmen girişimlerinde ısrar ediyor. Adanın tek meşru yönetimi olduğu tezini bu girişimleriyle de pekiştirmeye çalışıyor.
|
|
|

|