Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 02 Şubat 2007 / Cuma  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Dipsiz kuyuda kaybolup gitmek!


Aradan 11 yıl geçmiş. 1996'nın kasım ayı, Susurluk Kazası yeni olmuş. Televizyon haberlerini izliyorum, Başbakan yardımcısı, DYP lideri Çiller konuşuyor.
Kulaklarıma inanamıyorum.
Kazada ölen Abdullah Çatlı'yı savunuyor, vatansever ilân ediyor:
"Ülke uğruna, millet uğruna, devlet uğruna kurşun atan da, kurşun yiyen de her zaman için saygıyla anılır."
Aynen böyle diyordu Çiller.
Reuters haber ajansı da bu haberi dünyaya şöyle yayıyordu:
"Türkiye Başbakan yardımcısı Çiller, ünlü gangster Çatlı'yı savundu. Abdullah Çatlı, aşırı sağcı bir kanun kaçağıydı. 1970'lerde yedi solcunun öldürülmesinden sanıktı. İsviçre'de uyuşturucu kaçakçılığından sekiz yıl hapis cezası çekerken kaçırılmıştı."
Haberde bir eksik vardı:
Çatlı-Ağca ilişkisi...
Abdi İpekçi'nin katili Mehmet Ali Ağca, cinayeti işledikten sonra Abdullah Çatlı'nın evinde saklanmış, hapisten kaçtıktan sonra da yurt dışına çıkışını sağlayan sahte pasaportu kendisine veren yine Çatlı olmuştu.
Sonra ne yapmıştı Çatlı?
Devlet kendisini kullanmıştı. 'Derin devlet'e dahil edilmişti Çatlı.
18 yıllık bir kanun kaçağı olan, İnterpol'ca da aranan Çatlı nasıl mı kullanılmış olabilirdi? Kirli işlerde, hukuk dışı işlerde, faili meçhul cinayetlerde derseniz, bu işleri bilenlerin itiraz edeceğini sanmıyorum.
Susurluk işte buydu.
Hukuksuzluktu. Devletin kendini hukukla bağlı saymadığı, kanun kaçaklarını tetikçi olarak kullandığı, faili meçhul cinayetler için düğmeye bastığı bir dipsiz kuyuydu Susurluk. O dipsiz kuyunun karanlığında hukuk da, insan hakları da kaybolup gitti.
Hukuk devleti ne değildir derseniz, yanıtı Susurluk'tu. Demokrasi ne değildir derseniz, Susurluk'tu. Ve Susurluk'un yerine 'derin devlet'i koysanız da fazla değişen bir şey olmayacaktı.
Susurluk çözüldü mü? Hayır.
Derin devlet çözüldü mü? Hayır.
Nasıl çözülebilirdi ki?
Bir Başbakan, bir Başbakan yardımcısı kalkıp, bir Susurluk aktörünü, bir derin devlet tetikçisini, bir katliam sanığını, 18 yıllık bir kanun kaçağını vatansever ve kahraman ilan ettikten sonra, söyler misiniz, devletin içine çöreklenmiş hukuksuzluk odağı nasıl etkisiz kılınabilirdi ki?..(*)
Olmadı tabii.
Olmayınca ne mi oldu?
Abdullah Çatlı'ları kendilerine örnek alanlar, vatan adına cinayet işleyenler sahneye çıktı. Hrant Dink suikastının soruşturmasıyla ilgili haberleri dikkatle okuyor musunuz? Suikastla ilgili olarak Trabzon'da göz altına alınan Ahmet İskender şöyle demiş:
"Yasin Hayal bana hedefinin Abdullah Çatlı ve Mehmet Ali Ağca gibi olmak istediğini ve onları örnek aldığını söyledi."
Hrant Dink'i öldüren Ogün Samast ise bu cinayetin faili meçhul kalacağına inandığını, Yasin Hayal'in kendisinin kahraman olacağını söylediğini ifadesinde belirtmiş...
Çatlı'ların eline silah tutuşturup devlet adına kullanırsanız, onları başbakan olarak kahraman, vatansever ilân edersiniz sonunda olacağı buydu.
Çare ne mi?
Derin demokrasi!
Demokratik hukuk devletinin ipine sarılan kararlı liderlerdir, yürekli başbakanlardır, derin devlet yerine 'derin demokrasi'yi bu ülkede hâkim kılacak olanlar. Yoksa gün gelir onlar da kendilerinden öncekiler gibi o dipsiz kuyuda kaybolup giderler.
—————————————-
* Hasan Cemal'in 27 Kasım 1996 tarihli Sabah'taki "Bravo Çiller'e! Sonunda başardı, Çatlı'ya da sahip çıktı!" başlıklı köşe yazısı.

h.cemal@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Atatürkçü Düşünce!
ATATÜRKÇÜ Düşünce Derneği İkinci Başkanı Sayı...
Çetin ALTAN
'Şemsiyeyi kapatmak'
Bitip tükenmeyen bir övünme açlığı ile "onlar...
Melih AŞIK
İpekçi'yi anarken
Abdi İpekçi'yi ölümünün 28'inci yılında mezar...
Fikret BİLA
Baykal: KKTC denizde egemenlik alanını ilan etmeli
Güney Kıbrıs yönetiminin, Doğu Akdeniz'de pet...
Hasan CEMAL
Dipsiz kuyuda kaybolup gitmek!
Aradan 11 yıl geçmiş. 1996'nın kasım ayı, Sus...
Güneri CIVAOĞLU
Gül'le ufuk turu
Ankara dönüşü otomobilde haberleri dinlerken,...
Abbas GÜÇLÜ
Topbaş da korkuyor
İstanbul'un en önemli sorunu ne? Trafik mi, h...
Hurşit GÜNEŞ
Çok çalışmak ne sağlar?
Ülkemiz uyanık insanlarla doludur. Aslında bi...
Sami KOHEN
ABD ile "ortaklık" tehlikede
ABD Temsilciler Meclisi'ne önceki gün sunulan...
Metin MÜNİR
En komik olan kazansın
Bu Avrupalılar bazen çok komik oluyor.
Faik ÖZTRAK
Her derde deva dış ticaret rakamları
Geçen yılın dış ticaret rakamları belli oldu....
Hasan PULUR
Bu mahkeme de faşist mi ne?
EEEE, n'oldu şimdi?
Derya SAZAK
CHP soruşturması
Hrant Dink soruşturmasını Meclis'e taşıyor CH...
Meral TAMER
Okuma - yazma bilmeyen güneş enerjisi "mühendisleri"
Bir okul düşünün; ücra bir köyde...
Ece TEMELKURAN
Yersen!
Bu komplolu, ajanlı, gizli örgütlü filan sist...
Güngör URAS
Piyasalar coşuyor, ekonomi küçülüyor
"Piyasacılar"a (Anadolu anlatımıyla, "Paradan...
M. Ali BİRAND
Ermeni tasarısı geldi. Şimdi ne yapmalıyız?
Geçen yıl, Avrupa Birliği ile Türkiye arasınd...

© 2006 Milliyet