|
Dipsiz kuyuda kaybolup gitmek!
Aradan 11 yıl geçmiş. 1996'nın kasım ayı, Susurluk Kazası yeni olmuş. Televizyon haberlerini izliyorum, Başbakan yardımcısı, DYP lideri Çiller konuşuyor.
Kulaklarıma inanamıyorum.
Kazada ölen Abdullah Çatlı'yı savunuyor, vatansever ilân ediyor:
"Ülke uğruna, millet uğruna, devlet uğruna kurşun atan da, kurşun yiyen de her zaman için saygıyla anılır."
Aynen böyle diyordu Çiller.
Reuters haber ajansı da bu haberi dünyaya şöyle yayıyordu:
"Türkiye Başbakan yardımcısı Çiller, ünlü gangster Çatlı'yı savundu. Abdullah Çatlı, aşırı sağcı bir kanun kaçağıydı. 1970'lerde yedi solcunun öldürülmesinden sanıktı. İsviçre'de uyuşturucu kaçakçılığından sekiz yıl hapis cezası çekerken kaçırılmıştı."
Haberde bir eksik vardı:
Çatlı-Ağca ilişkisi...
Abdi İpekçi'nin katili Mehmet Ali Ağca, cinayeti işledikten sonra Abdullah Çatlı'nın evinde saklanmış, hapisten kaçtıktan sonra da yurt dışına çıkışını sağlayan sahte pasaportu kendisine veren yine Çatlı olmuştu.
Sonra ne yapmıştı Çatlı?
Devlet kendisini kullanmıştı. 'Derin devlet'e dahil edilmişti Çatlı.
18 yıllık bir kanun kaçağı olan, İnterpol'ca da aranan Çatlı nasıl mı kullanılmış olabilirdi? Kirli işlerde, hukuk dışı işlerde, faili meçhul cinayetlerde derseniz, bu işleri bilenlerin itiraz edeceğini sanmıyorum.
Susurluk işte buydu.
Hukuksuzluktu. Devletin kendini hukukla bağlı saymadığı, kanun kaçaklarını tetikçi olarak kullandığı, faili meçhul cinayetler için düğmeye bastığı bir dipsiz kuyuydu Susurluk. O dipsiz kuyunun karanlığında hukuk da, insan hakları da kaybolup gitti.
Hukuk devleti ne değildir derseniz, yanıtı Susurluk'tu. Demokrasi ne değildir derseniz, Susurluk'tu. Ve Susurluk'un yerine 'derin devlet'i koysanız da fazla değişen bir şey olmayacaktı.
Susurluk çözüldü mü? Hayır.
Derin devlet çözüldü mü? Hayır.
Nasıl çözülebilirdi ki?
Bir Başbakan, bir Başbakan yardımcısı kalkıp, bir Susurluk aktörünü, bir derin devlet tetikçisini, bir katliam sanığını, 18 yıllık bir kanun kaçağını vatansever ve kahraman ilan ettikten sonra, söyler misiniz, devletin içine çöreklenmiş hukuksuzluk odağı nasıl etkisiz kılınabilirdi ki?..(*)
Olmadı tabii.
Olmayınca ne mi oldu?
Abdullah Çatlı'ları kendilerine örnek alanlar, vatan adına cinayet işleyenler sahneye çıktı. Hrant Dink suikastının soruşturmasıyla ilgili haberleri dikkatle okuyor musunuz? Suikastla ilgili olarak Trabzon'da göz altına alınan Ahmet İskender şöyle demiş:
"Yasin Hayal bana hedefinin Abdullah Çatlı ve Mehmet Ali Ağca gibi olmak istediğini ve onları örnek aldığını söyledi."
Hrant Dink'i öldüren Ogün Samast ise bu cinayetin faili meçhul kalacağına inandığını, Yasin Hayal'in kendisinin kahraman olacağını söylediğini ifadesinde belirtmiş...
Çatlı'ların eline silah tutuşturup devlet adına kullanırsanız, onları başbakan olarak kahraman, vatansever ilân edersiniz sonunda olacağı buydu.
Çare ne mi?
Derin demokrasi!
Demokratik hukuk devletinin ipine sarılan kararlı liderlerdir, yürekli başbakanlardır, derin devlet yerine 'derin demokrasi'yi bu ülkede hâkim kılacak olanlar. Yoksa gün gelir onlar da kendilerinden öncekiler gibi o dipsiz kuyuda kaybolup giderler.
—————————————-
* Hasan Cemal'in 27 Kasım 1996 tarihli Sabah'taki "Bravo Çiller'e! Sonunda başardı, Çatlı'ya da sahip çıktı!" başlıklı köşe yazısı.
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|