Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 02 Şubat 2007 / Cuma  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Gül'le ufuk turu


Ankara dönüşü otomobilde haberleri dinlerken, spiker "Son sıcak gelişmeyi veriyoruz. Türk savaş gemileri Güney Kıbrıs önlerinde... Sıcak gelişmeleri, ilerleyen dakikalarda vereceğiz" dedi.
Bir gece önce, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'den "Dış ve iç politika ufuk turu" dinlemiştim. Konuşmanın çoğu "yazılmamak" üzereydi.
Ama... Ne yazılmak, ne de yazılmamak kaydıyla sözlerinde, Güney Kıbrıs sularında gemilerle bir bayrak gösterme ve askeri gözdağından izler yoktu.
Lübnan ve Mısır gibi ülkelerin şirketleriyle Rum yönetimi arasında Güney Kıbrıs sularını da kapsayan petrol araması anlaşmalarından söz ettiğimde, "Konunun, iddialarda yansıdığı gibi olmadığını, öyle bir sorunun bulunmadığını" söylemişti.
Yoksa... TSK'nın tavır koymasından birkaç saat önce, bunu bana açıklamayı sakıncalı mı görmüştü?
Kuşkulanmakta haklıydım. Daha önce benzer bir durum yaşamıştım.
Yıllar önceydi. Barzani'yle öğle yemeği yemiştik, az sonra Erbil'e geçeceğimi ve Talabani'yle randevum olduğunu biliyordu. Beni uğurladı. Erbil'e geçtim.
Ve müthiş bir sürprizle karşılaştım.
Saddam'ın güçleri Güney'den, Barzani Kuzey'den harekete geçmişti. Erbil işgal ediliyordu. Talabani kaçmıştı.
2 gün sonra Barzani'den "Savaşın düğmesine bastığımı nasıl söyleyebilirdim?" mesajını almıştım.
Aynı durum mu?
Neyse... Hemen ardından Genelkurmay açıklaması geldi:
"Türk savaş gemileri zaten o yörelerde bulunmaktaymış."
Ancak... Gene de bir rota kaydırmasıyla "Tanklara balans ayarı değil ama gemilere rota ayarı yapılmış olabilir" diye düşünüyorum.

SABAH 5'TE UYANDIRDIM
Yazılmamak sınırı dışında kalan birkaç söylemini ve izlenimlerimi yansıtayım:
"Kıbrıs, AB ve Irak gibi konularda dost ülkelerin yöneticileriyle bazen yoğun telefon diplomasi trafiği yaşıyoruz. Dr. Rice'ı (ABD Dışişleri Bakanı) sabah saat 5'te uyandırarak konuştuğumu hatırlıyorum. Görünenin derininde bir destek ağına sahibiz."
Gül, Dışişleri enerjisini Ada'ya odaklayarak politika yapmayı "sığ" buluyor.
Çözüm için bir üst bilinç düzeyine çıkarak, Kıbrıs'ı da kucaklayan daha "geniş vizyon" gerektiğine inanıyor.
Gül'ün elinde İngiliz kamuoyu şirketlerinin Güney Kıbrıs toplumunda yaptığı araştırmalar var.
"Savaşı görmemiş genç kuşakların bile Türklerle birlikte yaşamak istemediklerini" yansıtıyor.
Kuzey Kıbrıs'ın referandumda "EVET" sonucuna karşın, Güney'den çıkan "HAYIR" sonucunu, bu araştırmalar da vurguluyor.
Diplomatik ilişkilerde Türkiye'nin elini kuvvetlendiriyor.
Tabii... Ne olursa olsun Türkiye'nin AB üyeliğine karşı tavırdakilere etki yapmıyor ama Türkiye'nin yanında yer alanlar için iyi bir dayanak.
Özellikle Fransa için gazetelerle diyalog kurulmuş.
Danışman Ahmet Sever ve Paris'te diplomat Aydın Sezgin "iletişim projeleri" üretiyorlar.
Gene Ahmet Sever'in düzenlediği bazı geceler, Dışişleri konutunda yabancı gazeteciler, sanatçılar, aydınlar konuk ediliyormuş.
Gül'ün eşi Hayrünnisa Gül de, elçi eşlerine davetler veriyor.

KONUT GÖRÜNTÜLERİ
Dışişleri konutu, yeni ev sahipleriyle yeniden düzenlenmiş. "14. Louis el Abdul" denebilecek, öyle bas bas bağıran, altın yaldızlı koltuklar, gösterişli, kakmalı çay masaları falan yok.
"Az, çoktur" söylemini düşündüren "sade şık" görüntüler...
Gündüz yabancı büyükelçilerin eşlerine sunulan yemeklerden de tattık.
Beni etkileyen bir görüntüye işaret edeyim...
Servisi bir erkek ve -başı örtülü olmayan- bir genç kız yaptılar.
Sessiz, etkin ve ciddi. Servis yapan genç kızın tarzı ve yeteneği, turizm okulu diplomalı olduğu izlenimini veriyordu.
Dışişleri konutuna gelen yabancı diplomatlar ve devlet adamları için iyi bir görüntü.
Abdullah Gül'ün gerginlik üretmeyen siyaset anlayışının bir yansıması gibi algılanabilir.
........................
Gül ile hayli eskilere dayanan bir dostluğumuz vardır ama çok seyrek görüşürüz.
Sisler arasındaki duyarlı 2007 için parametreler saptamak üzere görüşmek istemiştim.
Nezaket gösterdi, konutunda konuk etti.
Cumhurbaşkanı seçimi ve diğer konularda izlenimlerimi gündemi değiştirecek bir şey olmazsa, yarın da sürdüreceğim.

gunericivaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Atatürkçü Düşünce!
ATATÜRKÇÜ Düşünce Derneği İkinci Başkanı Sayı...
Çetin ALTAN
'Şemsiyeyi kapatmak'
Bitip tükenmeyen bir övünme açlığı ile "onlar...
Melih AŞIK
İpekçi'yi anarken
Abdi İpekçi'yi ölümünün 28'inci yılında mezar...
Fikret BİLA
Baykal: KKTC denizde egemenlik alanını ilan etmeli
Güney Kıbrıs yönetiminin, Doğu Akdeniz'de pet...
Hasan CEMAL
Dipsiz kuyuda kaybolup gitmek!
Aradan 11 yıl geçmiş. 1996'nın kasım ayı, Sus...
Güneri CIVAOĞLU
Gül'le ufuk turu
Ankara dönüşü otomobilde haberleri dinlerken,...
Abbas GÜÇLÜ
Topbaş da korkuyor
İstanbul'un en önemli sorunu ne? Trafik mi, h...
Hurşit GÜNEŞ
Çok çalışmak ne sağlar?
Ülkemiz uyanık insanlarla doludur. Aslında bi...
Sami KOHEN
ABD ile "ortaklık" tehlikede
ABD Temsilciler Meclisi'ne önceki gün sunulan...
Metin MÜNİR
En komik olan kazansın
Bu Avrupalılar bazen çok komik oluyor.
Faik ÖZTRAK
Her derde deva dış ticaret rakamları
Geçen yılın dış ticaret rakamları belli oldu....
Hasan PULUR
Bu mahkeme de faşist mi ne?
EEEE, n'oldu şimdi?
Derya SAZAK
CHP soruşturması
Hrant Dink soruşturmasını Meclis'e taşıyor CH...
Meral TAMER
Okuma - yazma bilmeyen güneş enerjisi "mühendisleri"
Bir okul düşünün; ücra bir köyde...
Ece TEMELKURAN
Yersen!
Bu komplolu, ajanlı, gizli örgütlü filan sist...
Güngör URAS
Piyasalar coşuyor, ekonomi küçülüyor
"Piyasacılar"a (Anadolu anlatımıyla, "Paradan...
M. Ali BİRAND
Ermeni tasarısı geldi. Şimdi ne yapmalıyız?
Geçen yıl, Avrupa Birliği ile Türkiye arasınd...

© 2006 Milliyet