Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 02 Şubat 2007 / Cuma  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Derin devlet iyi gelir:
Yersen!


Bu komplolu, ajanlı, gizli örgütlü filan sistemlerden pek anlamamama rağmen şöyle düşünüyorum:
Herhalde derin devlet denen şey bu kadar sığ, bu kadar dibi görünen bir şey olmasa gerek.
Gizli mizli bir şey olsa gerek bu derin devlet. Karanlık filan bir şey. Bu kadar "aydınlatılmamış" olmaması icap eder herhalde.
Başbakan'ın buyurduğu üzere Osmanlı'dan beri geleneğe bağlandığına göre kurumsallaşmış bir şey olduğunu da tahmin edebiliyorum. Maceracı çoluk çocuğun kafaya göre takıldığı ya da yarı mistik bir mecra olmaması icap eder. Bizdeki "Alo! Derin devlet" hattına bağlanacak kadar ortalıkta olduğuna göre o kadar da derin olmaması lazım gelir.

Derinlik sarhoşluğu
Yani kimin ne yaptığı veya yapmadığı bu kadar ortadayken Hrant'ın sebebi olarak hâlâ derin devleti gösterdiklerine göre ben tam anlayamadım bu "derinlik sarhoşluğunu". Zira herkes sarhoş gibi, derin devlet diye bir muallaka, karambole bağlıyorlar işin ucunu. Kimin suikastı haber verdiği belli, kimin haberi duymadığı, duymazdan geldiği belli. Neresi derin? Ben orasını pek bilemedim. Yoksa acaba bugünlerde son derece popüler olan o fındık reklamında dendiği gibi bir durum mu var?
Günde bir avuç derin devlet bünyeye iyi gelir. Yersen!

Gargara olarak 'derinlik'
Bizim ve kendilerinin bilemeyeceği, ulaşamayacağı, değiştiremeyeceği bir şey olduğunu söylüyorlar. Yok böyle bir şey. Bu ülkede bu kadar siyasi cinayet işlendi, "derin devlet" her neyse ortaya çıkarıldı. Susurluk kazasından sonra bütün isimler "derin devletin" soyağacı gibi gazetelerde yayımlandı. Hatta o kadar çok isim ve bağlantı ortaya çıktı ki çoğumuzun kafası karıştı ve bir noktada ucunu bıraktık.
Normal olarak bıraktık çünkü ne işimiz bu ülkeyi yönetmekti ne de ajanlık yapmak zorundaydık. Ama ipin ucunu hiç bırakmaması gerekenler, daha işin başında, biz ışıklarımızı açıp kapatırken bile ellerini dokundurmadılar. Zira bu düzen böyle gidecekti, pireler develeri yutacaktı. O kazadan ve derin devletin soyağacının yayımlanmasından on yıl sonra hâlâ tutunulacak "derin devlet" adlı bir dal olması için o mistik muallakın bozulmaması, ortada bir gizlilik ve derinlik varmış gibi yapılması gerekiyordu. Yapıldı da.
Ve hâlâ komikleşmiş bir klişe olarak "derin devlet" diyebiliyor iktidardakiler. İşin içine derinlik girince de gerisini sormak mümkün olmuyor. Sorsak bile öyle inandık ki "derin" olanın dokunulmaz olduğuna, içimizin en derininde biliyoruz:
Bir şey değişmeyecek!

Derin kabullenme
Derin olan bizim bu kabullenişimizdir esasında. Daha Hrant gittiği gün sokaktaki insanların "Bir meczubu çıkaracaklar katil diye" demesinin, bu bilginin ve bu bilginin değişmezliğine olan inancın yarası derindir.
Her şey bu kadar ortadayken, Hrant'ı vuran adamların duvara yazı yazan üniversite öğrencileri kadar hapis yatmamış olması bu kadar ortadayken hâlâ "derin devlet" denebilmesi ve kalabalıkların buna inanabilmesi, inanmasa bile ses çıkaramaması derindir.
Köşelerde "derin devlet iyidir" yazıları çıkabilmesidir son derece derin olan. Yöneticilerin ve yönetilenlerin derin devletin varlığının değiştirilemez olduğuna dair söyledikleri, hatta "Derin devlet kötü bir şey olsa Avrupa'da niye olsun! Hepsinde var" tadında meşrulaştırma girişimleri son derece derindir. Beyaz bereler giyip gündüz saati adam öldüren, sokaklara dökülmüş bir "derin devlet"in hâlâ derin olduğunu savunabilenlerin durumu son derece derindir.
Velhasıl, derin devlet iyidir. Gündelik hayat faşizmine iyi gelir. Yersen!

ecetem@hotmail.com








Taha AKYOL
Atatürkçü Düşünce!
ATATÜRKÇÜ Düşünce Derneği İkinci Başkanı Sayı...
Çetin ALTAN
'Şemsiyeyi kapatmak'
Bitip tükenmeyen bir övünme açlığı ile "onlar...
Melih AŞIK
İpekçi'yi anarken
Abdi İpekçi'yi ölümünün 28'inci yılında mezar...
Fikret BİLA
Baykal: KKTC denizde egemenlik alanını ilan etmeli
Güney Kıbrıs yönetiminin, Doğu Akdeniz'de pet...
Hasan CEMAL
Dipsiz kuyuda kaybolup gitmek!
Aradan 11 yıl geçmiş. 1996'nın kasım ayı, Sus...
Güneri CIVAOĞLU
Gül'le ufuk turu
Ankara dönüşü otomobilde haberleri dinlerken,...
Abbas GÜÇLÜ
Topbaş da korkuyor
İstanbul'un en önemli sorunu ne? Trafik mi, h...
Hurşit GÜNEŞ
Çok çalışmak ne sağlar?
Ülkemiz uyanık insanlarla doludur. Aslında bi...
Sami KOHEN
ABD ile "ortaklık" tehlikede
ABD Temsilciler Meclisi'ne önceki gün sunulan...
Metin MÜNİR
En komik olan kazansın
Bu Avrupalılar bazen çok komik oluyor.
Faik ÖZTRAK
Her derde deva dış ticaret rakamları
Geçen yılın dış ticaret rakamları belli oldu....
Hasan PULUR
Bu mahkeme de faşist mi ne?
EEEE, n'oldu şimdi?
Derya SAZAK
CHP soruşturması
Hrant Dink soruşturmasını Meclis'e taşıyor CH...
Meral TAMER
Okuma - yazma bilmeyen güneş enerjisi "mühendisleri"
Bir okul düşünün; ücra bir köyde...
Ece TEMELKURAN
Yersen!
Bu komplolu, ajanlı, gizli örgütlü filan sist...
Güngör URAS
Piyasalar coşuyor, ekonomi küçülüyor
"Piyasacılar"a (Anadolu anlatımıyla, "Paradan...
M. Ali BİRAND
Ermeni tasarısı geldi. Şimdi ne yapmalıyız?
Geçen yıl, Avrupa Birliği ile Türkiye arasınd...

© 2006 Milliyet