Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 02 Şubat 2007 / Cuma  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten

Ermeni tasarısı geldi. Şimdi ne yapmalıyız?


Geçen yıl, Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki tren kazasından söz ettik. Olacak mı, olmayacak mı derken, kazayı yine de ufak tefek yaralarla atlattık.

Bu yıl gündem de ise, Türk- Amerikan ilişkilerindeki olası tren kazası var.

Bu defaki kaza, Ermeni soykırım iddialarıyla ilgili.

Yıllardan beri hep aynı senaryo yaşanır. Nisan ayı yaklaştıkça, Ermeni taraftarı Amerikalı Temsilciler harekete geçerler ve ABD Kongresi'ne soykırımı resmen kabul ettirmeye çalışırlardı. Oylanmak üzere Temsilciler Meclisi'ne bir tasarı yollanır, bunun üzerine de Ankara, Washington'daki yönetimin kapısını çalardı. Stratejik önemden tutun da, silah ihalelerine kadar, geniş bir yelpaze içinde uyarılarda bulunulurdu. Ankara-Washington aksında haftalarca kriz yaşanır ve genelde de, dönemin yönetimi "Türkiye'nin stratejik öneminin büyük olduğuna" dikkat çekip, tasarıyı engellerdi.

Bu yıl da aynı senaryo yaşanacak.

Ancak bu defa işler çok daha ciddi. Galiba bu defa Ermeniler istediklerini elde edecekler gibi görünüyor. Daha önceki yılların aksine, bugün rüzgarlar Ermeniler'den yana esiyor. Temsilciler Meclisi Başkanlığı'na Ermeniler'i tüm kalbiyle destekleyen Nancy Pelosi geldi. Genelde Ermeniler'e sempatiyle yaklaşan Demokratlar'ın sayıları arttı. Daha da önemlisi, Türkiye lehindeki lobinin en güçlü kurumu sayılan Beyaz Saray'ın zayıf bir konuma girmesi. Başkan Bush'un eski ağırlığı yok.

Peki bundan sonra ne olacak?

Bizim en büyük alışkanlığımız, yumurtaların kapıya dayanmasını beklemektir. Yumurtalar kırılmaya başlamalı ki, bizler ayağa fırlayıp önlem aramaya başlayalım. Sağa sola tehditler savuralım, ihaleleri vermeyeceğimizi, ambargo uygulayabileceğimizi söyleyelim.

Eskiden böyleydi. Tehditler savurur, istediğimizi kabul ettirir ve ardından da kış uykusuna yatardık. Hiçbir hazırlık yapmaz, yeni politikalar araştırmazdık.

Bu defa durum çok farklı.

Tren kazasına çok az zaman kaldı. Artık tehditlerle işin içinden sıyrılmak güç.

Artık uyanıp, eski alışkanlıkları bir yana bırakıp, kendimize yeni bir politika oluşturmak zorundayız. Artık eski söylevlerden kurtulmak, başka bir gözle bakmak ve soykırım lekesinden kurtulmamız kaçınılmazlaşıyor.

Yumurtanın kırılmasını beklemeyelim.

* * *

DÜNYAYI ŞAŞIRTMAKTAN BAŞKA ÇAREMİZ KALMADI

Belki bizler ciddiye almıyoruz, ancak Ermeni soykırım iddiaları giderek ciddileşiyor. Her yıl bu resmi kıskaç biraz daha daralıyor. Bugüne kadar 18 ülke parlamentosu, Türkiye'nin Ermenileri soykırıma uğrattığı yolunda karar almış. Sırada bir bu kadarı daha var.

Bu manzara karşısında, bırakın rahatsız olmayı, paniklememiz gerekir. Bugün bu kararı alan parlamentolar, yarın "Ermeni soykırımını reddetmenin suç sayılacağı" kararını da alacaklardır. Bir süre sonra, hükümetlerine dönecekler "Türkiye'ye, soykırımı kabul etmesi için yaptırım uygula" diyeceklerdir. Daha sonra da, olaylarda hayatını kaybetmiş olan Ermeniler'in ailelerine tazminat ödenmesi gündeme getirilecektir.

Hele ABD Kongresi'nin önüne gelen son tasarı geçerse, iplik söküğü etkisi yapacak ve diğer ülkeler de harekete geçeceklerdir.

Türkiye artık bu gerçeği görmeli ve gerçekçi adımlar atma cesaretini göstermelidir. Artık, "Bizler haklıyız, Ermeni diasporası dünyayı aldatıyor" diyerek bir yere varılamaz. Artık, belgesel yayınlayarak, kitap dağıtarak, konferanslar düzenleyerek uluslararası kamuoyu etkilenemez.

Tren kaçırılmıştır.

Eğer soykırım suçlamasından kurtulmak veya hiç değilse bir süre daha ertelemek istiyorsak, o zaman dünyayı şaşırtacak adımlar atmak zorundayız.

Tercih çok açıktır.

Ya bugünkü politikalar aynen sürdürülecek (yani bol laf üretilecek ve sadece Ermeni lobisi suçlanacak) sonunda da soykırım duvarına sıkışılacak veya bambaşka yaklaşımlar benimsenecek ve insanların kafası karıştırılacak.

İşte sırf bu nedenle geçenlerde "Ermenistan ile diplomatik ilişki kurabilme" amacıyla, ön koşulsuz masaya oturulması fikrini desteklemiştim. Ermeni lobisiyle başa çıkılamayacağı için, Erivan'ı muhatap almanın önemine değinmiştim. Sınır kapısının açılmasının sağlayacağı yararlara dikkat çekmiştim.

Göreceksiniz, sadece bunlar da yetersiz kalacak. Uluslararası kamuoyunu hayretler içinde bırakacak cesarette başka yaklaşımlar da gerekecek.

Soykırım lekesi ne yazık ki anlımıza vurulmak üzere. Bu lekeden kurtulmanın tek yolu, kabuğumuzu kırmaktan geçiyor. "Aman Azeri kardeşlerimizi kızdırmayalım" veya "aman milliyetçi-ulusalcı kesimi ayaklandırmayalım" diye kendimizi sınırlarsak, ülkemize yazık ederiz. Torunlarımıza, kendi beceriksizliğimizden dolayı, hak etmedikleri kara bir leke bırakırız.

Ben, ABD Kongresi'ndeki ve yeni gelecek olan soykırım tasarılarını engelleyebilmenin başka bir yolunu göremiyorum.

(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )

mabirand@e-kolay.net








Taha AKYOL
Atatürkçü Düşünce!
ATATÜRKÇÜ Düşünce Derneği İkinci Başkanı Sayı...
Çetin ALTAN
'Şemsiyeyi kapatmak'
Bitip tükenmeyen bir övünme açlığı ile "onlar...
Melih AŞIK
İpekçi'yi anarken
Abdi İpekçi'yi ölümünün 28'inci yılında mezar...
Fikret BİLA
Baykal: KKTC denizde egemenlik alanını ilan etmeli
Güney Kıbrıs yönetiminin, Doğu Akdeniz'de pet...
Hasan CEMAL
Dipsiz kuyuda kaybolup gitmek!
Aradan 11 yıl geçmiş. 1996'nın kasım ayı, Sus...
Güneri CIVAOĞLU
Gül'le ufuk turu
Ankara dönüşü otomobilde haberleri dinlerken,...
Abbas GÜÇLÜ
Topbaş da korkuyor
İstanbul'un en önemli sorunu ne? Trafik mi, h...
Hurşit GÜNEŞ
Çok çalışmak ne sağlar?
Ülkemiz uyanık insanlarla doludur. Aslında bi...
Sami KOHEN
ABD ile "ortaklık" tehlikede
ABD Temsilciler Meclisi'ne önceki gün sunulan...
Metin MÜNİR
En komik olan kazansın
Bu Avrupalılar bazen çok komik oluyor.
Faik ÖZTRAK
Her derde deva dış ticaret rakamları
Geçen yılın dış ticaret rakamları belli oldu....
Hasan PULUR
Bu mahkeme de faşist mi ne?
EEEE, n'oldu şimdi?
Derya SAZAK
CHP soruşturması
Hrant Dink soruşturmasını Meclis'e taşıyor CH...
Meral TAMER
Okuma - yazma bilmeyen güneş enerjisi "mühendisleri"
Bir okul düşünün; ücra bir köyde...
Ece TEMELKURAN
Yersen!
Bu komplolu, ajanlı, gizli örgütlü filan sist...
Güngör URAS
Piyasalar coşuyor, ekonomi küçülüyor
"Piyasacılar"a (Anadolu anlatımıyla, "Paradan...
M. Ali BİRAND
Ermeni tasarısı geldi. Şimdi ne yapmalıyız?
Geçen yıl, Avrupa Birliği ile Türkiye arasınd...

© 2006 Milliyet