|
"Saat durmuş ve ocak da tütüyorsa..."
Bugün cumartesi, tatil günü.
Yüzlerce yıldan bu yana ülkesinde hiçbir gazeteci, yazar, şair, sanatçı, bilim adamı öldürülmemiş, içeri tıkılmamış, sürülmemiş, kahredilmemişçesine; huzurun, refahın, gelişmişliğin yarattığı, lezzetli bir hayatın yeni bir gününe daha başlarmışçasına; kendinizi ister yumuşak bir yün yumağı gibi, ister formunda çevik lastik bir top gibi hissedin.
İster gerine esneye açın gazeteleri, ister kabına sığamayan bir tenis şampiyonu enerjisiyle...
Ve düşünün ki, kendisince düşman gibi gördüğü gazetecileri, sokak ortasında vurup öldürüveren katilleri de, karakollarda bir kahraman gibi alkışlayan polis ve jandarmaların bulunduğu ülkeler var bu dünyada.
***
Köyceğiz'de bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyor, şimşekler çakıyor ve gökler gümbür gümbür...
Sanki bir an önce şöyle sıcak bir savaşa girivermenin özlemleriyle; vurup kırıp öldürme ve ölme sar'asına tutulmuşların, göğüsleri üstünde dolaşmaya başlamış görünen Enver Paşa'nın gölgesine, protestolar çekiyor gökyüzü.
***
"Türk'e Türk'ten başka dost yok" saptaması, tüm dünyanın Türk düşmanı olduğunu da kafalara çivilemiş bulunduğuna göre; dize getirmek gerek bütün dünyayı.
Nasıl olsa muhtaç olduğumuz kuvvet damarlarımızdaki asil kanda mevcuttur ve Türk milletinin gücü, her sorunun üstesinden gelmeye kadirdir.
Biliyorsunuz ki biz, "koduk mu oturturuz".
Herkes ona göre yapsın hesabını ve denk alsın ayağını.
***
Bizim bir haftalık Köyceğiz pastoralindeki ağız mızıkası solomuz yine geldi sonuna.
Dünkü Milliyet'in sağ manşeti, bizim pancar motorunun yanında uzun bir şiş gibi uzanıyor gözüme:
"Belediye Başkanı Topbaş da şikâyetçi: İstanbul güvenli bir şehir değil"
***
Sağ manşetin altında da Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Sedat Ergin'in; katledilişinin 28. yıldönümünde mezarı başında anılan ve Sedat'ın gazetedeki bugünkü görevini, yıllar önce üstlenmişken öldürülüveren Abdi İpekçi'nin; beyaz bir mateme bürünmüş taşı yanında söylediği sözler var:
"28 yıl önce Abdi Bey'in cenazesi için Ankara'dan gelmiştim. 28 yıl sonra yine bir başka gazetecinin ölümüne tanıklık ediyoruz. Maalesef iyimser olamıyoruz"
***
Bir ülkenin yok edilmiş kalemler üstünde ne kadar yükselip yükselmediğini; maçlarda da bela çıkarmaya başlayan gençler, 40'ına geldiklerinde çok daha iyi görüp değerlendirecekler. Ne mutlu onlara!
***
Bu arada bendeniz, her karesi değişik renkte örülmüş kanape örtülerine, bir de renkli motiflerle bir yorgan eklemiş olan sevgili Kamer'in özel lokantasında; kolayından rastlanmayacak bir sofra zaferini midesel bir bayram sevinciyle kutlamadayım.
Yaşasın Kamer! Yaşasın Kamer'in çorbası, barbunyası!
***
Sofra zaferini, bayrak direklerinin bolluğuna ve uzunluğuna yakışan bir gururla kutlarken; Kamer'in mutfak yardımcısı 20 yaşlarındaki Türkan'ın da, çocukluk anılarından küçük bir cümlecik düştü sofraya.
Türkan'ın ailesi çok yoksul olduğu için kendisine bir bebek bile alamadığından; Türkan, bebek niyetine kucağına boş bir maden suyu şişesi alarak onunla oynarmış.
Ne yapalım, "süngüleri demir gibi ellerle kavrayıp, şanlara zaferlere adım adım yürümek"; taş bir bebekle oynamalarına yetmiyor, yoksul kız çocuklarının. Ama tabii "önce vatan"!
***
Kaldı ki, bebek niyetine boş bir maden suyu şişesiyle oynamak çaresizliğine düşmüş kız çocuklarından söz etmek, asla yakışmaz bir Türk yazarına.
Neden?
Çünkü bir Türk, bilir böyle bir şey yazmanın "vatanı ve milletiyle devletin bölünmez bütünlüğüne" ihanet olduğunu.
Bunu bilmeyene de, biliriz biz öğretmesini.
***
Başkentte Dikmen Deresi'ndeki gecekondu sahipleri, gecekonduları yıkmaya gelen polislerle dövüşe tutuşmuşlar, bol bol biber gazı sıkılmış.
İzmit'te de Tüpraş rafinerisindeki patlamada, büyük bir facianın eşiğinden dönülmüş.
Bunlar başka ülkeler de rastlanan münferit olaylar.
***
Kamer'in mutfak penceresi önündeki limon ağacında, salkım saçak en az yüz sarı limon sallanıyor.
Doğrusu tanrısal bir dekor mucizesi. Şanlı tarihimize layık, muhteşem bir limonlar saltanatı...
***
18. yüzyılda yaşamış olan İngiliz yazar ve ozanı Oliver Goldsmith, çocukluğu ve özyaşamı da incelenmesi gereken sanatçılardan...
Onun şiirlerinden birinde şöyle bir dize vardır:
"Saat durmuş ve ocak da tütüyorsa
Mutluluk yoktur öyle bir evde"
Aklıma Goldsmith de nereden gelmiş; ne bileyim ben.
***
Bugün cumartesi, tatil günü.
İçtihat kararlarının, tüm dünya hukukçularınca örnek alındığı bir ülkede yaşıyormuşçasına başlayın güne.
Malum ya Yahya Kemal de şöyle demiş:
"İnsan alemde hayal ettiği müddetçe yaşar"
Kendi ömrü içinde gerçekleştiğini hiç görmese de...
c.altan@prizma.net.tr
|
|